BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Başlatma senin röportajına!

Genç muhabir, o hafta, o sıralar şöhretinin zirvesinde bulunan genç bir erkek şarkıcıyla röportaj yaptı. Derginin tam ortasına gelen ve yan yana iki sayfadan oluşan “Özel Yaşam” röportajı, kocaman fotoğraflarla şahane görünüyordu. Ama…

Genç muhabir, bir sanat dergisinde çalışıyordu.
Aylık dergilerin lokomotifi, özel röportajlardır.
Bu muhabir de her ay bir yazarın, ya da bir dizi oyuncusunun veya bir futbolcunun evine giderek “Özel Yaşam” adı altında kapsamlı söyleşiler yapıyordu.
Ünlü misafirinin yirmi dört saatte neler yaptığını, ailesini, çocuklarını, sevinçlerini, hüzünlerini soruyor, foto muhabiri arkadaşının çektiği özel fotoğraflar eşliğinde “Özel Yaşam” sayfalarını hazırlıyordu.
***
Genç muhabir, o hafta, o sıralar şöhretinin zirvesinde bulunan genç bir erkek şarkıcıyla röportaj yapacaktı.
Yaptı da...
Müzik ve sanat ağırlıklı bu söyleşi, yine foto muhabirinin çektiği çok özel resimlerle süslendi.
Altı gün sonra dergi basıldı.
Genç söyleşi muhabiri, sanki ilk kez röportaj yapıyormuş gibi heyecanla aldığı derginin henüz üstünde tüten boya kokusunu içine çektikten sonra, hızlı hızlı kendi hazırladığı sayfayı açtı.
Derginin tam ortasına gelen ve yan yana iki sayfadan oluşan “Özel Yaşam” röportajı, kocaman resimlerle şahane görünüyordu. 
Konuştuğu genç şarkıcı sayfanın ortasında köpekleriyle objektife gülümsüyordu. “Ailem her şeyim” başlıklı sayfaların bir başka fotoğrafında şarkıcı, villasının bahçesindeki kuyudan su çekiyordu.
Bir şeyi çok beğenir, çok böbürlenip keyiflenirseniz, biraz ihtiyatlı olun; zira genellikle bir aksilik keyfinizin üstüne kibrit suyu sıkacaktır.
Yan odadan foto muhabiri arkadaşı elinde dergiyle ve felaket haberi vereceği belli bir suratla koşarak geldi:
- Sen ne yapmışsın be abi!
- Ne oldu ki?!
- Ne demek bu, “Rahmetli babası mezarında oğluyla gurur duyuyordur şimdi...”
- Ne var bunda?
- Yahu adamın babası yaşıyor!
Vücudunu sıcaklık bastı genç muhabirin...
- Yapma yaa!! Ben onu şey etmiştim, adamın öldüğünü bir yerlerde okumuştum sanki…
On altı bin dergi yeniden basılamazdı. Bırakın yeniden basılmayı, böyle bir yanlışlık muhabirin işten atılmasına bile sebep olabilirdi.
Genç muhabir, fotoğrafçı arkadaşına biraz da yalvaran gözlerle baktı:
- Kimseye söylemesek...
- Duyarlar be abiciğim duyarlar. Ot, taşın altında kalmaz! Bir şekilde çıkar bu iş meydana... Saklanacak şey mi bu?
Derginin piyasaya sürülmesine iki gün vardı.
***
Mesai bitmek üzereydi. Genç muhabir, elindeki dergiyi koltuğunun altına saklar gibi sıkıştırarak iş yerinden çıktı...
Ne yapacağını bilemiyor, eve gitmek istemiyordu.
İlk üzüntü ve şaşkınlığını attıktan sonra, ikincisi aklına geldi; röportaj yaptığı şarkıcının yüzüne nasıl bakacaktı?
***
“Ertesi sabah yaşadığım şoku ömür boyu unutamam” diye anlattı bana muhabir... 
“Günlük bir gazeteyi açtığımda, röportaj yaptığım genç şarkıcının babasının ölüm haberini gördüm!”

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
628848 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/sadik-soztutan/628848.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT