Kaydet
a- | +A

Hafta içinde yayınlanan ve bir Radyo Televizyon Üst Kurulu üyesi tarafından hazırlanan rapor oldukça ilginçti. Raporda görsel ve yazılı medyanın, mafyaya bakışı eleştiriliyor ve bu yasadışı örgütlenmenin bir anlamda özendirilip legalleştirildiği ileri sürülüyordu. Medyanın olur olmaz haberlerle, kimi kişileri "baba", "mafya " diye ön plana çıkarması, ahlaken malul kimselerin bir anlamda yüceltilmesi ve bu kişilerin nerede ise yiyip içmeleri dahil yaşamlarının haber mevzuu edilmeleri acı acı eleştiriliyordu raporda.

RTÜK üyesi bilim adamı bununla da yetinmemiş ve reyting rekoru kıran kimi televizyon dizilerinin "olmazsa olmaz" karakterleri haline gelen baba-mafya tiplemelerini de "Halkın bu tip insanlara bakışını olumlu hale getirdiği" gerçeği içinde değerlendirmişti. Bu raporun kamuoyuna duyurulduğu sırada, gazete manşetleri "Bir babanın kardeşinin, bir babanın torunu tarafından vurulması"nı anlatıyor ve yeraltı raconu içinde "Haklı kan davası"nın savunmasını yapıyordu. Tamam. Kafanızı böyle sorunlarla şişirmeyelim ve geçen haftanın medya dünyasındaki diğer gelişmelerine geçelim. Geçen hafta deyince bir de ufak not. Altemur Kılıç üstadın, yeldeğirmenleri ile mücadelesini anlattığımız bölümde, Öcalan''ın cezasının infazını isteyen Gözcü yazarı bir meslektaşımızın adını, espri yapalım derken görmezden gelmişiz. İyi birer gözcü olan gazete çalışanlarının da gözünden kaçmamış bu hatamız. Arayıp kasıt mı var diye sordular. Yok dedik. Hakkaten de yoktu.

Digital yayınlara izin Hafta içinde RTÜK''ün sayısal sistemle tv yayınına izin verdiği açıklandı. Bu gelişme Teleon yayınlarına digital olarak hazırlanıp son anda yüzlerine kapı kapatılan Uzan''ları da nisbeten ferahlatabilir. Ama bu arada Çukurova ve Doğan Grubu''nun ortak şirketi Digital Platform, ya da resmi adı ile DigiTurk resmen deneme yayınlarına hazır. 70 milyon dolarlık ilk bölüm anlaşmasına Doğan-Çukurova ve Philips temsilcileri imza koydu. Kanal 2 bin mart ayında yayına geçecek. Etiler ve çevresinde cazip imkanlarla çanak anten dağıtımına başlandı bile.. Aynı şekilde Doğan Grubu, Nortel Networks, Netaş, Compacq ve Mikrosoft ile ortaklaşa Türkiye''nin en geniş internet servisini kurmak için anlaştı. Yeni şirket sadece internet sağlayıcı hizmet değil, bir internet şebekesi kurarak da hizmet vereceğini açıkladı.

Zaman 150 bin lira İki gazete Akşam ve Zaman sayfa sayılarını artırdılar. Zaman gazetesi bu arada fiyatını da 150 bin liraya yükseltti. Bir süredir yazılı basından uzak kalan Mehmet Barlas, önce haftalık Barometre gazetesinde yazmaya başladı, Pazartesi''den beri de, kendi ifadesi ile "Büyük ailenin bir ferdi olarak" Yenişafak''ta günlük yazılarına başladı. Kendisine yeni bir köşe bulan bir diğer yazar ise Coşkun Kırca oldu. Kırca Akşam''da yazmaya başladı. Akşam''cılar yakında yeni "ağır" imzalarla da kadrolarını takviye edeceklermiş. Sabah Grubu''nun, Kırca''nın Akşam''a geçmesine tepkileri ise ağır oldu. Sabah, Kırca''nın Yunanlı dünürünü haber yaparak onu epey zor duruma düşürdü.

Hem hakim, hem savcı olunmuyor Milliyet Gazetesinin okur temsilcisi, yani okuyucuların gazete bünyesindeki avukatı durumunda olan Yavuz Baydar, bu görevine ek olarak yürüttüğü Dış Haberler Servisi Şefliği''nden ayrıldı ve yerini Kadri Gürsel''e devretti. Baydur, "Genel Yayın Müdürümüz de, ben de ruhen birbirine aykırı olan bu iki görevin yanyana gidebileceğinden emin değildik" dedikten sonra, dış haberler şefliğinin, uhdesinden alınmasından dolayı rahatladığını ve artık ombudsmanlık (okur temsilciliği) görevini daha rahat yapabileceğini belirtiyor. Gerçekten de Baydar''ın önceki durumu hem yargıç, hem savcı olarak çalışmak anlamına geliyordu.

Sabah ekonomide sıkıntı Sabah gazetesi ise yine hareketli günler yaşıyor. Yeni çıkarılacak ekonomi gazetesi yüzünden Sabah''ın ekonomi servisinde tedirginlik yaşanıyormuş. Deniz Bayrakoğlu, çıkacak yeni gazeteye kaydırılmış. Abdurrahman Yıldırım, Serpil Yılmaz''ın bazı yazılarına sansür uygulayınca işler iyice karışmış. Servisten üç istifa yaşanmış. Yakında ekonomi servisinin tümden değiştirileceği ileri sürülüyor. Sabah grubunun çıkaracağı yeni gazetenin ise ay sonunda piyasada olacağı bilirtiliyor. Genel Yayın Yönetimini Ergun Babahan''ın üstlendiği gazetenin yayın danışmanlıklarını ise Haşmet Babahan ile Şemsi Yücel yapacaklar. Gazete 24 sayfa olarak yayınlanacakmış. İntermedya Grubu''nun günlük ekonomi gazetesi Yatırımcı ise haftaya piyasada olacak. 15 Aralık''tan itibaren yayınlanmaya başlanacağı belirtilen gazetenin yönetimini Turgay Durak ile Aslı Tasasız üstlenmişler. Yine İntermedya tarafından çıkarılacak Duayen Dergisi için ise 1 Ocak tarihi veriliyor. Şubat''ta da Burçak Evren''in hazırlıklarını sürdürdüğü Dekorasyon Dergisi çıkacakmış. Bu arada ilginç bir de istifa söylentisi.. Bir süredir köşesi yayınlanmayan Can Ataklı''nın Sabah''tan ayrıldığı ileri sürülüyor. Henüz resmen teyit edilmiş bir durum yok ama söylenti böyle. Bilindiği gibi Ataklı, sadece köşe yazarı değil, gazete yönetiminde de söz sahibi bir isim. Bakalım işin aslı nasıl çıkacak.

Patron gazeteciler Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Aydın Engin, okur toplantısında yaptığı konuşmada, gazete çalışanlarının kıdem tazminatlarını sermaye yaparak Cumhuriyet''e ortak olduklarını açıkladı. Engin, "Artık patron yok. Cumhuriyet çalışanların ortak gazetesi. Yani bir başka deyişle çalışanlar ellerini taşın altına soktular. Şimdi sıra Cumhuriyet okurlarında" dedi ve okuyucularını da gazeteye ortak olmaya çağırdı. Bu ortaklığın nasıl olacağı ilerideki günlerde belli olacakmış. Ama uzun süredir sıkıntılı günler geçiren Türkiye''nin bu en eski gazetesinin artık bu sıkıntılardan kurtulmakta olduğu anlaşılıyor.

Kazmacı da tv''ye döndü Bir süredir Posta Gazetesi''nde köşe yazarlığı yapan TRT eski spikerlerinden Güler Kazmacı, ekranlardan daha fazla uzak kalamadı ve kablolu yayın yapan E tv''de haberleri sunmaya başladı. Kazmacı haberleri sunmakla kalmıyor ardından "Yorum" da yapıyor. Kazmacı, Nevval Sevindi ve Zeynep Göğüş''ten sonra televizyon dünyasının üçüncü kadın yorumcusu oldu.

Bisalman yok artık Medya dünyamızın renkli ve her dem genç isimlerinden birisini daha yitirdik. Gazeteci Kemal Bisalman İstanbul''da vefat etti. Gazeteciliğe Radyo Dünyası Dergisi''nde başlayan Kemal Bisalman, Son Telgraf, Gece Postası, Son Havadis, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde çeşitli görevlerde bulundu ve köşe yazıları yazdı. 1970''li yılların ilk yarısında yayınlanan sahibi olduğu Yeni Ortam gazetesinde ise başyazarlık yaptı. Ama gazeteyi mali imkansızlıklar nedeniyle daha fazla çıkaramadı. Bisalman, hep yeni bir yayın hazırlığı içindeydi. Birkaç kez, Hürriyet Grubu ile ciddi çalışmalar içine girdi ama bunu hayata geçiremedi.Ölüm haberi ise Hürriyet''in devam sayfasında tek sütun yeri zor buldu. Renkli bir gazeteci, zor bir gazete patronuydu.

Erol Simavi mahkemelik Hürriyet Almanya yılbaşında Doğan Grubu''na geçecek. Bu yüzden hem yeni binaya taşınma, hem de yeni yapılanma çalışmaları devam ediyor. Hürriyet kadrosundan şimdiye kadar sadece bir editöre Doğan Grubu teklifte bulunmuş. İşten çıkarılanların sayısının 35''e ulaştığı belirtiliyor. Çıkarılan gazeteciler, sendika aracılığı ile kendilerine sahip çıkmayan Erol Simavi''yi

mahkemeye vermişler.

Ah bu internet sayfaları İnternet, yazılı basının sonunu getirecek diye bekleyenler biraz hayal kırıklığına uğradılar gibi. Tehlikeyi internetle işbirliği yaparak ya da pek moda bir deyimle "Rakibi ile yatağa girerek" savuşturan gazetelerimiz, alelacele birer de internet sitesi açıp yayınlarını elektronik ortama uydurdular. Artık www. com dediniz mi neredeyse tüm gazetelerimize erişmek mümkün. Günlük son dakika gelişmeleri ile de desteklenen elektronik nüshalarda bir gün öncenin haberlerinin yanısıra gazetelerin yazarını çizerini de bulmak mümkün. Genellikle şehir baskılarınının öncesinde, gazete muhteviyatı, ana çatıya pek dokunulmadan elektronik ortama taşınıyor. Bu iş için gazetelerde özel internet ekipleri de oluşturulmuş. Ama asıl ağırlık teknik kadrolara verildiği için, elektronik ortam nüshalarına uzun boylu editöryel müdahale söz konusu olmuyor. Yani belli bir saatte internete aktarılan kimi haber ve yazılar, sonraki değişikliklerden pek nasibini alamıyor. Şimdi bütün bunları neden anlattık. Efendim geçtiğimiz günlerde, Hürriyet''in elektronik nüshalarında yayınlanan bir köşe yazısının, aynı gün gazete sayfasındaki orijinalinden biraz daha şişman durduğunu farkeden bazı meslektaşlarımız, olayı kurcalayınca ilginç bir durumla karşılaşmışlar. İlginç durum dediğimiz, gazete sayfasındaki metin biraz tıraşlanmışmış. Hadi lafı dolandırmayalım. Özgün yazarımızın makalesi, sansüre tabi tutulmuş. Fakat sansürcülerin, belki de baskıya girmeden biraz önce yaptıkları düzenleme internet nüshalarına müdahale edilmediği için yapılamayınca, sansür de ayağa dolaşmış. Sansüre karşı tutumuyla tanınan yazarın, kendi yazısına reva görülen sansürü, içine sinmese de sineye çekmeye çabaladığı bir süreçte, bazı şom ağızlılar durumu kamuoyuna duyurunca işler de karışmış tabii. Durumu ve durumun açığa çıkmasını protesto eden söz konusu yazının sahibi ertesi gün köşesini boş bırakmış. Artık neden sonra da, olayı kan davasına çevirmektense, yayınına izin verilmeyen düşüncelerini, bir gün nasıl olsa yazacağı düşüncesiyle işi tadında kesmiş. Benzer bir ayağa takılan sansür olayı daha önceki aylarda da, muhafazakar bir yayın organımızın başına gelmişti. Asıl ilginç tarafı, hükümetin, artık bu tip istenmeyen durumlara fırsat vermemek için olduğunu zannetmediğimiz " İnternete zaptu rapt " arzusunun da şu günlerde kamuoyuna duyurulması. Yani sansürü yasal hale getirme çabaları. Herhalde milenyuma yetiştirirler..

Kıymayın Ahmet Abi''ye Son yönetim değişikliğinden bu yana, yayın anlayışını da revize eden Sabah gazetesi, daha popülist bir çizgiye oturdu gibi. Olaylar, gündemin klasik kalıplarının dışında, değerlendirilmeye, kimi ayrıntıların altı çizilmeye çalışılıyor. Çok zaman da etkili yayıncılık yapılıyor. Ama, yeni yayın anlayışı içinde bir uygulama var ki, doğrusu bir meslek insanı olarak bizi çok üzüyor. Bilindiği gibi, gazete bir süredir, kulak çekmesine alıştığımız Ahmet Vardar ağabeyimizi, bir haberciden çok, bir haber ögesi olarak kulanmaya başladı. Deprem bölgesindeki karınca testinden, Afrika''daki aslanlarla yaptırılan globalleşme söyleşilerine bir dizi magazinyoğun yayında, yılların gazetecisi Ahmet Ağabey''in, bir anlamda figüran olarak kullanılması, doğrusu içimize sinmiyor. Esprili kişiliğine, engin gönlüne rağmen, yayınlanan magazinlerde çizilen " tip"i Ahmet Ağabey ile bağdaştırırken epey zorlanıyoruz. Yılların deneyimli gazetecisine reva görülen bu yeni imajı, (velev ki kendi tercihi de olsa) hatta okuyucudan destek de görse tasvip etmek zor. Ayrıca, bir cümlesi ile onca derde deva bulan, gerektiğinde en üst makamların bile kulağını babacanca çekebilen bir meslek insanını, mizah ögesi olarak kullanmak hoş bir fikir de olsa, Sabah''çıların hoşgörüsüne sığınarak, içimize sindiremediğimizi tekrarlayalım..

Haftanın İncisi ----Onların da gözü bizde...------ "...Demirelin uqurlarinin sirri tekce sadaladiqimiz bu meziyyetlerinde deyil. O deyishen realliqlara suretle uyqunlashmaqi, siyasi savadi ve shuuru ashaqi olan xalq kutlelerini inandirmaqi gozel bacarir. Bu baximdan ona Baba leqebinin verilmesi tesadufi deyil... İndi onun 76 yashi var. Gelen il prezidentlik selahiyyetleri sona chatan Suleyman Bey, buna raqmen siyasi heyatini noqtelemek niyyetinde deyil... Onun 2. defe prezident sechilmesine kechmish kommunistler de yardim edecekler...."

Yeni Musavat, 1 dekabr 1999 (Türkistan) Yukarıdaki metni internetten bulup yayınlayan Selahattin Karakaş ve Hasan Sutay''a teşekkürlerle..