BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Modernizm açılımındaki kötülük

Modern, süsten hiç hazzetmedi. Bedenlerin, nesnelerin, toplumların, çağların evrime göre değerlendirildiği 19. yy’da süs, geriliğin, ilkelliğin semptomu olarak görüldü, diye yazıyordu Viyanalı mimar Adolf Loos, "Süs ve suç" adlı makalesinde... Modern toplumda bedenler, nesneler modern olmak, yani değişimin en üst basamağında yer almak istiyorlarsa süsten arınmalıydılar. Modern tasarımda ortadan kaybolan süs, postmodernite ile birlikte tekrar geri döndü. Ama ne dönüş! Artık bedenler ve nesneler o kadar süslü ki süslerine aldanmamak elde değil. Süsleme sanatının en şaşaalı döneminde yaşıyoruz. Çıplak olan ne varsa süsü veriliyor. Süsü verilmedik neredeyse hiçbir şey kalmadı. Örnekleri her mesleğe her sınıfa ve her kimseye ve kategoriye göre hayal edebilirsiniz.
Bu kadar süsü verilmiş şey arasında yalın olanı, sahici olanı bulup çıkarmak gerçekten müthiş bir çaba istiyor. Kendi cazibesini artırmak için süslenmiş bedenler ile bir başka şeyin süsü verilmiş bedenler arasında ayrım yapmak zor. Artık süsü kazıdığımızda altından ne çıkacağını da bilemiyoruz. Hiç kazımasak mı yoksa? En iyisi, kendimize bir başka şeyin süsünü vererek karnavala katılmak... Hâlâ öz ve biçim arasında kurulan doğrudan ilişkiyi arayanlar, “ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” düsturunu hatırlatanlar oluyor tabii. İnsan ne olduğunu biliyor mu ki, olduğu gibi görünsün?
İşin tuhafı bize özümüzü, fıtratımızı hatırlatanların, kendilerine efendi süsü vermiş kölelerin olması değil mi bazen! Kölelerin birbirlerini köleleştirmelerine en çok da efendiler gülüyorlardır herhalde. Efendiler, kendilerine efendi süsü vermiş köleler ve köleler. Kölelerin özgürleşmesi önündeki engel, efendiler değil, kendilerine efendi süsü vermiş olan kölelerdir.
Şimdi köleler hiç olmadıkları kadar özgür hissediyorlar kendilerini. Süslenip püslenip kurumların içini doldurduklarında haliyle kurumlar da, adları hâlâ aynı kalsa da başka bir şeye dönüştüler, geriye süsleri kaldı sadece… Kavramlar da öyle.
        ErdiHan/Sosyolog
 
 
ŞİİR
 
            Bozuldu
 
Süte su karıştı, nesil bozuldu,
Kadı hüküm giydi, usül bozuldu.
Sormaya ne hacet, sırrı çözüldü,
İşte böyle, usul usul bozuldu.
 
Kavağa tırmandı bütün balıklar,
Günbegün değişti sahte kılıklar.
Etrafa yayıldı otu ayrıklar,
Ahenk dağa çıktı, fasıl bozuldu.
 
Feragat liyakati itip, devirdi,
Devran değişmedi devir değişti
Hamaset siyasete tekme savurdu,
Vekil şöyle dursun asıl bozuldu.
 
Gelecekten ümit kesmek olmasın,
Bahçelerde gül çiçekler solmasın,
Hanelere gam kasavet gelmesin,
Dua eden diller nasıl bozuldu…
 
           Mustafa Özkahraman
 
 
 
SAĞLIK OLSUN
 
KRONİK YORGUNLUK SENDROMU: Bu tür şikâyeti olanlar etraflıca dinlenilmeli ve teşhiste yanılmamaya özen gösterilmelidir. Teşhis açısından fizyolojik ve biyolojik yapısı hakkındaki sorulara ilaveten çocukluğundan bu yana yaşadığı ortamı, iş hayatını, sosyal hayatını vs. mümkünse detaylarıyla öğrenmelidir.  Kronik yorgunluk teşhisi için hastada şu ve benzeri sorulara cevap aranmalıdır:
*Günde kaç saat uyuyor? *Uyandığında kendini dinç hissediyor mu? *Sık sık grip veya nezle oluyor mu? *Bağırsakları düzenli çalışıyor mu? *Bağırsaklar gaz, şişkinlik, kabızlık vb. var mı? *Kendine ne kadar vakit ayırabiliyor? *İşi var mı? İşinden memnun mu? Ek iş veya fazla mesai yapmak zorunda mı? *Kazancı ile rahat geçinebiliyor mu? *Tatile, eğlenceye vb. zaman ayırabiliyor mu? *Gelecekten umutlu mu? İçinde yaşadığı topluma uyum sağlayabiliyor mu? *Daha çok yalnızlığı mı tercih ediyor? *Hayatından memnun mu? *İlaç kullanıyor mu? *Daha önce bir rahatsızlık geçirmiş mi? *Troid hormonları düzenli çalışıyor mu? *Şekeri var mı?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620648 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/620648.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT