Yaşlılık haftasını da kutladık geçtiğimiz günlerde... Önemli olan hangi yaşta olursak olalım hayata olumlu bakmak ve her yaşı en güzel bir şekilde yaşamaya çalışmaktır. İnsan fiziksel olarak yaşlansa bile her zaman hissettiği yaştadır. Bazıları ne kadar genç olsalar da kendilerini yaşlı hissettiği gibi bazıları da ne kadar yaşlı olursa olsun kendisini genç hisseder ve hayatını öyle yaşar. Bu tamamen hayata bakış açısından geçer.
Yaşlılığı günümüzde üç safhaya ayırmışlar. 60-70 arası genç yaşlılık, 70-80 arası orta yaşlılık 80 ve yukarısı da ileri yaşlılık diye. Ama ben her zaman şunu söylemiş ve yazmışımdır. Hiçbir zaman unutmamamız gereken bir şey var: Hangi yaşta olursak olalım akşam takvimden kopardığımız bir yaprak nasıl bizi hayatın sonuna doğru bir adım daha yaklaştırıyorsa ertesi gün doğacak olan güneşin ve günün de bize neler vadettiğini nasıl yeni umutlar ve güzellikler getireceğini aklımızdan çıkarmamamız gerektiğidir.
Hayata olumlu bakanlar ve neşeli olanlar zaten hiçbir zaman yaşlanmazlar. Ben her zaman yaşlılar gibi olgun düşünen gençleri, gençler gibi neşeli olan ve hayata olumlu bakan yaşlıları beğenmiş takdir etmişimdir.
Yaşlanmak, yaş almak ve ihtiyarlamak hayatın tamamen tabiatı gereğidir. Zaten olması gereken de budur. Bu olmasa hayat olmaz. Yeter ki bunu idrak edelim. Gençlik hayatın nasıl bir devresiyse yaşlılık da hayatın bir devresidir.
İnsan, kendine güveni kadar genç, kuşkusu kadar yaşlı; insan cesareti kadar genç, bezginliği ve yılgınlığı kadar yaşlıdır. Kişi fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz. Kişileri yaşlandıran ideallerinin ve hayallerinin bitmesidir. İnsan hangi yaşta olursa olsun her zaman kendine bir hedef koyması ve bu hedef doğrultusunda çalışması ve çaba göstermesi lazımdır.
Aslan Torun
ŞİİR
Akıntıya kürek çekmek
Akıntıya karşı kürek çekiyoruz.
Onca kötülüğün içinde,
Hayrı yaymaya çalışarak.
Aynı topraktan çiçek açan tohuma
Hayretle baktığımız gibi,
Sokaktaki kalabalığa bakıyoruz.
Ümitle belki içlerinde,
Bir tohum vardır diye...
Akıntıya karşı kürek çekiyoruz.
Bozmak için bir taş atmak yeterli,
Çok kolay.
İmar etmek ise zor,
Emek emek, sabır gerek.
Sabrederek,
Hayat yolunda devam ediyoruz.
Kendimize, ailemize,
Çevremize iyiliği tavsiye ediyoruz.
En çok da nefsimize yeniliyoruz
Ama içimizdeki iyilik tohumunu
Diri tutuyoruz...
Ölmesin diye hep kararında suluyoruz...
Sabırla filiz vermesini bekliyoruz.
Sonra çiçek açmasını.
Ahir zamanda çiçek açmak
Kolay mı?
Hiç değil...
Ama bunca dikenin arasında
Açan çiçekler elbet kıymetli olur.
O zaman tohumunu muhafaza et.
Kendini iyilikle sula.
Hayırla besle.
Besle ki tohum çürümesin...
Yeni çiçekler açsın.
Taze fidanlar yetişsin...
Amine Kübra Salar
ESKİMEZ KELİMELER
MÜHİM: 1. Ehemmiyetli, önemli. 2. Lâzım, gerekli, lüzumlu.
MÜHİMMAT: 1. Savaş için gerekli olan cephane vb. şeyler. 2. Önemli, ehemmiyetli ve gerekli şeyler, hususlar, işler.
EHEMMİYET: Maddî ve manevi bakımdan üzerinde durulacak hâl ve değerde olma durumu, mühim oluş, önem.
İHTİMAM: 1. Bir şeyin iyi olması için özenerek gayret gösterme, üzerinde dikkatle çalışma, özen, özenme. 2. İyi ve dikkatli bakma, bakımına itina gösterme.
MÜTEHASSIS: 1. Uzman. 2. Bir kimse, bir iş veya şey için ayrılmış, tahsis edilmiş.
MUHAKEME: 1. Bir konuyu dikkatle inceleme, iyice düşünme, akıl süzgecinden geçirerek karar verme. 2. Bir meselede tarafları dinleyerek ileri sürülen farklı iddia ve görüşleri değerlendirip karara varma, hüküm verme, yargılama.
TECESSÜS: 1. Bir şeyin içyüzünü anlamaya, merakını gidermek için kendini belli etmeden öğrenmeye çalışma, aslını anlamak için gözetleme. 2. Araştırma, tahkik, tetkik 3. Görme, anlama merakı.
TAHAMMÜL: 1. Zor şeylere dayanma gücü, ses çıkarmadan katlanma. 2. eski. (Bir yükü) Taşıma, yüklenme.
Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...