Kaydet
a- | +A
Korkmaz Yiğit rüzgârı Yılın ilk aylarında medya dünyamız, yeni bir patronla tanıştı. Korkmaz Yiğit, önce Milliyet Gazetesi''ni, ardından Yeni Yüzyıl''ı sahiplendi. Daha sonra da Kanal 6 televizyonu ile hem yazılı hem de görsel medyada söz sahibi oluverdi. Ve gürültü de ondan sonra koptu. Yiğit''in arkasında Çakıcı gölgesinin belirmesi ve ortaya sürülen bir dizi bant kaydı rüzgarı tersine çevirdi. Yeni patronlarının gelişini şampanya ile kutlayan Milliyet çalışanları, Yiğit''in gelişiyle ayrılanlarla birlikte, yeni patronu istemezük kampanyasına el verince, Aydın Doğan yeniden gazetesini devralmak durumunda kaldı. Bundan sonra Korkmaz Yiğit yasal takibata uğrayınca, bazı itiraflarda bulunacak ve koalisyonun yıkılmasına yol açacaktı. Yiğit''in hapse girmesi ile elinde kalan iki basın organında zor günler yaşandı. A takımı Sabah tarafından kapılan Yeni Yüzyıl Gazetesi, B takımı ile gerçek bir gazetecilik ve yaşam mücadelesi verdi. Ama bu sonu olmayan kavga bir süre sonra noktalanacak ve gazete kapanacaktı. Kanal 6 ise, yayınına devam edegeldi. Yılın sonunda Korkmaz Yiğit, medyadan tamamen çıkarılmış görünüyor. Uzanlar fırtına gibiydi Geçen yıl medya dünyasına hareket kazandıran bir diğer patron ise Uzan''la#dı. Taa Yeni İstanbul macerasından beri yazılı basına girmek için fırsat kollayan Uzan''lar sonunda bu emellerini gerçekleştiriyor ve Star Gazetesi ile gazeteler arası kavgaya karışıyorlardı. Star farklı bir anlayış ve görünüşle piyasaya girdi ve dünyamızı yepyeni bir rekabet biçimi ile karşı karşıya bıraktı. Uzan''lar bu arada Erol Aksoy''un CİNE 5''inin elinden maç naklen yayınları hakkını da astronomik bir rakamla alacak ve kavga alanını Kral Tv''yi TELEON''a çevirerek genişletecekti. Uzan''la#la, Doğan ve Bilgin Grupları arasındaki amansız kavgayı başlatan gerekçe ise, ucuz fiyatı ile neredeyse yarım milyona yakın gazete satmayı başaran Çukurova Grubu ve onların gazetesi Akşam''ın başarısı oldu. Uzan''lar, gazetelerinin fiyatını, Akşam Gazzetesi gibi piyasanın nerede ise üçte birine düşürünce işler karıştı. Tiraj sıralamaları değişti. Bayi kârını bile karşılamayan gazete fiyatı nedeniyle dağıtım sıkıntısı yaşanırken, Star''cılar BBD''nin içini başalttıkları gerekçesi ile dağıtım ağından çıkarıldılar. Gazete uzun süre dağıttırılmadı. Uzan''lar sonunda, kendi dağıtım şirketlerini ve satış ağlarını oluşturdular. Gazete halen, kavgaya neden olan ve hesaplamalara göre, kağıt maliyetini bile karşılamayan fiyatı ile okuyucuya ulaştırılıyor. Yeni kanallar Geçen yılın hatırda kalan gelişmelerinden birisi de CNN Türk Kanalının hayata geçirilmesi. Çukurova şirketi ile iletişim alanında ikibinli yılları düşünerek "Digital Platform "u gerçekleştiren ve bu işe 50 milyon dolar yatıran Doğan Grubu, ABD''li kablolu televizyon şirketi CNN ile de, bir haber kanalı için ortaklık gerçekleştiriyordu. CNN Türk kanalı, biraz gecikme ile de olsa yayına girdi ve iyi bir haber kanalı olarak devam ediyor. NTV ile büyük çıkış gerçekleştiren Doğuş Grubu''nun yeni kanalı Kanal E de yeni formatı ile göz dolduruyor. Bu arada Çukurova Grubu Show televizyonunu sahiplenirken Erol Aksoy Cine 5''le devam diyecekti. Yılın son çeyreğinde ise Sabah Grubu, kapanan Yeni Yüzyıl''ın benzeri "Yeni Binyıl"ı piyasaya çıkarttı. Gösterdiği performans ile 99''u en kârlı kapatan medya kuruluşu ise şüphesiz İhlas Haber Ajansı oldu. Ajans, yarın yedinci yaşgününü kutlayacak. Kışlalı cinayeti ve... Yazar Ahmet Taner Kışlalı''nın menfur bir cinayete kurban gitmesi, kaybettiğimiz diğer gazeteci dostlarımız, Akit Gazetesi''nin polis tarafından basılması, iki gazeteci arkadaşımızın, bir mafya sanığının iddiaları doğrultusunda araştırılıp soruşturulmadan apar topar gözaltına alınıp sorgulanmaları akılda kalan üzücü olaylar. Haklarında dava açılan, saldırıya uğrayan, ceza yiyen meslektaşlarımızın sayısı da bir hayli fazla. Rakamlar alt alta koyulup cem edildiği zaman ise oldukça yekun oluşturuyor. RTÜK''ün verdiği ekran karartma cezaları da keza aynı sayı çokluğu ile yekun tutmakta. Geçen yılla ilgili ilk etapta aklımıza geliverenler böyle. Resmi bir tutanak olmadığı için ve dahi henüz hatırlandıkları için unuttuklarımızı da siz ilave ediverin. Her şeye rağmen Türk medyası 1999 yılında, bir önceki yıla göre daha başarılı, daha sorumlu, daha cevval ve daha etkiliydi. Bu bize önümüzdeki günler için hem umut hem de güç veriyor. En azından bardağın dolu yarısına bakarak, bizim değerlendirmemiz bu şekilde. Kanal 6''ya ne oldu? Geçtiğimiz hafta, Kanal 6 televizyonundan yapılan bir açıklamadan hareketle ve medyaya intikal ettiği kadarı ile Kanal 6''nın tekrar Ahmet Özal''a geçtiğini duyurmuştuk. Hatta, Sabah Grubu''nun yeni gazetesi Yeni Binyıl ile "Yeni Yüzyıl" kozunu da kaybeden Korkmaz Yiğit''e "iki darbe birden" geldiğini belirtmiştik. Bu açıklamalardan sonra işler biraz karıştı gibi. Önce, İnterbank''ı devralan Tasarruf Mevduatı Fonu''nun, Korkmaz Yiğit''in hisselerini usulsüz bir yöntemle yakınlarına devrettiği gerekçesi ile Kanal 6''nın Özal''lara devrinin geçersiz olduğu, kurumun satışı iptal ettireceği yolundaki açıklaması duyuruldu. Derken, sahneye bu defa da Mehmet Kurt çıktı. Ve bir açıklama yayınlayarak, asılsız söylemlerle kamuoyunun yanıltıldığını ileri sürdü ve Özal''ı suçladı. Kurt''un açıklamasında, Kanal''ın Korkmaz Yiğit''e devredildiği, ancak ödeme yapılmadığı için hisselere tedbir konulduğu belirtiliyor ve Özal''ın "Kanalın yönetimi şirket sermayedarlarının onayı ile devralınmıştır" sözleri "İşgalcilerin son çırpınışı" diye niteleniyordu. Kurt ayrıca, Ahmet Özal''ın milletvekili olduğunu da hatırlatarak, onun şirket yönetiminin başına zaten yasal olarak geçemeyeceğini de vurguluyordu. Nereden nereye Hatırlanacağı gibi, Kanal 6 Ahmet Özal tarafından kurulmuş ve daha sonra Mehmet Kurt tarafından satın alınmıştı. Kanal 1.5 yıl önce de işadamı Korkmaz Yiğit''e geçmişti. 21 Aralık günü Kanal 6 ana haber bülteninde, televizyon yönetiminde değişiklik yapıldığı duyuruluyor ve idarenin Ahmet Özal''a geçtiği belirtiliyordu. Mehmet Kurt tarafından "Televizyonumu gasbetti" denilerek suçlanan Ahmet Özal "Mehmet Kurt benim muhatabım değil. Hiçbir zaman Kanal 6''nın sahibi ya da ortağı da olmadı. Bu nedenle kanalı ne satın almış ne de devretmiştir" diyor. Konu ile ilgili asıl ilginç açıklama ise Özal''ın avukatı Oktay Tekgirgin''den. Cumhuriyet''te çıkan demecinde, avukat, Özal''ın milletvekili olması dolayısıyla, kanalı fahri olarak yönettiğini ileri sürerken "İyi güzel de Kanal 6''nın gerçek sahibi kim" sorusuna verdiği cevap ise olayı çok güzel özetliyor: " Açıkca söylemek gerekirse mülkiyetini ben de bilemiyorum." Kanal 6 birilerinin ama kimin acaba? Görünen, 5 banka gibi bir tv kanalının da TMF''ye geçeceği cihetinde. Bakalım ikibin''ler neler getirecek? Bu arada bir de fısıltı. İddialara bakılırsa Özal, kanalı tekrar devralırken büyük oranda Sümerbank''ın desteğine güvenmiş. Banka fona geçince de hesaplar karışmış. Ve Ahmet bey şimdi yeni bir finans desteği aramakta imiş. Dedik ya, bu da işin fısıltısı... Gazeteler zamlanıyor Artan girdi maliyetleri, gazeteleri fiyat ayarlamaya zorluyor. Fiyatını ilk artıran Hürriyet gazetesi oldu. Gazete artık 175 bin lira. Hürriyet''ten bir gün sonra da Sabah gazetesi ve Posta da fiyatlarını 25''er bin lira artırdılar. ''Milliyet''çiler de bunu yılın son gününe bırakmışlardı. Star gazetesi ise 50 bin liralık fiyatta direniyor. Fiyat artışının diğer büyük gazeteleri de etkilemesi bekleniyor. İki gazete Cumhuriyet ve Dünya gazeteleri ise bir süredir 250 ve 225 bin liradan satılıyorlar. Milenyum öncesi öz eleştiriler Sabah''tan ayrıldıktan sonra, kamuoyunun gündemine yazan değil yazılan bir kişi olarak gelen Can Ataklı''nın, özeleştirileri çeşitli kesimlerde tartışılmaya devam ederken Milliyet Gazetesi''nin yönetici yazarı Umur Talu da tartışmalara kayıtsız kalamadı ve "Yamukluk içimizde" başlıklı yazısı ile kervana katıldı. "Bu meslekteki 20 yılda, kimi zaman baskı ve tehdide, kimi zaman ise menfaatlere endeksli olarak, bazen kör, bazen sağır, bazen uzaktan kumandalı, bazen içten yanmalı, bazen önden çekişli, bazen arkadan itmeli gazetecilik örneklerini çok gördüm. Yazıların, haberlerin, bazen de tüm gazetenin (ya da ekranın) kapı kulluğuna sürüklendiğini, bağlandığını, zincirlendiğini izledim..." diyen Talu, Ataklı''nın "28 Şubat sürecinde askerden gelen kimi baskılarla yüzde doksan asılsız haber verildiği" yolundaki itiraflarına "Ataklı''nın sözlerinin özü doğru ama eksik" dedikten sonra sivil ve siyasi boyutu da ilave ediyor ve "..Çanak tutma, boyun eğme, amigoluk yapma, fotokopi makinesi haline gelme, gözünü kapatma, göz boyama, katiplik.. Artık ne derseniz deyin. Ne şubat, ne mart.. Asıl yamukluk bizim içimizde!" diye ilave ediyordu. Anadolu tabiri ile şimdi "Doğru söze hacı emmin ne desin?" Diyeceğimiz: İki binli yıllar, biz medya takımına da değişim vesilesi olur inşallah.... Haftanın incisi: Tango, vals, üçayak Soru: İyi dans eder misiniz? -Biraz ederim Soru: Hangi dansları? -Tango da yaparım, vals de yaparım. Yöremizden üçayak da oynarım. Oynamazsam kendimde bir eksiklik kabul ederim. Soru: Hangi tür müziği sever misiniz? -Her türlü müziği severim. Halk müziğinden Avrupa müziğine kadar. Jazz, rock''u tercih ederim DYP Tunceli Milletvekili Kamer Genç *İlk resmi Cumhurbaşkanı adayımız ile Tempo''nun yaptığı söyleşiden alınmıştır