BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

O ekmek fırından çıkmış olsaydı

Ünal Bolat
Facebook
“Pandemi günlerinin zirvede olduğu Arefe günüydü… Fırından mis gibi ekmek kokuları geliyordu”
 
İnsanlar bu fırına özel ekşi mayalı ekmek almaya geliyordu. Gerçekten kaliteli ekmekler vardı. Mısır ekmeği, karabuğday ekmeği, siyez ekmeği ne ararsan…
Ama fırın olmakla birlikte yan tarafında da pastane özelliği olan bir yerdi…
Sıra bana geldi. Ekmek siparişimi verdim. Dilimlemek için ekmeği aldı tezgâhtar…
Bir diğer ekmeğin de fırından çıkmak üzere olduğunu söyledi.
İyi ki de ekmek fırından daha çıkmamıştı. Biraz kenara çekilerek beklemeye başladım. O sırada otuz beş kırklı yaşlarda bir anne yaklaştı tezgâhtara biraz mahcup sesle bir şeyler söyledi…
Ne söylediğini anlamak imkânsızdı… Tezgâhtar biraz farklı bir istek olsa gerek anlamak için dikkat kesildi… Ardından başını iki yana salladı:
-Yok, dedi…
Kadıncağız geri döndü… Boynu bükük hâlde bir çocuğa baktı… Fırının kapısından içeri giremeyen çocuk sekiz on yaşlarındaydı…
Bir an kararsız kaldım… Sonra duramadım… Hemen tezgâhtara yöneldim.
-Ekmek istedi ise hemen verin, ücretini ben vereceğim…
-Yok abi, ekmek değil…
-Peki ne istedi ki?
-Şey, eskiden kalmış artan baklava var mı diye sordu… Bizde bayat ürün bulunmaz…
Aman Allah’ım… Hemen kapıdan çıkmak üzere olan anneye ve çocuğa seslendim.
-Ablam bir dakika dedim… Yanlarına gittim. Küçük çocuğu göstererek “ne istemişti yavrucak, ben alıvereceğim” dedim usulca…
“Amcası dünden beri canı paklava (baklava) çekiyor. Yarın bayram. Benim de yirmi lira param var. Gücüm yetmiyor.
-Tamam ablam… Bir dakika…
Hemen tezgâhtara döndüm… Tezgâhta ışıl ışıl parlayan yeni baklava tepsisinde Arefe günü bir kilo kadar baklava kalmıştı…
“Oradaki baklavayı paket eder misiniz” dedim…
Paket yapıldı… Çocuğa baklavasını verirken anne elindeki yirmi lirayı bana uzatıyordu… “Bu kadarını olsun alın. Allah sizden razı olsun…”
“Ah ablacığım, o nasıl söz… Bu baklava minik yavruya minik bir hediye” dedim. Bir miktar da nakit çıkarıp vererek “bununla da bayramlık bir şey alırsın” dedim… Dua dua dua…
Neyi anladım biliyor musunuz? O ekmek fırından çıkmış olsaydı sıcak ekmeği beklemem gerekmeseydi ekmeği aldığım gibi çıkıp gidecek arabama binecek evime yönelecektim. Hiç etrafımıza bakmıyoruz… Kimseyi görmüyoruz. Kimseye dikkat etmiyoruz… Allah’ım o annenin ettiği dua, o minik yavrucuğun boynu bükük sevinci… Ne kadar maliyetsiz ne kadar büyük sevap… Allah’ım bunu bana nasip ettiğin için sonsuz şükürler olsun…
İsimsiz - İstanbul
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
614777 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/614777.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT