İnsan, sabah gözlerini açtığı andan akşam tekrar uykuya dalacağı vakte değin türlü türlü meseleler içinde bulur kendisini. Psikoloji biliminde bunların çoğuna uyaran deniliyor. Evet, gün içerisinde pek çok uyarana deyim yerindeyse maruz kalan insan bunları işlemek ve gerekli sonuçları çıkarıp gerekli davranışları ortaya çıkarmak üzere dimağ denen merkeze gönderiyor. İyi, güzel de bunların hepsini ayıklayıp gereklilerini alıp gereksizlerini ayıklayabilmek dimağın tek başına yapabileceği bir iş midir, bunu hiç düşündük mü?
Evet, dimağ sıhhatli çalışabiliyorsa kendisine verilen görevi titizlikle ve süratli bir şekilde yerine getirebilir ama bu ayıklama işini tek başına yürütemiyor maalesef. O, seçilerek kendisine gönderilen verileri işleyebiliyor. Neyin ne kadar lüzumlu olduğunu biz dimağa bildirmezsek dimağ deyim yerindeyse bir çöp kutusu misali yüklenen tüm verileri işliyor, yoruluyor, şişiyor.
Peki biz dimağa nasıl bir yardım sağlayacağız?
Cevap çok da zor değil aslında. Maruz kaldığımız her uyaran karşısında kendimize bazı küçük ama ehemmiyeti büyük sorular soracağız.
Daha önceki bir yazıda “seni ilgilendirmeyen her şey fitnedir” sözünü nakletmiştik. Aynı şekilde bu yazıda da her şeyi bilinçsizce bilmenin, modern dünyanın bize dayattığı tatlı bir zehirden başka bir şey olmadığını anlatmaktı meramımız. Heybemiz ne kadar gereksiz yükle doluysa, yolculuğumuz da o denli meşakkatli ve yorucudur. Dimağımızı korumaktan murat, aslında ruhumuzu ve ömrümüzü korumaktır.
Seçici olmak bizi eksiltmez, cahil kılmaz; aksine, gereksiz gürültüleri susturup hayatın ve menşei vicdan olan kendi kendimizin kendi duru sesini duymamızı sağlar. Kendimize ve dimağımıza bu iyiliği çok görmeyelim; görmeyelim ki, kısa vadede akşam başımızı yastığa koyduğumuzda yorgun bir zihinle değil, huzurlu bir kalple uykuya dalabilelim ve uzun vadede ömrümüzün olgun çağında o herkesin Anka kuşu misali aradığı huzuru yanı başımızda bilip duyup hissedip yaşayabilelim.
Ahmed Mücahid Miliç
ŞİİR
Masal gibi
Üsküdar’da sabah oldu; kalk, uyan
Atı alan Üsküdar'ı geçiyor...
Ses kısıldı, çok bağırdım, yok duyan
Yükü dolan buralardan göçüyor;
Atı alan Üsküdar'ı geçiyor...
Bir söz kâfi kimse varsa içerde
Dost elinden zehir olsa içer de
Hak dostları, dostlarını seçer de
Kadir Mevlâ’m dostlarını seçiyor;
Atı alan Üsküdar'ı geçiyor...
Karıştırma sakın sapla samanı,
Saklar isen gelir bir gün zamanı
Değerlendir her imkânı, her anı
Hayat kısa, fırsat elden kaçıyor;
Atı alan Üsküdar'ı geçiyor...
Masal gibi geçer ömür, akar da
Bir varmışsın, bir yokmuşsun, bakar da
Hayal olur, hayat seni yakar da
Turnalarla kanat takmış uçuyor;
Atı alan Üsküdar'ı geçiyor...
Dinle Meftun; bir gün olsan da hakir
Hak yanında elbet efdaldir zâkir
Çok günahkâr, yüzü kara bu fakir
Ellerini Yaratan’a açıyor;
Atı alan Üsküdar'ı geçiyor...
Kadir Çetin-Söke
SAĞLIK OLSUN
DOĞRU NEFES ALMAK: Nefesin sağlık üzerindeki etkisi nedir? Nefes, canlıların sahip olduğu en temel detoks sistemidir. Doğru nefes almak hem fiziksel hem de zihinsel ve ruhsal açıdan denge, canlılık, huzur, neşe ve sağlık verir. Doğumdan ölüme kadar her an bizimle olan nefes, kronik hastalıklar ve ruhsal bozukluklardan, konuşma, şarkı söylemeye vb. kadar her türlü zihinsel ve bedensel faaliyetin temelidir. Ayrıca hayatın kalitesinin artırılmasında da hayati bir rol oynar. Günlük hayatta karşılaşılan stres, kaygı ve endişe, kişiyi rahatsız edebilir. Nefes egzersizleri sayesinde, bu olumsuz durumların önüne geçmek mümkündür. Nefes egzersizleri, vücuttaki oksijen seviyesini artıran sağlık için faydalı bir yöntemdir. Solunum sistemini iyileştirir, kasları güçlendirir ve stresi azaltır. Yanlış nefes alma, vücuttaki oksijen ve karbondioksit dengesini bozarak kaygı, panikatak, hâlsizlik gibi ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklara yol açabilir. Düzenli nefes egzersizleri yapmak, kalp ritmini düzenler, enerjiyi artırır ve genel sağlık üzerinde olumlu etkiler oluşturur. [www.türkiyehastanesi.com]

