BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Beğenmediğimiz yatılı okul...

Konuşmakta zorlanıyor, düşüncelerimi toparlayamıyordum. "Taksi… Taksi…” diyebildim.
 
Akşehir Öğretmen Okulunda öğrenciyim. Yıl 1974 olmalı…
Dokuz günlük bayram tatilinde memlekete gitmemiştim. Evci arkadaşlar tatil süresince dairelerinde kalabileceğimizi söylediler. Alt sınıflardan Ahmet’i de yanıma alıp girdik daireye. Böylece birkaç gün de olsa yatılı okulun kurallı hayatından kurtulacaktık.
Hayat iyi gidiyordu. Yeme, içme, ısınma her şey güzel… Bir gün banyo yapmak geldi aklıma. Sobayı yaktım. Ahmet’e söyleyip girdim banyoya. Birden başım döndü. Ne olduğunu anlamadan hayal meyal düştüğümü hatırlıyorum.
Meğer sobadan sızan duman buhara karışmış. Oksijensiz kalarak baygınlık geçirmişim. Yani ölüme giden yola girmişim...
Gözümü açtığımda kendimi holde buldum. Uzun süre geçtiği hâlde banyodan çıkmadığımı fark eden Ahmet kapıyı zorlayarak açmış. Beni çekip dışarıya çıkarmış.
Konuşmakta zorlanıyor, düşüncelerimi toparlayamıyordum.
"Taksi… Taksi…” diyebildim.
O tarihlerde “çağır ambulans gelsin” kolaylığı yoktu. Yoktu öyle bir şey… Biraz sonra üç abi beni alıp hastaneye götürdüler.
Oksijen çadırında kendime geldim. Derken normal odaya alındım. İki yataklı bir odaydı. Ahmet yanımda. Olanları anlattı. Kendisine teşekkür ettim.
Ahmet tatlı tatlı sohbet ederken hastaneyi inleten bir sesle irkildik. Zaman geçtikçe ses daha da yükseliyordu. Az sonra sedye üzerinde birini aldılar benim odama. Adamı dört kişi kontrol etmekte zorlanıyordu. Hemşirenin boş bir anında “Ne olmuş bu adama?” diye sordum. İntihara teşebbüs etmiş, kendini asarken eşi ipi kesmiş” dedi.
“Bu adam benim yanımda mı kalacak?” sorusuna “Evet…” cevabını alınca büsbütün korku sardı beni.
“Odamı değiştirin” isteğim kabul görmedi. Ahmet de sabah gelirim diyerek çekip gitti. Kendime boş yataklı bir oda aradım. Buldum. Orada sabahladım. Ahmet beni odamda göremeyince diğer odaları gezmiş. Buluştuk. Kimseye bir şey söylemeden hastaneden çıktık. Doğru okula…
Meğer sıkıldığımız kurallar ne güzelmiş. Birçok kural aslında birçok kazadan beladan korumak için konuluyormuş. Ne büyük nimetmiş yatılı okul. Hamd olsun sonsuz kudret sahibi Allahü teâlâya…
      Abdullah Aydın-Hatay
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621007 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/621007.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT