Kaydet
a- | +A
Yayın durdurulur mu? "Telsim Birinci Ligi" ismi nedeniyle mahkemeye giden, ismi yasaklattığı halde, Futbol Federasyonuna mahkeme kararını uygulatamayan Spor Bakanı Ünlü''nün Uzanlar''la kavgası da devam ediyor. Bakanın yakın çevresinin iddiası ise, naklen maç yayınının bir vesile ile engelleneceği. Hatta maç günü, Kral TV''nin RTÜK''çe kapatılması ihtimalinden bile söz edilmekte. Spor ve televizyon servislerimiz affetsin. Televizyondan naklen maç yayını konusuna bu hafta da burnumuzu sokacağız. Ne de olsa medya ponoraması çiziyoruz ya... Bildiğiniz gibi, televizyondan naklen maç yayını hakkını, kıyasıya bir rekabet sonrası Uzan''lar kazanmıştı. İhaleden sonra yapılan açıklamada, hem ucuz yayın, hem de, abonelerin, izlediği kadar yayının parasını ödeyebileceği yeni bir ücretlendirme imkanı vaadedilmişti. Hatta, digital olarak gerçekleştirilen yayınlar sırasında maç istemeyenler de 16 ayrı seçenek içinden, diledikleri yayını seyredebileceklerdi. Açıklamalar öylesine sevimli, öylesine özendirici idi ki, panik içinde, insanlar CİNE 5 aboneliklerini bırakmaya başladılar.. Pişmiş aşa soğuk su Ama ne çare ki, başlangıç hesapları, sonraki gelişmelere pek uymadı. Tabii sadece hesaplara değil, yapılan onca masraf ve teknolojik altyapıya da.. Haziran ayının ortalarında RTÜK, Uzanlar''a dijital yayınla maç nakline izin veremeyeceğini resmen bildirdi. Ve tüm hesaplar da, işte bu noktadan itibaren şaşmaya başladı. Grup, dijital decoderlerin ısmarlanması dahil, neredeyse bütün hazırlıklarını bitirmişken, bu karar tam bir şoka neden oldu. İki yıllık yayın hakkı için 300 milyon dolar harcadıktan, bir o kadar da alt yapı hazırladıktan sonra gelen bu red cevabı üzerine, kendi ifadeleri ile iki hafta kadar "derin sesizliğe" gömülen Star''cılar, sonuçta, başlangıç hesaplarının çok dışında, tıpkı CİNE 5''te olduğu gibi analog yayın yapmak zorunda kaldıklarını anladılar ve RTÜK''e başvurularını, bu defa analog yayın için yaptılar. Ve nihayet geçen hafta beklenen izin çıktı ve düğmeye basıldı. Ücret pahalı geldi Düğmeye basılmasına basıldı ama, şaşanın sadece Uzanlar''ın hesapları olmadığı da ortaya çıktı. Abonelik şartlarını görünce, başta spor medyası olmak üzere, sporseverlerin de moralleri bozuldu. Bir kere ve beklentinin aksine, "ucuz maç izlettireceğiz" iddiaları fos çıkmıştı. Ucuzluk bir yana, bir maçın Tv''den izlenmesi, (bu konunun uzmanlarına göre), stadyuma gidip maç izlemekten bile pahalıydı. Gerçekten de daha önce CİNE 5''ten decoderi olanlar, maçların dışında, vizyon filmlerini de izleyebiliyorlar ve neredeyse, istenilen rakamın yarısı kadar ücret ödüyorlardı. Türkçesi, RTÜK''le hesapları bozulan Uzanlar''ın yaşadıkları şoktan daha büyüğünü şimdi sporseverler yaşıyorlar. Keza spor kamuoyu ve onları yönlendiren medyatörler de, son derece kızgın. Hatta bazı köşe yazarları, "alırsak namerdiz" mealinde yazılar bile yazdılar. Kızgın olanlar sadece spor camiası değil elbet. Bir de, kampanya ile birlikte başlayan etik tartışması var ki, bir gürültü de buradan geliyor. Uzanlar, CİNE 5 aboneliğini bırakacaklara cazip vaadlerde bulunup, bir de Telsim abonelerine ayrıcalık yapacaklarını açıklayınca, olay ticari ahlak konusunu da gündeme getirdi ve Rekabet Kurulu göreve çağırıldı. Yani bir kavga ki, kolay kolay bitecek gibi değil. Haftada oniki saat yayın Peki naklen yayınlar nasıl olacak derseniz. Grubun Kral TV''si, haftanın üç günü, ortalama dörder saatini Teleon adı altında naklen maç yayınları ile spor programlarına ayıracak. Teleon yayınları maçlardan 45 dakika önce başlayıp, maçtan sonra bir 45 dakika da yorum yayını ile günü kurtaracak. Yani, ayda toplam iki günlük yayın süresi için yaklaşık 20 milyon lira.. Aşırı fiyatlandırmayı aslında Teleon''cular da kabul ediyorlar. Ama "Bu kadar pahalı bir ihaleden sonra daha da ucuza veremezdik ki" diyorlar. Yine de, Ağustos sonuna kadar piyasaya yüz bin decoder sunacaklarını ve izleyicilerin bu fiyatlara rağmen kendilerine teveccüh edeceklerini düşünüyorlar. Maç naklen yayınları için, beş naklen yayın aracı hazırlandığı, maçların en az sekiz kamera ile takip edileceği ve büyük maçlarda yirmidört kamera birden kullanılacağı verilen bilgiler arasında. Bu arada medyaya yansıyan bir başka yakınma ise, Uzanlar''ın, analog yayın için dijital decoder dağıttıkları şeklinde.Yani, şu an engellenen dijital yayın da bir vesile ile tekrar gündeme getirilecek diyenler var. Hatta daha da ileri gidip "Kaçak dijital yayın yapılacak. Decoderler bunun için veriliyor "diyenler de çıktı. ( Bu arada dijital yayın konusunda bir ufak not: Sistem ABD''de 2006, Avrupa ülkelerinde 2010 yılında yayına girecek. RTÜK''e göre, Türkiye henüz sistem için gerekli alt yapıya sahip değil. Bu alanda faaliyet göstermek için Çukurova ve Doğan Grupları geçtiğimiz aylarda Dijital Forum adlı ortak bir şirket kurdular ve şirketin kuruluşu Digital Hizmetler Pazarlama başlığı ile Ticaret Sicili Gazetesinde resmen duyuruldu.) Dedik ya, bu kavga kolay kolay bitmez diye.. Promosyona göre fiyat Türkiye Gazeteciler Cemiyeti''nin yayın organı Bizim Gazete''nin haber merkezi, üşenmemiş saymış ve gazetelerimizin, verdikleri promosyonun cinsine göre 20 farklı fiyattan okuyucuya satıldıklarını tesbit etmiş. Bizim gazeteye göre fiyatlar 75 bin lira ile 2 milyon 50 bin lira arasında değişiyor. İşte bazı tesbitler: Posta Gazetesi sadece gazete alana 75 bin liradan satılırken promosyonlu Posta, İyi Gazete Posta kartıyla 130 bin liradan satılıyor. Hürriyet, Milliyet, Sabah, Radikal ve Star gazeteleri kupon ve günlük taksit uygulamasının dışında zaman zaman birer günlük promosyonlar da veriyor. 125 bin liralık Radikal günlük promosyon olarak çocuk kitabı vermişse 175 bin, yemek tabağı vermişse 450 bin liradan satılıyor. Diğer gazetelerin promosyonsuz ve günlük promosyonlu fiyatları şöyle: Star (130 bin lira): Müzik kasetiyle 250 bin, deterjanla 200 bin lira. Sabah: (150 bin lira) Şamdan ekiyle 250 bin lira. Hürriyet: (150 bin lira) Üniversite kitabıyla 1.750 bin, çocuk kitabıyla 200 bin lira, Galaxy ekiyle 250 bin lira. Milliyet: (150 bin lira) Kasetle birlikte 175 bin lira, tabakla 450 bin lira. Eskiler-yeniler Gazetelerin geçen yıldan kalan kampanyaları şunlar: Radikal: Volkan gazetesiyle 289-349 kupona bilgisayar. Pusula gazetesiyle 299 kupona Kinetic Scooter. Milliyet: Fieste Gazetesiyle televizyon ve Kastino Scootter, Bahar Gazetesiyle TV, Yelpaze Gazetesiyle bilgisayar, Otomobil Gazetesiyle bilgisayar. Sabah: Alışveriş Gazetesiyle müzik seti, buzdolabı, İnternet, Çamaşır Makinesi, Şok Gazetesi ile televizyon. Hürriyet: Sezon Gazetesiyle televizyon. Gazetelerin yeni başlattıkları kültür ürünleri promosyonları da şunlar: Hürriyet: Tarih Gazetesiyle; Büyük Osmanlı Tarihi Milliyet: Okul Gazetesiyle Türk Tarihi Radikal: Yaşam Gazetesiyle Quicktionary. Yeni uygulama Gazeteler, kültür ürünlerinin dışında yeni bir uygulama başlatarak günlük taksitlerle, TV, cep telefonu, beyaz eşya, buzdolabı, çamaşır makinesi pazarlamaya başladı. Bu uygulamayla da gazeteler şu ürünleri pazarlıyor: Milliyet: TV, müzik seti, cep telefonu Foto Maç: Müzik seti Hürriyet: Televizyon Sabah: Televizyon, Cep telefonu Star: Cep telefonu, buzdolabı, çamaşır makinesi, bisiklet. Star''ın ayrıca kuponla cep telefonu kampanyası var. Gazetelerin kampanyalarla fiyatları şöyle: Milliyet: Bahar Gazetesiyle (475 bin, Armağan gazetesiyle 350 bin, Otomobil Gazetesiyle 2 milyon 50 bin, Okul Gazetesiyle 225 bin, Fiesta Gazetesiyle 750 bin, Pazar Postası Gazetesiyle 250 bin lira) Hürriyet: Sezon Gazetesiyle 475 bin, Tarih Gazetesiyle 200 bin lira. Radikal: Yaşam Gazetesiyle 850 bin lira. Sabah: Alışveriş Gazetesiyle 450 bin, Kültür Gazetesiyle 200 bin. Sertifikalar Günlük taksit uygulamasında da gazetelerin taksit sertifikasıyla fiyatları şöyle: Hürriyet: Televizyon sertifikasıyla 850 bin. Milliyet: Televizyon sertifikasıyla 550-600, cep telefonu sertifikasıyla 500 bin-1 milyon, televizyon sertifikasıyla 700 bin. Sabah: Cep telefonu sertifikasıyla 1 milyon, TV sertifikasıyla 1 milyon. Foto Maç: Müzik seti sertifikasıyla 400 bin. Star: Cep telefonu sertifikasıyla 1 milyon, bisiklet sertifikasıyla 1 milyon beyaz eşya sertifikasıyla 1 milyon. Kadınlarımız haber sev-mi-yor-muş! atv''de Ali Kırca''nın Siyaset Meydanı''ndan yola çıkıp, "Kadınlar da, en az erkekler kadar, siyasetle, haberle ilgileniyor" diyenler, geçtiğimiz günlerde Karadeniz Teknik Üniversitesi''nce gerçekleştirilen bir anketin sonuçlarından hiç de memnun olmadılar. Üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Hasan Türedi''nin danışmanlığında yürütülen ve Trabzon, Rize, Giresun, Artvin ve Gümüşhane illerinden 387''si bayan, 613''ü erkek bin kişi ile yapılan yüzyüze görüşmeler sonunda, kadınların haber dinlemeye sanıldığı kadar meraklı olmadıkları belirlendi. Peki kadınlar ne seyrediyor denirse. Yaklaşık yarısı dizi film ve film izliyor. Yüzde 25''ten fazlası da eğlence programlarını. Sağlık ve diğer programların kadınlar tarafından izlenme oranları ise yüzde 15 civarında. Bu durumda "En beğenilen erkekler" listelerine ön sıralardan giren bazı haberci ve sunucuların, kadın değil de erkek oyları ile seçildikleri ortaya çıkıyor ki, bu da ilginç... Söz, TV kanalları ile radyolardan açılmışken biraz da istatistik bilgisi. Kaynak Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinin Konrad Adanauer Vakfı ile müşterek araştırması. Buna göre Türkiye''de toplam 3 bin beşyüz süreli yayın var. 1056 radyo ve 280 TV kanalı faaliyet gösteriyor. Bu konuda en cevval ilimiz ise İstanbul. İstanbul''da ulusal ve yerel 964 süreli yayın, 128 radyo ve 29 televizyon kanalı bulunuyor. Türkiye''deki toplam 280 televizyon kanalının 35''i ulusal, 230''u ise yerel 15''i de bölgesel yayın yapıyor.. Basında geçen hafta Geçen hafta, ikisi yerel medyanın sorunlarını işleyen, yedi ayrı panel ve toplantıya sahne oldu. Bu arada iki kanun tasarısı ile basına getirilmek istenen, biri haberleşme özgürlüğünü, diğeri 212 sayılı yasa ile kazanılmış özlük hakları kısıtlamaya çalışan iki engellemeden, biri önlendi, diğeri hayata geçirildi. Üç gazeteci, hakaretten tazminata mahkum edildi, iki gazeteci beraat etti. Bir gazeteci kardeşimiz de magandaların saldırısında canverdi. Üç gazeteci hastaneye düştü. Gazetelerin, ekonomik krizi personel çıkararak aşma gayretleri devam ediyor. Milliyet Gazetesinde yine ağır bir sıkıntı yaşanıyor. Dış haberler Şefi Sinan Gökçen ile spor müdürü İhsan Topaloğlu istifa etti.. Ankara kadrosunun da sil baştan yenileneceği söyleniyor. Şaşmaz, Uzanlar''ı terketti Aynı sıkıntılar Uzanlar''da da yaşanıyor. Cem Şaşmaz İnterstar''dan ayrıldı. Şaşmaz bir dönemler Cem Uzan''ın sağ koluydu. Şimdi, Şaşmaz''ın adamlarının da sırada olduğu ve geniş bir temizlik operasyonunun beklendiği söyleniyor. Cem Şaşmaz Show TV''ye geçecek diyenler var.. Bilginler''in Bir Numara Yayıncılık''ında da yeniden yapılanma henüz bitirilemedi. Peşpeşe gelen istifalar sonrası yeni transferler yapılıyor. Koç, Sabah''ı da kucakladı Haftanın bir diğer sürprizi ise Sabah Gazetesinin de Koç''la işbirliği. Bilgin''in gazetesi de artık Migros Kartı ile alışveriş yapanlara bedava verilmeye başlandı. Bunun karşılığı da Sabahtaki bedava Migros ilanları ile ödeniyor. Sabah''ın Shell ile işbirliği de devam ediyor. Sabah-Koç işbirliğini Aydın Doğan''ın nasıl karşıladığı bilinmez ama, Koç''ların bu işi bildikleri kesin. Bir yandan yurt dışında yeni süpermarketler açan Koç, içeride de erişilemez bir biçimde piyasaya hakim olmaya başladı. İntermedya Dergisinde Gül Tüfekçi''den boşalan yazıişleri müdürlüğüne Şebnem Fındıklı getirilmiş. Derginin istihbarat birimi de haber müdürlüğüne bağlanmış ve haber müdürlüğünü de Mutlu Güneş Sönmez yürütecekmiş. Haftalık yayınlanan tek çocuk dergisi olan Türkiye Çocuk artık 66 sayfa çıkıyor. 18''inci yayın yılında dergi, aylık rakiplerini satışta ikiye katlamış durumda. Fanatik Gazetesi''nin duyurduğuna göre, Hürriyet Gazetesinin Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök, bundan böyle spor da yazacakmış. Daha önce de kimi siyasi köşe yazarı arkadaşlarımız spor da yazıyorlardı. Merhum Yavuz Gökmen, gündemi etkileyen siyasi ve sosyal içerikli yazıları kadar, özellikle bir Galatasaraylı olarak yazdığı ilginç spor yazıları ile de hatırlanır kimilerince. Hatta Mümtaz Soysal hocamızın bile spor yazıları vardır arşivlerde. Sağlam kaynak Sosyal Güvenlik Kanununu çıkarıp, emeklilik yaşını yükseltinceye kadar, ekonomiyi neredeyse her gün zam yaparak kurtarmaya kararlı görünen hükümetimiz, geçtiğimiz hafta ilaç fiyatlarını da fena halde ayarladı. Zam haberini, Anadolu Ajansından kullanan bir arkadaşımızın dikkatini, zam oranları kadar, haberin mahreci de çekmişti. Gerisini arkadaşımızdan dinledik: "Pastırma-sucuk fiyatları ile ilgili haberlerde "Kayseri" mahrecinin bulunması normal karşılanabilir.. Ancak Anadolu Ajansı''nın ilaç fiyatlarına gelen zam haberlerinde genellikle Kayseri mahrecini kullanması çok ilgimi çekiyordu. "Haber kaynağının Ankara veya İstanbul olması gerekmez mi?" diye.. Merak ettim, araştırdım.. Meğer, AA''nın Kayseri muhabirinin yakın akrabası eczacıymış.. Muhabir de gelen her zam haberini eczaneye yansıyan fiyatları baz alarak haber yapıyormuş.. Merkez de bunu itiraz etmeden servise koyuyormuş.." Gerçi, gazetecilikte haber kaynağı pek açıklanmaz ama, basının ve haberlerinin pek tartışıldığı günlerdeyiz. En azından ilaç fiyatları konusunda kaynağın sağlam olduğunu bilesiniz diye bu sırrı sizinle paylaştık.