Türkiye ekonomisi, geçen yıl ağustos ayında yaşanan kur şokunun ardından toparlanmaya çalışırken, bu süreçte çok çetin psikolojik bir savaş da veriliyor. “Dolar 10 TL olacak, biz para kazanacağız, Hükûmet krizle gidecek” tutumuyla hareket eden finans terörü; asılsız dayanaksız yeni dedikodularıyla hem yerli-yabancı yatırımcıları hem vatandaşları “güven bunalımına” sürüklemeye çalışıyor. Bu süreçte dedikodular, özellikle Reuters gibi yabancı ajanslar tarafından “Ankara’ya yakın (isimsiz, kimliksiz) kaynaklara dayandırılarak(!)” yayılıyor. İçeride ise “doğruluğunu sorgulamadan” bu haberlere itibar edenler, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarla piyasaların algısını vuruyor ve suni dalgalanmaları körüklüyor. Analistler, bu süreçte ekonomi yönetiminin daha aktif olması gerektiğini vurgulayarak, iddialara da anında cevap verecek resmî bir mekanizmanın devrede kalmasının önemine değiniyor.

HAVADA UÇUŞUYOR
Alnus Yatırım Araştırma Müdürü Yunus Kaya, “Sessizlik lütfen” başlığıyla paylaştığı değerlendirmede, doğru yanlış haberlerin havada uçuştuğunu belirterek “Merkez Bankası kamu bankaları eliyle döviz satıyormuş, net rezerv eksiye geçmiş, hazine 40 milyar TL ihtiyat akçesini alacakmış, emeklilere ikramiye için kaynak sorunu varmış, bankalar elektriğe zam istemişler, ABD ‘S-400 alımını erteleyin’ demiş... Böyle bir ortamda biraz sessizliğe ve doğru seslere ihtiyaç var. Borsanın son 20 yılında sadece 2008 krizinde kırdığı grafiğin altına sarkıyoruz. 87.500’ün üzerinde kalıcı olamazsak tehlike çanları çalıyor demektir. Hâlbuki ortada kriz gözükmüyor. Zaten azalan borsa yatırımcısının daha da azalmasını istemiyoruz” dedi.

GÜVENİ HEDEF ALIYORLAR
Ekonomist Hikmet Baydar “Son zamanlarda TCMB rezervleri ve Uzak Doğu’da dolar satılarak piyasaya müdahale edildiğine dair söylentiler bolca dolaşmaktadır. Kaynaklar da her nedense yabancı kurumlar! Uzak Doğu’da piyasaların en sığ olduğu ortamlarda, TCMB’nin 4,5 milyar dolarla müdahale etmesi pek inandırıcı gelmiyor. Bu haberlerin kasıtlı ve Merkez Bankasına olan güveni azaltmaya yönelik olma ihtimali çok yüksektir. TCMB’yi, çözüm bulamayan bir durumda göstermeye çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulunuyor.

SUUD PRENS'İN GÖRÜNTÜLERİ DE YALAN ÇIKTI
Türkiye’ye karşı yürütülen algı operasyonları, sadece finansal piyasalarda yaşanmıyor. Riyad Valisi Prens Bin Abdülaziz’in “Türk kahvesini reddettiği” şeklinde öne sürülen görüntüsü, BBC ve Sputnik başta olmak üzere yabancı medya kaynakları üzerinden geçen hafta internete yansımıştı. Twitter’dan paylaşılan bir videoda, Prens’in, boykot çağrısı yaptığı bile iddia edilmişti. Videoda, arabada oturan Prens’e kahve ikram ediliyor. Prens ise iade ediyordu. Olayın gerçek videosu ve tam Arapça çevirisi sonradan ortaya çıktı. Prens, çalışanları ziyarete gittiğinde kendisine aracındayken ikramlar yapılıyor. O da bunları nezaketen alıyor, sonra hiçbirini yemeden iade ediyor.

BATI, TÜRKİYE VE ÇİN'İN ARASINI BOZMAK İSTİYOR
Batı medyası, Türkiye’nin sağlam ticari ilişkileri bulunduğu Çin’le diyaloglarını da, Doğu Türkistan mevzusu üzerinden kaşıyor. İngiliz haber sitelerinin, Çin’in son üç yılda Uygur Özerk Bölgesi’nde onlarca cami ve türbe yıktığı iddialarına, İstanbul Başkonsolosu Cui Wei’den tepki geldi. İngiliz The Guardian ve Bellingcat sitesinin ileri sürdüğü haberlere cevap veren Başkonolos Wei “O söylentilerin nereden geldiğini bilmiyorum. ‘Birkaç milyon kişi tutuklanmış, onlarca cami yıkılmış’ haberleri asılsız. Hatta son yıllarda Sincan’da iyi olmayan camileri onarmak için büyük paralar yatırdık. Toplama kampı denilmesini de kabul etmiyoruz” savunmasında bulundu.