Kaydet
a- | +A

Büyük felaketin enkazı arasından iki korkunç söylenti, yetkili ağızların da onayını alarak, gazete sayfalarına, televizyon ekranlarına kadar ulaştı. Medya, söylentileri en ağır ve etkileyici başlıklarla kamuoyuna malederken, (Bir İngiliz pazar gazetesi ile bir Rus gazetesi de ilgisiz kalamadı..) bazı üst düzey yetkililer de, gerekli araştırmaların yapılmakta ve yapılacak olduğunu açıklayarak, iddiaları bir anlamda doğruladılar. Ve her şey de korkarız öylece kaldı.

Ürperten iddialar.. Ürperten iddialarda "Organ mafyası, göçük altından çıkarılanların organlarını çaldı. Kimi depremzedeler, henüz canlı iken bu vahşi operasyona maruz kaldı" deniliyor ve gündeme, deprem sonrası, enkaz altından canlı çıkarıldıkları ileri sürüldüğü halde, hiçbir sağlık kuruluşunda izlerine rastlanamayan kimi kayıplar da getirilerek, söylentilere boyut kazandırılıyordu. Bir diğerinde ise "Mafya, depremde kimsesiz kalan bebekleri kaçırıyor" deniliyor ve aynı şekilde resmi makamların da onayını taşıyordu. Bu konuda da, devletin harekete geçtiği ve sorumluların mutlaka yakalanacağı belirtiliyordu... Buraya kadar olanlar çoğumuzun mâlumu. İçimizden bazıları bu iddiaları ciddiye alırken, bazılarımızın da, "Sonuçta medyanın abartması" dediklerinden eminiz. Ama bizim yaklaşımımız biraz daha farklı olacak.

Büyük fırsat Şimdi, Türk medyasının tüm habercilerini göreve ve tarihi bir sınava davet ediyoruz. Medyamız bu güne kadar, kimi çevrelerin sızdırdığı bazı rapor ve taslaklara, kimi müfettiş raporlarına dayanarak bazı konuların arka planına indi, bazı özel haberler üretti. Ama,dünyayı da sarsacak özellikte bir haber ortaya çıkartabilmiş değil henüz. İşte altın fırsat. Gerçekten bir uluslararası "organ" ve "çocuk mafyası", Marmara Bölgesi''ndeki deprem enkazı arasında icrai faaliyet gösterebilmiş ise, bu konuyu aydınlatabilecek bir haber, yüzyılın haberi olacaktır ve böyle bir haberin altında da Türk habercilerinin imzaları olmalıdır. Olmalıdır ki, uluslararsı alandaki çanak çömlekçi basın yaftasından kurtulabilelim.

Etraf belge kaynıyor Haydi haberciler iş başına. Deprem sonrası tozu dumanı gösteren binlerce fotoğraf karesi, yüzlerce saatlik televizyon, video görüntüsü, yaklaşık bir aydır bölgede yatıp kalkan yüzlerce habercinin izlenimleri arasından, her unsuru, her hareketi yeniden inceleyerek, sorgulayarak iz sürmeye başlayabilirsiniz. Dünyanın dört bir yanından koşup gelen yabancı yardım ekipleri arasına da karışmış olabilecek muhtemel mafya üyelerinin işaretini bulabilirsiniz. Organ mafyası dediğin, söktüğü organı, ceketinin cebine, el çantasının içine koyup gidemez. Bunun için özel donanımlı çantalar, tüpler, kutular, malzemeler gerekir. Aynı şekilde, yardımcı yerel işbirlikçiler gerekir. Bütün bu şenaatın işleneceği mekanlar gerekir. Gizlilik, çabukluk ve hırsızlık emniyeti gerekir. Ve geride mutlaka iz bırakmış olunması gerekir. B ir de iddiaları teyid eden

Tanıklar var! Haydi haberciler, haydi genç gazeteciler. Hatta basın yayın öğrencileri, gazeteci adayları (Yıl başında Amerika''da, basın yayın öğrencileri 20 yıllık bir cinayeti aydınlatarak, yıllardır boş yere hapis yatan bin insanı özgürlüğüne kavuştururken, harika bir habercilik de yapmışlardı ve bu onların ilk başarıları değildi...) görev başına. Asrın haberi olabilecek bu fırsatı kaçırmayın. Arena gibi, haberci kuruluşların ve araştırmacı gazetecilik yapan bazı meslektaşlarımızın bu haberin peşinde olduklarına kuşku yok. Kimbilir bazı ipuçlarına bile ulaşmış olabilirler. Ama biz yine de tüm habercilere hodri meydan diyoruz. Haberciler, en azından, söylentileri ciddi ciddi manşete çıkaran editoryalarının namusunu kurtarmak adına bu işin peşini bırakmamalı diyoruz..

Taşlar yerine oturuyor Eylül ayı hareketli geçecek demiştik. Gerçekten de öyle geçiyor. Büyük deprem felaketinden sonra "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak", Yargıtay Başkanı Selçuk''un tarihi konuşması sonrasında da "Yeniden yapılanma dönemi" diye manşet atan Sabah Gazetesi, en büyük değişikliği ve yeniden yapılanmayı kendi bünyesinde gerçekleştirdi.

Gerçi gazete, sayfa düzenlemeleri dahil, sık sık kendisini yenileyen bir kuruluştu ama, doğrusu Zafer Mutlu''nun da yenileneceği kimsenin aklına gelmiyordu. Medya dünyasının tüm dikkati, adı sık sık gitti gidiyor dedikodularına mevzu edilen Hürriyet yönetmeni Özkök''e çevrilmişken, Sabah Gazetesinde sessiz sedasız bir bayrak değişimi gerçekleştiriliverdi.

Sabah''ta yeni yapılanma Adı, neredeyse gazetesi ile özdeşleşen Mutlu, Genel Yayın Yönetmenliğini, kendi elleriyle gazeteye aldığı Ufuk Güldemir''e devretti. Kendisi ise Dinç Bilgin tarafından daha üst bir yönetime atandı. Zafer Mutlu bundan böyle grubun Yönetim Kurulu Başkanvekilliği ve Yayın Grubu Başkanlığını yürütecek. Yani bir anlamda dikey bir terfi sözkonusu. Ama karizmatik kişiliği ile gazetesine farklı bir ruh veren Mutlu''nun, aktif editoryal görev yapmayacağı bir Sabah Gazetesi, her halde mevcuttan farklı olacak. Zira Güldemir de kendi çizgisi olan bir yönetici. Zafer Mutlu''nun yerine Ufuk Güldemir''in atanmasının bazılarını hayal kırıklığına uğrattığı da kesin. Yani bir-iki kırgın ismin nasıl tepki gösterecekleri merak konusu. Özellikle Ergun Babahan''ın en çok üzülenlerden biri olduğu ileri sürülüyor. Bu arada başyazar Güngör Mengi''nin ismi de başyazar olarak künyede

yerini aldı nihayet.

CNN dedin mi... Kendisini hâlâ artçı şoklarla unutturmamaya kararlı görünen büyük felaket, yükselen değerler sıralamalarını da değiştirdi. Düne kadar farkında olmadığımız pek çok meslek erbabını bugün ağızlarının içine bakarak dinliyoruz. Ekran konukları politikacıların, ünlü sanatçıların, türkücülerin, mankenlerin yerini artık jeologlar, deprem bilimciler almaya başladı. Kandilli Rasathanesi Müdürü Sayın Prof. Işıkara, popülerlik sıralamasında, futbolcu Hakan''ın da, Başbakan Ecevit''in de önünde şu günlerde. Reha Muhtar bile sanatçıları değil, uzmanları konuk ediyor haber bültenlerine. Fakat bir kurum var ki, sıralamadaki yeri hiç değişmiyor. Körfez savaşını evimize getiren CNN, son deprem felaketinde de hep ön planlardaydı. Önce 6.8''lik depremin gerçekte 7.4 olduğunu ünlü kablolu kanaldan öğrendik. Sonra da, artçı şokların takvimini. Ve daha nice ayrıntıyı.

CNN''de duyduk deyince... CNN olgusu, öylesine güçlü bir enformasyon etkisi yapmış ki toplumumuzda

(sosyologlarımız her halde bu konuyu enine boyuna incelemektedirler) CNN''e doğrulatmadan, ya da ona atfetmeden, gördüklerimize bile inanmakta zorluk çeker hale geldik. Bu çarpıklığı, hem de bir kaç kez (hadi ilk seferi acemilikti..) yaşadık. Fısıltı yoluyla ve çağın teknolojik imkanları içinde, akıl almaz bir süratle yayılan ve insanlarımızı evlerinden fırlatan asılsız söylentilerin tamamı "CNN''de duymuşlar" tanımlaması ile muhatabına ulaştı ve anında kabul gördü. Milyonlarca insan, CNN''de yayınlandığı iddiası ile ve inanarak asılsız söylentilerin paniğine kapıldı. (Bakınız salı gecesi İstanbul''da yaşananlara) Peki gerçekten CNN''in bu işte bir dahli var mıydı derseniz. CNN''in bile bu itibara ve kendi etkisine şaştığını belirtelim. Bu arada şu bizim CNN-Türk daha fazla gecikmeden yayına girse de rahatlasak. Çünkü orijinalinin dilini çoğumuz anlamıyoruz. Türkçesini doğru anlar, kendi kendimizi panikletmeyiz hiç olmazsa..

Ah bu tiraj kavgaları! Daha çok gazete satabilmek sadece gazete patronlarının değil, biz gazetecilerin de ortak özlemidir. Gerçi, aramızda bile bu konuyu itiraftan sakınsak da,yaptığımız haberin, yazdığımız yazının daha çok kişiye ulaştığını bilmek ayrı bir keyiftir. Yoksa "Çok satmak marifet değil, marifet verdiğin haberin etkisi, yaptığın yayının gücü, çalıştığın kuruluşun itibarında" dediğimize bakıp, çok satmayı bütünüyle yadsıdığımızı düşünebilirsiniz. Lafı yine dolandırdık. Çok satma meselesi sadece aziz Türk basınına ait değil. Dünya medyasında da, çok satmak uğruna yapılanlar bir ansiklopedi dolduracak kadar çok ve çeşitlidir. Gerçi, tirajlara çanak, çömlek takviyesi bir Türk buluşudur ama, gazeteci milletinin daha çok satmak için ne yollara başvurdukları araştırılırsa, dediğimiz gibi ansiklopedi doldurur. Ama galiba ilk kez bu işte de ölçü kaçırıldı. Milliyet''çi arkadaşımız Cenk Başlamış''ın haberine göre, Rusya''da yerel bir gazetenin sorumlusu, rakip gazetenin sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Lyubov Lobada adlı bayan gazeteciyi, tiraj çekişmesinin getirdiği kıskançlıkla öldürüvermiş. Sibirya''daki Kuybişev kentinde meydana gelen olayda, Aspekt gazetesinin sahibi ve genel yönetmeni olan Sergey Çayka, kendilerinden fazla satan Vesti gazetesinin sahibini öldürmesi için bir kiralık katille anlaşmış. İşin bir başka ilginç boyutu ise, kiralık katile yaptığı ön ödemenin miktarı. Çayka bunun için 200 ruble ( 3.5 milyon Türk Lirası ) ödemiş.

Ay kavgayı bitirdi... Bir süredir kıran kırana yaşanan köşe savaşlarında görece bir azalma yaşanıyor. Uluç ile Ay arasında yaşanan kavga da, geçtiğimiz günlerde noktalandı. Deprem acısını hissetmek ve turizm tesislerindeki deprem molası yüzünden başlayan ve zaman zaman kırıcı boyutlara ulaşan söz dalaşını Savaş Ay bitirdi. Ay, bundan sonra Hıncal Uluç yazsa bile ona cevap vermeyeceğini okuyucularına taahhüt etti. Bunu da kendine özgü üslubu ile duyurdu. Ne diyelim. Darısı diğerlerinin başına. Kanal 6''dan, olaylı bir şekilde uzaklaşan Hulki Cevizoğlu, Show TV''de işbaşı yaptıktan sonra Akşam Gazetesinde de yazmaya başladı. Akşamcılar, köşe tahsis ettikleri Cevizoğlu ile okunan bir yazara daha sahip oldular.

Arman ve Alpata da gitti Teleon konusundaki sıkıntıları alternatif Star kanalları ve yeni sipariş dekoderlerle atlatma sürecine giren Uzan Grubunda, yapılan fiyat operasyonu ile gazeteleri Star''ın tirajı da ilk sıralara kadar tırmandırılınca moraller yükseldi. Buna rağmen sıkıntıların devam ettiği anlaşılıyor. Enis Karslıoğlunun, bir anlamda yaka paça Star dışına itilmesinin ardından, Deniz Arman da Star''dan ayrıldı. Arkasından da Vahit Alpata gitti. Çok yüksek transfer ücretleri ile gruba katılan bu isimlerin, böyle kolayca gözden çıkarılmalarının, aynı şartlarda bünyede bulunan kimilerini epey tedirgin ettiği ileri sürülüyor.

Star''ın, ortalığı karıştıran son hamlesini, yeni transfer Eroğlu''na bağlayanlar kadar, bu konuda Sabah gazetesinden transfer edilen Onursal''a dikkat çekenler de var. Ne olursa olsun, grubun Teleon ve naklen yayınlar konusunda yaşadığı sıkıntılara rağmen, yeni gelişmelerle epey keyiflendiği gerçek. Geçen hafta, Çöl''ün Milliyet spor servisinin başına getirildiğini duyurmuş ve dış haberler servisinin ise hâlâ boş olduğunu söylemiştik. Gazetenin okur temsilcisi Yavuz Baydar, geçtiğimiz günlerde Dış Haberler şefliğine atandı ve bu iş de bitirildi. Buna rağmen, atanma bekleyen diğer üç

kişinin ise oldukça üzgün oldukları belirtiliyor.

Kanallar arası ''evlilik'' modası... Haber ağırlıklı yayın yapan Kent TV, müzik kanalı Genç TV ile birleşti. İki kanal Kent Genç TV adıyla ortak müzik yayını yapmaya başladılar. Kent TV''nin elindeki teknik haber techizatını kiraya çıkardığı, Kent Haber Ajansı ile Kent Radyo''nun ise yayınlarına devam ettikleri bildiriliyor. Daha önce Kent TV''nin prodüksiyonlarını üstlenen Senkron TV ise, bir başka kanala hizmet üretecekmiş.

Birand''ın önü mü kesildi? Geçtiğimiz 14 Eylül''de büyük bir açılış töreni ile yayına başlaması planlanan CNN Türk''ün, deprem sonrası yaşanan ağır hava nedeniyle törensiz ve sade bir açılışla 2 Ekim''de yayına gireceği belirtilirken, kanalın üst yönetimi yeniden yapılandırıldı. Taha Akyol Genel Müdürlükte kalırken, kanalın genel yayın yönetimine Ferhat Boratav getirildi. Bazı çevreler operasyonu Mehmed Ali Birand''a karşı bir pasifleştirme hareketi olarak yorumlarlarken, Birand, artık haber ve programlarla katkıda bulunmak ve tekrar sahaya çıkarak haber peşinde koşmak istediğini açıkladı. CNN Türk''te Mehmet Ali Birand''ın İcra Kurulu üyeliği devam edecek. Kurulun diğer üyeleri ise Mehmet Ali Yalçındağ, Ertuğrul Özkök, Taha Akyol ve Efe Önbilgin''den oluşuyor.

Çolakoğlu''nun yükü arttı Doğuş Grubu tarafından alınan Kanal E, NTV''nin Maslak''taki binasına taşınıyor. Grup, yeni kanalın birinci derece sorumluluğunu da NTV Genel Koordinatörü Nuri Çolakoğlu''na tevdi etti. Kanal E akşam saat 18.30''a kadar ekonomi ağırlıklı yayın yapacak. Bu saatten sonra da kültür ve sanat ağırlıklı yayına geçecek. Bu arada NTV yayınları ve programları tam metin halinde NTV online sayfalarında yayınlanmaya başladı. Özel canlı yayınlarla uzmanların katıldığı haber programlarına ulaşmak isteyenler kanalın internet adresinden yararlanacaklar. Kanalın dergisi de yayınına devam ediyor. İlk sayısı 12 Eylül 1993 tarihinde yayınlanan Akit gazetesi yedinci yayın yılına girdi. Şahin Limited Şirketi tarafından yayınlanan Akit, yayın hayatına Beklenen Vakit adıyla çıkmıştı. Kendi çizgisi içinde istikrarlı bir yayıncılık yapan gazete gittikçe artan bir okuyucu potansiyeline sahip.