BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ben ne yangınlar gördüm!..

Bir film daha geçti gözümüzün önünden.
Karşılaştığımız gerçek iç yakıcı, sahnedeki oyun iç acıtıcıydı.
Hangi uzmana sorduysak; “Bu kadar yangının eş zamanlı çıkması tesadüf olamaz” dediği…
Ama birilerinin yangını çıkaran karanlık elleri vurmak yerine, siyasi sonuç elde etmek için o kirli yüzleri perdelediği bir kurgu.
Anladık ki, bu da tesadüf değildi…
Biri yakarken, öbürüne ‘yık’ demişlerdi.
Bıkkınlık veren yalan terörü de bunun içindi.
Farklı senaryolarla aynı amaca ulaşmak için sahnelenen bir oyun...
Tekrar tekrar izlediğimiz bir film gibiydi.
           ***
Ne yangınlar gördük biz.
Hele 90’lar…
PKK’nın yıllar yılı yakıp yıktığı köyler, mezralar…
Viraneye dönen şehirlerimiz!
Güya “insansever”, “hayvansever”, “doğasever”lerin görmezden geldiği toplu katliamlar.
Eşkıyaların ve iş birlikçilerinin elinden şehirlerimizi, insanlarımızı, hayvanlarımızı, ağaçlarımızı kurtarmadık mı?
           ***
Ya Gezi neydi?
Göz bebeği şehirlerimizi yakan yine bunlar değil miydi?
Yine yıkmaya zorlamamışlar mıydı koskoca bir milleti?
Ve gerçek amacı perdelemeye kalkışan yüzler yine bunlar değil miydi?
Peki aynı hain ellerin üzerimize alev topu yağdırdığı 15 Temmuz neydi?
Sivil vatandaşlarımızın, polislerimizin üzerine uçaklardan bomba atanlar, helikopterlerimizden mermi yağmuruna tutanlar, bu defa ormanlarımız tutuşurken neredeydi?
Özerklik adı altında ülkemizi fiilen bölmek için işgale girişenler, alevlerin hangi tarafındaydı?
PKK’dan, FETÖ’den, DHKP-C’den ‘sevgi’ bekleyecek hâlimiz yok.
Ya onların arkasındaki siyasi güç…
Ve o siyasi gücün emir erine dönüştürdüğü kalabalık tebaa!
Geçmişteki her hadisede olduğu gibi, orman yangınlarında da tereddütsüz eşkıyaya, teröriste hizmet etmedi mi?
           ***
İşte ülkemizin acı gerçeği.
Ne yangınlar gördük biz.
Yakan belli, yıkmaya uğraşan belli…
Neyse ki her defasında milletin ve devletin duvarına tosluyorlar.
Ama zannetmeyin ki duracaklar!
Amaçlarına ulaşırlarsa neler olacağını da varın siz düşünün.
 
 
*************
 
THK’ya vurun artık neşteri
 
Temcit pilavı gibi her sene önümüze gelen bir mesele.
Devleti arpalık gibi kullanan, yıllar yılı milleti zorla sömüren, gırtlağına kadar yolsuzluğa, pisliğe bulaşmış bir dernek.
Hükûmet bunların tahakkümüne dirseği gösterdi ve kendi göbeğini kesti diye Kemalistlerin çıldırdığı bir yer.
Bakanlık 100 uçak, bin helikopterlik filo da kursa belli ki bunlar susmayacak.
O zaman biz de ısrarla THK’nın ne menem bir yer olduğunu anlatmaya devam edeceğiz.
Hatta yeni yazı yazmamıza bile lüzum yok.
İşte 25 Ağustos 2019’da kaleme aldığım bir makale.
Nasıl bir kısır döngünün içindeyiz, buyurun siz karar verin;
                   ***
         VİZONTELE THK
 
"İzmir’deki orman yangınına müdahale edildi, edilmedi" tartışması hayra vesile oldu.
Mevzu, sadece helikopterlerle yapılan söndürme çalışmalarında “Uçaklar nerede?” sorusuydu.
Anlaşıldı ki, CHP’lileri kullanarak tartışmayı körükleyen Türk Hava Kurumu’ydu.
Sebebi, Türkiye’de yangın söndürme uçağı bulunan tek kurum olan THK’nın, hurda uçaklarına fahiş fiyat çektiği için bu yılki ihaleyi alamamasıydı.
Yani arpaları kesilmişti!
Elbette bu, perde arkasındaki gerçekti.
Üstelik, helikopterle müdahale, THK’nın elindeki uçaklardan çok daha isabetli ve etkiliydi.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın elindeki 30 helikopter ise fazlasıyla yeterliydi.
             ***
Ama THK’nın isim açıklamayan yetkilileri, CHP medyasına verdikleri beyanatlarda şunu diyordu;
“Yirmi uçağımızla hazırdık. İstenirse para pul istemeden söndürme çalışmalarına katılırdık.”
CHP’liler sosyal medyadan yalanı köpürtüyor, hükûmeti yangına kasıtlı müdahale etmemekle suçluyordu.
Cevabı Bakan Bekir Pakdemirli verdi;
- Neredeymiş o yirmi uçak? Apronda sadece altı uçak görünüyor, onların da içine kuşlar yuva yapmış. Motor yok, motor… Hani Vizontele’de ‘motor yok’ diyorlar ya, aynen öyle. Sadece ikisinin uçuş izni görünüyor, onun da idareten verildiği anlaşılıyor. Bunların hiçbirine güvenmiyorum. Personelim de bunlarla uçmak istemiyor. Biz devletiz, onlar istedi diye bir şey yapacak değiliz. Kim uçmak istiyorsa uçsun bunlarla. Biz emniyetli bulmuyoruz.
             ***
Bu açıklamayla CHP’liler kıyameti kopardı.
THK, iddiasını ispata girişti.
Yirmi değil, sadece altı uçağı aprona dizdi.
Bakan’ın dediği gibi iki uçak havalandı, piste su boşalttı.
Yaptıkları şov, Bakan’ı haklı çıkardı.
CHP medyası ise sanki bütün uçaklar havalanmış gibi haberler yazıp, yalanın dibini suladı(!)
Sadece Sözcü, Cumhuriyet okuyanlar, acınası bir hâlle “Bak şu bakanın yalanına” demiştir herhâlde…
             ***
Çarpıtmaları bu kadarla kalsa yine iyi…
Pakdemirli’nin, “Ben pilotum. 17 yaşında Avrupa’nın en genç pilotu oldum. THK’da da uçtum, havacılık kulüplerinde de… Şu anda bir jeti uçurabilirim. Bana yutturamazlar” sözlerini de şuna çevirmişlerdi;
“Daha geçen sene Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nde lisansını yeniletmişsin. Bir yılda ne değişti?”
Akla zarar bir yorum.
İyi ya işte!
Bakan, kurumun elindeki uçakları senden benden iyi biliyor. O yüzden ‘güvenilmez’ diyor.
Bu zorlama yorum niye?
Sebebi, aynı zihniyete mensup olma meselesi ve ortaya çıkan yalanı kamufle etme çabasından başka bir şey değildi.
             ***
Vizontele gibi komedi filmine dönüşen THK’da bunların olacağı, geçen yıl yapılan seçimlerden belliydi aslında.
O gün yaşanan rezaleti bu köşede yazmıştım, maalesef başka da üzerine düşen olmadı.
Bilmeyenler veya unutanlar için hatırlatayım…
FETÖ ve yolsuzluk iddialarıyla başı dertte olan eski THK Başkanı Kürşat Atılgan’a iki rakip çıktı.
Adaylar, iki gün sürecek genel kurula gittiklerinde tam bir zorbalıkla karşılaştı.
THK Havacılık Vakfı, üniversitesi ve bağlı kuruluşlardaki personele görev verilmiş, genel kurulun yapılacağı otelin girişi etten duvarla kapatılmıştı.
İki aday, hakaret dolu tezahüratlar ve mevcut genel başkan Kürşat Atılgan’ın ağza alınmayacak küfürleri sonrası tartaklanarak otelden çıkarıldı.
Emniyet’e şikâyetleri ise işe yaramadı.
Ertesi gün iki adayın isimleri delege listesinden de çıkarılarak, seçime ve salona girmelerine mâni olundu.
Hadiselerin bu kadar büyümesinden kaynaklı olsa gerek, Atılgan yeniden aday olmadı.
Bugün CHP ile birlikte yukarıdaki yalanları uyduran Emekli hava pilot Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu sürpriz bir şekilde aday gösterildi.
Tek aday olduğu için tabii ki kazandı.
Fakat şaibe, yolsuzluk iddiaları, ayak oyunları bitmedi.
Gelen de, giden de birbirini aratmadı, kurum hızla çökmeye devam etti.
             ***
Şişirilen kadrolar, belli zümreye kıyak maaş, yakınlara torpil, kuruma ödetilen kiralar, sürekli değişen genel müdürler…
Ortaya dökülen suçlamalara bakarsanız, kurum arpalığa dönüşmüş, içinde ne ararsanız var.
Eski yönetimle ilgili de ciddi suçlamalar var, hâlâ soruşturuluyor.
Yeni yönetimle ilgili de bir yıldır pek çok şey söyleniyor.
Bir zamanların Kızılay’ı gibi…
Bu yaraya artık neşter vurmak ve THK’da neler döndüğünü anlamak gerekiyor.
Burada görev yargıya ve devlete düşüyor.”
           ***
İşte iki yıl önce yazdıklarımız...
Bugün olmuş, yine aynı mevzuları konuşuyoruz.
Koskoca devlet niye arpalığa dönüşmüş bir derneğe mecbur ve mahkûm olsun ki?
Kayyuma devretmeleri de yetmemiş madem...
Vurun artık şu neşteri.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620086 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/620086.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT