BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Mesaj dili ve edebiyatı

Salih Uyan
Facebook

Her bayram olduğu gibi, bu bayramda da namaz sonrasında yoğun bir mesaj mesaisi yaptım. Bu arada metin tabanlı tebrikleşme ve toplu mesajların cemiyet hayatımıza etkilerine dair bazı çıkarımlarda bulundum.

Bilim dünyasına katkı sağlayacak bir sonuç çıkmadı belki ama yine de paylaşmak istiyorum.
***
Bayramda herkese aynı mesajı gönderenler, en kalabalık grubu oluşturuyor. En rahat grup da bunlar. “Aman, toplu mesaj olduğu anlaşılmasın” gibi bir kaygıları hiç yok. Neyse o yani! Olayı hiç şahsileştirmiyorlar.
En seyrek grup ise gerçekten kişiye özel mesaj yazanlardan oluşuyor ve bunların sayısı yüzük parmağını pek geçmiyor. Bu grubun en büyük kaygısı, mesajın toplu zannedilmesi. Bu yüzden mesajın size özel olduğunu hissettirecek ifadeler ekliyorlar mutlaka. “İyi gezdin maşallah. Safranbolu güzel ama değil mi?” gibi…
Toplu mesaja karşı gibi görünüp, farklı taktiklerle özelleştirme çabasına girenlerse iki alt gruba ayrılıyor.
Birinci grup hibrit modeli tercih ediyor. Yani önce bir metin hazırlayıp kopyalıyorlar. Sonra mesajın baş tarafına rehberdeki isimleri yazıp, sırayla yapıştırıyorlar. Her ne kadar bir “kopyala-yapıştır” konforu olsa da bu grup da takdiri hak ediyor. Çünkü rehberdeki herkese bu operasyonu yapmak oldukça yorucu. Gerçi bazen karışıklıklar olabiliyor. Geçen bayram “Sevgili Yeğenim” diye başlayan bir mesaj almıştım mesela. Gönderen kişi de dayım değildi.  
İkinci grupta ise hiç çaba harcamadan toplu mesaja özel süsü vermeye çalışanlar yer alıyor. Bunlar uyanık geçiniyor ve hitap kısmına herkese uyacak cinsten bir şey yazıp, toplu mesaj algısını kırmaya çalışıyorlar. “Sevgili kardeşim, değerli dostum” gibi. Bu kişiler ayrıca cümlelerde ikinci tekil şahıs kullanarak, senli-benli bir samimiyet ortamı oluşturuyorlar.
Kimse yemiyor tabii.
***
Bayram mesajları, metnin uzunluğuna bağlı olarak da üç gruba ayrılıyor.
Birinci grup oldukça öz ve sade bir şekilde yazıyor. “Mübarek” ile başlayıp “ederim” diye biten direkt mesajlar yani.
İkinci grup biraz laf kalabalığı yapsa da mesajı tek nefeste okuyabiliyorsunuz.
Ama öyle bir grup var ki yazdıkları mesajlar, koşma ile destan arası bir hacme sahip olabiliyor. Metanetini kaybetmeden metnin sonuna gelebilenler, baş tarafı tamamen unutmuş oluyor. Yürek telini titreten tatlı bir esinti, gönüllere ilmik ilmik dokunan bir huzur iklimi, küskünlerin barıştığı, duyguların yarıştığı, mutluluğun sele karıştığı eşsiz bir zaman dilimi vs.
***
Bazen toplu mesaj metinleri, rehberde yer alan kişilerin sosyokültürel yapısına bağlı olarak iki farklı şekilde hazırlanabiliyor. Bu metinlerin bir tanesi mutluluğa ve barışa vurgu yaparken, diğeri asıl bayramın son nefeste iman olduğunu hatırlatıyor. Sonra nabza göre yapıştırılıyor.
Dinî literatürü popüler kültürle kaynaştıranlar da “Rahmet sağanağında şemsiyesiz kalasın” veya “Kabir suallerinden ful çekesin” gibi sevimsiz mesajlar atabiliyorlar.
Kafiye kaygısı taşıyanların sayısı da az değil. Ama "Dana, koyun, kuzu, hepsi leziz hayvanlar. Gez, eğlen, uyu, sana iyi bayramlar” şeklinde bir mesaj alınca, insanda kaygı bozukluğu oluşuyor.
Emoji kullanım sıklığı, genelde yaşla birlikte artıyor. Eğer lale, gül, kalp ve çeşitli şekillerde gülen yüzlerin arasında kelimeleri bulmakta zorlanıyorsanız, bu mesaj genelde aile büyüklerinden gelmiş oluyor.
Bir de geçen bayram sadece koyun resmi gönderen birisi oldu. Ben de görsel iletişimin dozunu artırıp, cevaben bir büyükbaş görseli göndermiştim.
 
İtiraf
 
Birkaç bayram önce rehberimdeki kişilere toplu bayram mesajı gönderdim. Ama mesajın toplu olduğu anlaşılmasın diye ben de kendimce bir numara çekip, şöyle yazdım;
“Hocam, toplu mesajla bayramlaşma olayı bana hiç samimi gelmiyor. O yüzden bu sefer özel yazayım dedim. Bayramın mübarek olsun.”
Ve bu mesajı akrabalar ve samimi olmadığım kişiler hariç rehberimdeki herkese gönderdim. Çünkü “hocam” hitabı geri kalan hemen herkese uyuyordu.
İnsanlar öyle duygulandılar ve öyle güzel cevaplar yazdılar ki bir süre sonra vicdan azabı çekmeye başladım. “Bizi utandırdın abi!” diyenlerle “Helal olsun, işte bu!” diyenler birbirine karıştı.
Sonuçta vicdan azabını hafifletmek için yaptığım şeyi itiraf ettim.
Yine toplu mesajla tabii.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619889 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/salih-uyan/619889.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT