BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“Dünyanın en güzel aşk hikâyesi”

Bugün Cengiz Aytmatov’un vefat yıl dönümü… 2008’de ölen bu ünlü yazar, edebiyatçı, siyasetçi aklıma geldikçe Mehmet Emin Yurdakul’un şu mısraları gelir hatırıma:
“Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et;
Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.”
Peki niçin? Kırgızistan’da babası hem de gözlerinin önünde kurşuna dizilen ve o günden sonra ömrünün sonuna kadar 300 milyonluk Türk dünyası için kalem olup haykıran; haykırışları değil Kırgızistan’da dünyanın 150 ülkesinde yankılanan ve dünya durdukça da yankılanacak olan bir çocuğun Türk edebiyat dünyasını öksüz bırakıp gitmesinden olsa gerek.
Sanat ve edebiyatın bir milletin çimentosu olduğunun farkına varılsaydı bizim aydınımız, bizim entelektüelimiz siyasetçimiz, iş adamımız vb. Cengiz Aytmatov’un -Kırgızistan’dan çıkıp dünyaya yayılan- millî birlik frekansını algılama yeteneğine sahip olsalardı söz konusu öksüzlüğü fark ederler, dost kim, düşman kim ayırt ederlerdi. Birbirine kenetlenmeyen kavimlerin nasıl pay edildiklerini bilir dolayısıyla verecekleri kavganın yönünü ve şeklini yeniden gözden geçirirlerdi.
Yıl 1987... Ben o zaman Türkiye gazetesinde Kültür Sanat sayfasının yönetmenliğini yapıyorum.
Bir gün Milli Eğitime giderken Ararat Yayınevi’nde -Ararat, Ağrı Dağı'nın Ermenice adıdır- Cengiz Aytmatov’un “Gülsarı” ve “Cemile” kitaplarını gördüm. “Gün Uzar Yüzyıl Olur” da o yıllarda Cem Yayınevi’nden çıkmıştı. Baktım bu kitaplar bizim millî hasletlerimizi anlatıyordu.
O sene, bir vesile ile Azerbaycan’dan gelen felsefe Profesörü M. Zeki Algan’a sordum:
-Beyim Kırgızlı bu yazar ve kitapları hakkında bir yorumunuz olabilir mi?
O yıllarda -henüz SSCB dağılmadığı için- her düşündüğünü söyleyemezlerdi. Nitekim -ülkesine geri döneceği için- o konuda bir yorum yapamayacağını söylemişti.
Ama Fransız şair Louis Aragon Cemile’nin ön sözüne “Dünyanın en güzel aşk hikâyesi” ifadesini yazıyordu.
Eserleri dünyanın birçok diline -ki bugün 155 dile çevrilmiştir- çevrilen bu edebiyatçı için o yıl biz, Türkiye gazetesinin Kültür Sanat sayfasında Nobel’e aday gösterilmeli diye manşet atmıştık.
          Hüseyin Sarıkoç-Gazeteci Yazar
 
 
 
ŞİİR
 
Biz varız
 
Biliyor musun?
Şu karantina günleri,
Kendimizle yüzleşmek için
Meğer ne kadar önemliymiş?
Şu gönül darlığının terbiyesine
Sevgiye
Dostluğa
Kardeşliğe
Çok ihtiyacımız varmış.
Ve insan, insanlığını ararmış,
“Kara gün dostu” herkesi sorarmış.
Şimdi soralım,
Kaç paralıksın,
Nedir, en ağırlıklı yanın?
Bencilliğin mi?
Şımarıklığın mı?
Kinin mi?
Yoksa öfken, “ben” diyen…
Oysa
Sabrımız, merhametimiz,
Fedakârlığımız da var.
Küslüğü unutup olmalı hakikat yolumuz.
Bunu bize öğretisi, insanı merkeze almak,
Ve aşkı yaşamak…
Ham sahi,
Nerde yanlışlık yaptık?
Oysa hepimiz ayrı bir evren
Ayrılıkları değil benzerlikleri yaşamak.
Çünkü
Biz bize yeteriz, hatta artarız…
Sen ben yok,
Biz varız…
 
Recep Aşkın (Em. Fizik Öğretmeni) Tepebaşı/Eskişehir
 
 
UNUTULMAZ İSİMLER
 
CENGİZ AYTMATOV: Kırgızistan'ın kuzeyindeki Talas bölgesinin Şeker köyünde 12 Aralık 1928'de dünyaya gelen Cengiz Aytmatov, babası Torekul Aytmatov'un kariyeri dolayısıyla ailesiyle 1929'da Moskova'ya yerleşti. Okul hayatına Moskova'da başlayan Aytmatov, İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla okuduğu 8'inci sınıftan ayrıldı. Aytmatov, köyünde silah tutan erkeklerin cepheye götürülmesi nedeniyle 1942'de 14 yaşında köy sekreterliğine getirildi, burada tarım makinelerinin sayımı ve vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra 1946'da ailesiyle Cambul şehrine taşınan Aytmatov, Veteriner Teknik Okuluna girdi. Bu okuldan birincilikle mezun olan Aytmatov, 1948'de girdiği Frunze Tarım Enstitüsünden 1953'te onur derecesiyle mezun oldu. Aytmatov, enstitü yıllarında şehir gazetelerinde muhabir olarak görev yapmaya ve köşe yazıları yazmaya başladı, 1953-1956'da Kırgızistan Hayvancılık Araştırma Enstitüsünde de kıdemli hayvancılık uzmanı olarak çalıştı.
1966-1989'da Sovyetler Birliği parlamentosunda milletvekili olarak görev yaptı. "Cemile" adlı eserinin Fransızcaya çevrilmesiyle tanınmaya başladı. Kırgızların gurur abidesi olan ve ömrü boyunca çok sayıda esere imza atan, kitapları 170 dile çevrildi. Dünya literatürüne "mankurt" kavramını kazandıran odur.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613921 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/613921.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT