BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Afganistan’da Türk varlığı -1-

Son birkaç ayda yaşanan hadiselerle gündem olan Afganistan’ın yakın tarihi ve Afganistan’daki Türk varlığı hakkında pek çoğumuz malumat sahibi oldu. Afganistan’daki Türk varlığı meselesini anlayabilmek için öncelikle bölgenin tarihine, coğrafyasına ve burada yaşayan Türk halklarının vaziyetlerine bakmak gerekir...
Afganistan’da, Cumhurbaşkanlığı Forsunda temsil edilen 16 Türk imparatorluğunun 7’si hâkimiyet kurmuştur. Bu devletler kronolojik sırayla Ak Hunlar, Gök Türkler, Gazneliler, Büyük Selçuklular, Harezmşahlar, Timurlular ve Babürlüler’dir. Bölgedeki Türk hâkimiyetini Ak Hunlardan öncesine dayandıranlar da vardır. Gazneliler devletine adını veren Gazne şehri günümüz Afganistan sınırları dâhilindedir. Selçuklular, Gaznelilerle yaptıkları Dandanakan Savaşı’nı kazanınca toplanan toyda Çağrı Bey ve Musa Yabgu’ya Afganistan topraklarının bir kısmı paylaştırılmıştır. Bu toprakların içinde Herat ve Belh gibi mühim şehirler de bulunmaktadır. Türk hâkimiyetinin son bulması ise Bürülülerle olmamış, Afganistan topraklarına hükmeden son Türk hanedanı Afşarlar olmuştur. Nadir Şah’ın vefatından sonra emrindeki kumandanlardan Ahmed Şah Dürrânî 1747 yılında Kandehar (Kandahar) başşehir olmak üzere yeni bir devlet kurmuş ve böylece bölgedeki Türk hâkimiyeti son bulmuştur.
Bu hadise Afganistan, Orta Doğu ve Türkistan tarihinde büyük bir dönüm noktası olmuştur. Ancak devlet Afganistan adını almış olsa dahi buradaki Türk varlığının yoğunluğu ve sonrasında Türkistan’ın farklı yerlerinden gelen göçlerle bölge Türkistan olma vasfını (özelliğini) kaybetmemiştir. XX. asrın başlarında Rus zulmünden kaçan Türkmen, Özbek, Kırgız ve Kazaklar Afganistan’a sığınmıştır. Hatta Buhara Hanlığı’nın son emîri Âlim Han ve Türkistan’da 70 bin mücahitle kızıllara karşı mücadele eden Halife Kızılayak da Afganistan’a hicret etmiş, Afganistan devleti tarafından iyi karşılanmıştır.
Afganistan coğrafyasına baktığımızda da yine Türk varlığı apaçık görünmektedir. Nitekim komşu devletler ya Türk devletleri ya da önceleri Türk hanedanlar tarafından idare edilen bölgelerdir...
        Kemalettin Mahdum
 
 
ŞİİR
 
            Kız babası
 
Dosdoğru gidene dokunmaz kimse,
Doğruluk, aksamaz bineğin olsun.
Yalana yapışma altından olsa,
Varsın viraneden konağın olsun.
 
Karışma kimseye, gitsin yoluna,
Rabbim akıl vermiş, cümle kuluna,
Zül olsun istemem saçın kılına,
Her bir nasihatte kulağın olsun.
 
Aza kanaat et, çoğu bekleme,
Muhannet elinden gülü koklama,
Hakk'ın bildiğini kuldan saklama,
Adalet sönmeyen çerağın olsun.
 
Oku! Baban gibi cehalet çekme,
Minnet toprağına, feragat ekme,
Kulak asmayana boşa dil dökme,
Bırak, kusursuzlar ırağın olsun.
 
          Mustafa Özkahraman
 
 
 
KISA KISA…
 
    SEVGİ NEDİR?
Sevmek, basit şey değildir. “Seni seviyorum” demek çok basit ama. Sahi sevgi nedir? Sevgi değer vermektir, güven vermektir, özel hissettirmektir. Sevgi, üstüne titremektir, gözünden sakınmaktır. Sevgi sadakattir, gözünün ondan başka bir şey görmemesidir. Yani sevgi eylülde dökülen yaprak gibidir... Kimisi bu yaprakları yeşertmeyi bilir kimisi de dökülen yaprakları kurutur, gazel olur gider. Ama önemli olan sevgiyi ve “seni seviyorum” demeyi bu kadar hafife almamaktır. Herkes sevgiyi hak etmiyor çünkü. Herkes “seni seviyorum” cümlesini duymayı hak etmiyor.
Nazar Sarıca
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620525 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/620525.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT