BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İnsan sağlığından bahsediyoruz!

 
Virüs, aşı...
Elbette tartışılacak, elbette sorgulanacak.
Ancak bu tartışmanın ilmî çerçevede yapılması gerektiği muhakkak.
Yani ‘bilenler’ tartışmalı, biz izlemeliyiz.
Ya bizde durum ne?
            ***
Hatırlar mısınız, hayli mesafeli durarak izlediğim bu meseleye, “Covid-19 diye bir virüs yok, hepsi yalan” diyenleri…
Bir bankanın bilgisayar sistemlerinin çökmesini bile aşıya bağlayanları görünce girmek zorunda kalmıştım.
Hele hele buradaki kafa karışıklığından siyasi sonuç elde etmek için karanlık hesapların sosyal medyada iyi niyetli insanları “devlete karşı” tahrik ettiğini görünce zaten susamazdım.
Elbette cevaplanmamış sorular, haklı eleştiriler olabilir, -ki bunları da temmuz başından bu yana yazdığım pek çok yazıda hususi olarak belirttim, onların da linkini aşağıya bırakıyorum.(*)
            ***
Lakin içeriğine bakılmaksızın, tartışmanın mecrasından çıkarılarak, başka bir yere evrilmesini önlemeye yönelik gayretlerimizin nasıl organize bir linçle engellenmeye çalışıldığını görünce, sapla-samanın birbirine karıştığından şüphem kalmadı.
Birçok “aydın”ın(!) niye bu konulara girmekten kaçındığını da bir kez daha görmüş olduk.
Biz bunu defalarca tecrübe ettik, FETÖ gibi pis yapıların nerede öbeklendiğini anlamak artık zor olmuyor.
Ve bu vahim tabloyu görünce dedik ki; bu işe karanlık eller karışmış, sizi kullanıyorlar, dikkat edin!
Yaptığım bu uyarılardan sonra, özellikle mRNa aşıları ile ilgili dünyadaki gelişmeleri yakından takip ettiğini söyleyen ve bu sebeple evvelce vatandaşları bilgilendiren bazı dostlarım benimle temas kurdu.
Bu tür aşılara yaklaşımları değişmemekle birlikte, ‘aşı karşıtı’ kitleyi kendi siyasi amaçları için kullanmaya çalışanları fark ederek, tartışmadan uzaklaştıklarını anlattılar.
Üzücü değil mi?
Bunlar akademisyen ve tartışmadan uzaklaşıyorlar.
Onca tecrübeyle sabit ki; Müslümanın her daim uyanık olması lazım.
O pislik yapılar bir mevzuya karışınca, meselenin aydınlanması için samimi gayret gösteren insanların çabaları da heba oluyor.
Oysa adı-sanı belirsiz bot hesaplarla karanlık planların peşinde koşanları kendileri ayıklayabilseler,
Devletin politikasını sorguladıkları gibi, karşı çıkanların ortaya attığı tezleri de sorgulasalar, hiç değilse saçma sapan paylaşımlarla kendilerini tahrik etmeye çalışanları da linç etseler…
Eminim bugün hem kendileri, hem ülkemiz adına daha yararlı bir sonuca varmış olacaklardı.
Nitekim; hükûmetin bugüne kadar yanlış olduğuna ikna edildiği pek çok meselede geri adım attığını ve samimiyetle düzelttiğini gördük. Burada da hatalı olduğu somut olarak ispatlanmış tezler, haklı gerekçeler -varsa tabii- ortaya konulsa düzeltme yoluna gidileceğinden adım kadar eminim. Ama mesele üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?
            ***
“Bizde durum ne?” demiştik ya!
Olan şu;
Aşıda da kutuplaşmışız, fanatikleşmişiz, takım tutar gibi bir ruh hâline bürünmüşüz.
Üstelik de hiçbir ilmî altyapımız olmadan!
Gayet anlaşılır biçimde, üstüne basa basa “Bakın sakın yanlış anlamayın. Aşı olan olur, olmayan olmaz, beni ilgilendirmez. Aşıya karşısınız diye sizi kastetmiyorum, bazı karanlık ellerin sizleri devlet, hükûmet düşmanlığına çekmeye çalıştığını ifade ediyorum” dediğim hâlde bunu bile kavrayamayan insanların, hayli karmaşık aşı meselesinde kendinden gayet emin şekilde ahkam kesmesi komedisi bir yana…
Aşı mevzusunu devletten daha iyi bildiğini düşünüp, yıllar sonrası için “kesin” öngörüde bulunanların, bugün aralarına sızan karanlık yapılara alet olduklarını fark etmemeleri ironik bir durum değil mi?
Spordan, sanattan, tarihten falan konuşmuyoruz…
İnsan hayatından bahsediyoruz yahu, insan!
Biraz ciddiyet, biraz vicdan!
.....
 
 
**************
 
Bir bilenin notu
 
Ankara’dan bir okuyucumuz, aşı tartışmaları ile ilgili şu notu göndermiş. Aynen aktarıyorum;
Yücel Bey,
Ben emekli olmadan önce Ankara Merkez Hıfzıssıhha Merkezinde (Şimdiki adı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu) aşıların kontrol edildiği bölümde çalışıyordum. Alanım mikrobiyoloji. Bu konu üzerinde Japonlarla da 6 sene birlikte çalıştım. Konuyu ve aşılar ile ilgili geçmişten günümüze ülkemizdeki birçok hususu az çok bildiğimi zannediyorum.
Bana göre bu virüse karşı aşıyı zorunlu yapmak lazım. Yani şimdiki şartlara göre bilimsel olarak bunun çözümü böyle. Ama devlet, hükûmet ne yapsın? Demokratik sistem falan derken, oy korkusundan doğru bir şeyi yapabilmek çok uzun zaman alıyor. İkna etmek zorundalar.
Korona aşıları ile ilgili olarak birçok ülkede bazı araştırmalar yapılıyor. Gruplaşmaların olmadığı yani iç çatışmaların yaşanmadığı ülkelerdeki veriler bilimsel açıdan daha güvenilir olacaktır.
Daha sonraları da bizim ülkemiz gibi, birbirleri ile çatışan grupların olduğu ülkelerde meydana gelen veriler, bu çatışmasız veya çatışması az olan (mesela Japonya gibi) ülkelerin verileri ile kıyaslandığında bazı tuhaflıkların olduğu görülebilecektir.
Bunlar neler olabilir? 
Mesela Almanya'da bir hemşirenin aşı yerine serum fizyolojik (tuzlu su) vurması gibi hadiselerin bizde de olması mümkündür. (Nitekim Türkiye’de de bazı sağlık çalışanlarının yüksek paralar karşılığında bunu yaptığı ortaya çıktı.)
Para ile bazı işler, politik sebeplerle, hükûmet ile savaşma niyetiyle bazı yanlış işler yapılması da olabileceklerdendir.
BioNTech aşısı 6 doz olarak geliyor ama içinde aslında 7 dozluk aşı var. (Şırıngaya yanlış miktar alma durumlarına karşı böyle üretilmiş.)
Bu artan bir dozu ‘aşı karşıtıyız’ deyip aslında aşı karşıtlığını sadece kaos çıkarmak için kullanan kişiler, kendileri aşılarını vurulup, kayda geçmeden aşı olmamış gibi görünebilirler. Ama hükûmetin mecburi PCR testi uygulaması bunları zora sokacaktır. (Biz bu 7. dozun eşe dosta iyi niyetle uygulandığına şahit olduk.)
(Benim notum: Okurumuz burada aşı olduğunu gizleme ihtiyacı duyan bazı kişilerin aslında kendi aşısını yaptırmış olabileceğine dikkat çekiyor. Aşı karşıtlığını körükleyenler arasında açık ya da gizli aşı olanlar yok mudur mesela?)
Asıl konuya dönelim;
- Aşılı oldukları hâlde neden hastalananlar oluyor?
Kişinin kendi bedensel yapısından dolayı aşının etkisi düşük olabileceği gibi, aşının üretim ya da korunmasından kaynaklı hatalar olabilir. (Bunlar aşı kontrol laboratuvarlarımızda çok güvenilir şekilde kontrol ediliyor ama sonuçta randomizasyon usulü ile seçilenler kontrol ediliyor. Kaçan bir şeyler olabilir.)
Bunun için BioNTech aşısının korunması zor olduğundan sağlık merkezleri yerine hastanelerde yaptırılması tavsiye ediliyor. Sinovac için durum böyle değil.
Bir şişeden belli bir miktar enjektörle çekilip kullanılıyor. Yanlışlıkla az ya da çok alınabilir. Az alındığında antikor oluşturma işi sıkıntıya girebilir. Çok alındığında yan etki artabilir.
Ayrıca, aşı henüz vücutta antikor üretmeden virüs kapılmış olabilir. Bunlar bilinerek istatistiklere geçmeli.
“Yan etkiler” hususuna gelince;
Yan etkiler zamanı geldikçe, bilimsel araştırmalar tamamlandıkça açıklanıyor. 
BioNTech’in yan etkilerinden şüphe edenler gitsinler Sinovac yaptırsınlar.
“Aşı emperyalizmi” deniliyor, bu doğru. Ülkeler arası ekonomik savaş sebebi ile bazıları tercih edilmeye zorlanıyor.
(Benim notum: Yerli aşımız tüm bu tartışmalardan uzak olacak. Şimdi 3. faz denemeleri yapılıyor, yakın tarihte kullanıma sunulacak. Yabancı aşılar konusunda bugün çeşitli ithamları dillendirenler bakalım o zaman ne diyecekler?)
N.S. (İznini almadığım için ismini açık yazmadım.)
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620441 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/620441.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT