BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hem üzüldüm hem şaşırdım...

 “Bu duruma geleceğimiz açısından hem çok üzüldüm hem büyük bir şaşkınlık yaşadım...”
 
Salgın sebebiyle uzaktan çalışmaya geçen bir şirkette vazife yapmaktayım. Fırsat olduğundan köyümden bu çalışmayı yapmaya karar verip ailece baba ocağımıza geldik. İlk günlerde o kadar mutluyduk ki anlatamam. Müthiş bir sevinç yaşıyorduk. Çocukken biriktirdiğimiz hayallerimiz canlanıyordu sürekli zihnimizde.
Evimiz köye 100 -150 metre uzaktaydı. Köylülerimize muhabbet etmek onlarla birlikte olmak müthiş haz veriyordu.
Genelde çok erken kalkarım. Köyde de aynı şekilde erken kalkıp kuş seslerini ve köyün uyanışını izlerim. Kuş sesleri, kuzuların melemesi, çan takılmış ineklerin yürüyüşü…
Fakat birkaç hafta geçince bir şey fark ettim. Aaa köyümüzde kocasına bizim oranın tabiriyle çemkiren köylü kadınları, hanımına bağıran köylü erkeklerin sesi beni şaşırttı!..
Bir baktım neredeyse hemen her evde hemen her sabah karı koca kavgası oluyordu. Hele bir sabah kadının kocasına "Yeteeeerrrr, Yeteeeerrrr" diye bağırdığını duyduğum gün yıkıldım. Sanırım artık o dingin ve bilge köylümüz gitmiş, yerine psikolojisi bozuk kimseler türemiş.
Çocukluğumda da köyüme giderdim. Köylü ninelerimizin dingin, derin ve nurlu hâli çocuk zihnimde nasıl bir saygınlık uyandırırdı. Tarifsiz bir iç huzuru hissederdim. Anneannemi ve dedemi dakikalarca izlediğimi hatırlıyorum. Peki, o zamanlar geçimsizlik kavga hırgür yok muydu? Muhakkak vardı. Ama o insanların cevabı ve birbirine karşı tavrı da çok sessiz ve inceydi.
Bir defasında "köyün delisi" sokaktan geçerken anneanneme “bu kim?” demiştim? Rahmetli anneannem “dedenin arkadaşı” demişti. Dedem de oradaydı, dedeme döndüğümde rahmetli o kadar memnun bir ifadeyle tebessüm etmişti ki hâlâ gözümün önündedir. Anneannem ve dedem kim bilir ne yaşamıştı. Nasıl bir incelik, nasıl bir derinlik, nasıl bir mizah...
Ama onlar gitmiş birbirine bağıran çağıran, hatta küfreden; hayvanları dahi iten kakan, döven, aç bırakan, geçimsiz ve ukala dedeler ve nineler gelmiş köylerimize.
Her şey ekonomi değil sevgili dostlar, her şey ekonomi değil sevgili köylüm, her şey ekonomi değil...
30 bin dolar aylık gelirimiz ve birbirimizle yarışarak avlularımıza sıraladığınız en son sistem tarım aletlerimiz ve traktörümüz olsa ne olur. Bizler insanlığımızı, değerlerimizi, kültürümüzü kaybettikten sonra…
Meksika şapkalı, her şeyi bildiğini sanan geçimsiz, dedeler ve nineler var köylerimizde artık...
        Rumuz: "Şaşkın"
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620009 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/620009.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT