Kaydet
a- | +A

Geçen haftaki yazımızda, "medyada taşlar yerine oturuyor" diyerek bazı ilginç transfer haberlerini konu etmiştik. Hafta ortasında ise Zaman''dan Zafer Özcan, medyadaki bir başka değişikliği vurguluyordu yazısında. Medyadaki patronaj yapısını ve bazı büyük holdinglerin medyaya duydukları ilgiyi konu alan değerlendirme gerçekten ilginçti. Bazı büyük ticari grupların iletişim sektörüne duydukları ilgi öteden beri biliniyordu. Özellikle internet ve GSM alanlarında yaşanan büyük rekabet herkesin malumuydu. Ama medyada meydana gelen değişiklik öyle birden gerçekleşmediği için doğrusu fazlaca göze de batmıyordu. Ama, günlük telaşın dışına çıkıp şöyle bir etrafa bakınınca, son otuz yılın yapısının son birkaç yılda nasıl da değişiverdiğini farkettik. Erol Simavi''nin de çekilmesiyle medya dünyasında Doğan, Bilgin, Aksoy ve İhlas grupları kalmıştı. Diğer münferit sermayeleri de sayarsak medya dünyası üç aşağı beş yukarı böyle bir yapılanma içerisindeydi. Aksoy grubu yavaş yavaş elini çekerken Çukurova grubu medyaya yerleşmeye başladı. Akşam ve Güneş gazetelerini sahiplenen grup Alem FM ve Alem dergisinden sonra Show televizyonunu da Erol Aksoy''un elinden alarak medyadaki varlığını güçlendirdi. Turkcell, Pamukbank Yapı Kredi Bankası ve Süperonline''ın sahibi olan grup, halen ATV''nin de yüzde elli hissesine sahip. Bir ara Doğan grubu ile müştereken projelendirilen Digiturk ise daha sonra sadece Çukurova''nın desteği ile çok geniş bir alanda çalışmaya başladı. Forbes dergisi tarafından dünyanın en zengin 27. İşadamı olarak ilan edilen Mehmet Emin Karamehmet ve Çukurova grubu medyadaki yatırımlarını her geçen gün biraz daha artırarak Doğan grubunun birinciliğini tehdit etmekte. Karamehmet''in Sabah grubuna da el atması halinde ikinci medya devi olacağı belirtiliyor. Medyaya damgasını basan bir diğer yeni grup ise Doğuş grubu oldu. Ayhan Şahenk''in, holdingi Cavit Çağlar''dan aldığı NTV ile girdiği medya dünyasında büyük bir hızla genişlemeye başladı. Daha sonra Kanal E''yi de satın alan ve Microsoft, NBC ve CNBC gibi Amerikan medya devleri ile de ortaklıklar kuran grub çıkardığı çok sayıda derginin yanısıra özellikle internet alanında geniş ve etkili yatırımlar yapıyor. Tabii medyanın en büyük grubu, sekiz günlük gazetesi, iki televizyonu, radyoları ve dergileri ile Doğan Grubu. İnternet alanında da büyük yatırımlar yapan grup cep telefonu konusunda da oldukça iddialı. Özellikle elektronik ticaret alanındaki parlak gelecek, rekabeti daha çok bu alana kaydıracak gibi görülüyor. Görüldüğü gibi, medyada sadece taşlar yerine oturmuyor yeni bir yapılanma da yaşanıyor. Sabancı gibi bazı dev grupların da medya dışında kalmaktan bayağı rahatsızlık duyduklarını açıklamaları, medyadaki bu yeni yapılanmanın da daha sona ermediğini göstermesi açısından ilginç.

Peki bu bilinenlerin dışında neler olup bitiyor derseniz:

Uzan-Doğan yarışı Tiraj için kıyasıya yarış devam ediyor. Sabahçılar ikinci haftaya da lider olarak girdiler. Ve istikrarlı rakamlarını devam ettiriyorlar. Tirajından mutlu olan bir diğer grup ise Uzanlar. Promosyonları ve promosyonlu fiyatları ile oldukça iyi satış yapan Starcılar bu arada Doğan grubuna da el attılar. Bilindiği gibi Yaşar Nuri Öztürk ile Uğur Dündar''ı transfer eden Uzanlar bir yandan da köşe yazarları vasıtası ile Doğan grubuna saldırmaya başladılar. Doğan grubu da buna karşılık, Uzanların, maç naklen yayınları nedeniyle kulüplere vermesi gereken 37.5 milyon dolarlık borçlarını inkar ettiğini ileri sürerek karşı saldırı başlattılar. Uzanlar ise buna karşı Teleon vasıtası ile kulüplere açacağı yeni bir paketle savunma yapıyorlar.

3 milyon dolarlık transfer Bu arada Uğur Dündar''ın Star''a geçmesi ile ilgili olarak kulislerde konuşulan rakamlar ilgi çekici. İleri sürüldüğüne göre Dündar, Uzanlarla çalışmaya 3 milyon dolar karşılığında evet demiş. Yaşar Nuri Öztürk ile ilgili olarak ise herhangi bir rakam konuşulmuyor. Starcılar hocaya daha fazla yer vadetmişler söylentiye göre.

Bab-ı Ali''nin barometresini tutan Can Aksın''ın gazetesinde Milliyet 2000 ile ilgili olarak "kapanacak" dedikodularına yer verilmiş. İddialara göre Milliyet ve Milliyet 2000 yöneticileri ile bir toplantı yapan Aydın Bey, bu toplantıda "Ya tirajınızı artırırsınız ya da Milliyet 2000''i kapatırsınız" diyesi imiş. Milliyet yöneticilerinin iddiaları yalanlamasına rağmen geçtiğimiz günlerde yüzden fazla kişinin işine son verildiğini hatırlatan kimi çevreler bu iddialara sahip çıkıyor.

Rahmi Turan gazeteciliği Medya duayeni Nezih Demirkent, salı yazılarında, daha önce kapandı denilen Gözcü gazetesinin Asabi gazetesi ile birleştikten sonra ve yeni fiyatı ile yüzseksen binlere varan bir satış rakamına ulaştığını belirterek, bu başarının gerisindeki Rahmi Turan''ı övüyordu. Demirkent''in yazısının altında değerlendirilen bizim dünyamız ile ilgili kısa haberler arasında geçtiğimiz günlerde TRT''nin bandrol davasından aklanan Mehmet Ali Ilıcak''ın askere gitmesi ve spor basınının değerli bir kalemi ve sembol isimlerinden Rıdvan Yelekçi ağabeyimizin sessiz sedasız vefatı da konu edilmişti.

İçerik yöneticiliği Konrad Adenauer Vakfı''nın da desteğiyle, geçtiğimiz hafta, Türk,Yunan ve Alman gazetecilerinin katıldıkları bir kongre yapıldı Antalya''da. Konu ile ilgili haberler, bir iki köşe yazarının izlenimleri dışında pek de yansımadı gazete sayfalarına. Yayın sorumluları, bu konferans halkı neden ilgilendirsin diye düşünmüş olmalılar.

Her ne ise. Bu ilk konferans değildi. Geçen yıl yine vakfın desteği ile yapılan konferansta gazetecilik ve etik konuları tartışılmıştı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli o kongrede yaptığı bir konuşmada medyayı etkileyen yeni bir telakkinin altını çiziyor ve bir anlamda da uyarıyordu. O zamanlar epey ilgimizi çeken bu uyarıyı sizlerle paylaşmak bu güne kısmetmiş demek ki.. Güreli, toplantıda "çıkar ve etik çekişmesi içindeki medyamız"ı anlatırken, Amerika''da medyaya getirilen yeni bir kavramdan da bahsetmiş ve medyadaki ilginç bir trende dikkatleri çekmişti.

Güreli şöyle diyordu:

"Son olarak Amerika''dan medyaya yeni bir kavram geldi. ABD''nin güçlü yerel gazetesi Chicago Tribune''ün editörü, gazete ve televizyon kuruluşlarını "içerik sanayii" diye tanımlıyor ve: "Bir editör, görevinin başında kalalabilmesi için içerik endüstrisinin yöneticisi gibi davranmak zorundadır. Yani işletme için gerekli bütün işleri yapmaktan geri kalmamalıdır" diyordu. Yıllardır bizim Genel Yayın Yönetmeni olarak bildiğimiz gazete yöneticilerinin unvanı böylece "İçerik sanayii Yönetmeni" oluyordu. Bir bakıma gazeteciliğin temel ilkelerinden biri olarak bellediğimiz gazetecinin habercilik ve yayıncılıktan başka iş yapmaması kuralı şekil değiştiriyor ve bizim genel yayın yönetmeni, işletme için gerekli tüm işleri yapan "içerik sanayii yönetmeni"ne dönüşüyor,. Mali, idari, teknik işleri, söz konusu bütün işler kavramının dışında bıraksanız da, bütün işlerden sadece "haberciliği" anlasanız bile, içerik sanayiinin mantığına göre, haberlerin magazin yönü abartılıyor ve bu yöndeki talep pompalanıyor. Siyaset de boş insanların çekişmesi olarak sunuluyor. Magazin, heyecan, şiddet içeren haberler olabildiğince çok üretilmeye bakılıyor. Habercilikte nitelikten çok nicelik önem kazanıyor" Sevgili Güreli''nin bir yıl önceki bu sözleri, daha doğrusu tesbitlerinin ne kadar haklı olduğunu anlamak için medyamızdaki içeriklere bakmak yeter. Genel yayın yönetmenlerinin, nasıl başarılı birer "içerik sanayii yönetmeni" oldukları ayan beyan ortada.. Hatta, içerik yönetmenin dışında "içerik yönlendiriciliği" konusundaki becerimiz de yabana atılacak gibi değil.

Köşelerden inciler Artık lamı cimi yok: Türkiye önemli bir futbol ülkesi haline geldi.

Zülfü Livaneli/21 Haziran /Sabah

Yerim kalsa, "Kurnaz tilkiyle karga" masalını anlatacaktım size...

Can Dündar/21 Haziran /Sabah

Gazetelerde çıkan her haberin içi baştan sona bilgi dolu olsaydı ansiklopedilere ihtiyaç olur muydu. Ya da kitaplara...

Savaş Kalafat/19 Haziran /Star

Birkaç yıl önce Tom Cruise''la Londra''da "Vampir''le Buluşma" filminin gala gösteriminde karşılaştığımda onun bir gün bu kadar başarılı olacağını düşünmemiştim.

Ruhat Mengi/20 Haziran /Sabah

Bir avuç namussuzun yüzünden, Türkiye namus kompleksine yakalandı... Karar mekanizmaları ve koskoca devlet çarkı ahlak terörüne mi teslim olacak? Bu kötülüğü bize PKK bile yapmadı.

Rauf Tamer/21 Haziran /Sabah

Doğrusu, Batman''da İngilizce adlı iki gazetenin bulunması çok hoşuma gitti. Küreselleşmenin ayak sesleri oraya kadar gitmiş.

Doğan Hızlan/23 Haziran /Hürriyet

Kavgalar karışınca! Star gazetesi, Erkaya paşanın vefatı sonrası yaşanan bir tartışmayı, kendilerinin Doğan grubu ile yaptıkları kavga ile karıştırıp, Aydın Doğan''ı, Yaysat nedeniyle Akit''i dağıtması konusunda eleştirmeye kalkınca ortalık daha da karıştı. Bir süre önce, Doğan grubunun tutumu nedeniyle kendisi "okuyucuya ulaşamama tehlikesi" ile karşı karşıya kaldığı için bunun ne anlama geldiğini en iyi bilen gazete olması gerekirken, Starcılar bir başka gazeteyi dağıttığı için, bu kez Doğan grubunu suçluyor ve onu dağıtmamalarını istiyordu.

Niyet Başka... Aslında, burada temel niyetin, birden hedef haline gelen bir gazetenin dağıtılıp dağıtılmamasından çok, Starcıların Aydın Doğan''ı bir vesile ile köşeye sıkıştırmak istemeleri olduğu açıkça belli idi. Ama, bir gazetenin, bir başka gazeteyi dağıttırmamak istemesi mesleki açıdan doğrusu anlaşılır bir şey değildi. Hele hele bunun "basın için de daha fazla demokrasi" istediğini yazıp çizen bir gazete tarafından yapılması!. Bu tavır, söz konusu gazeteyi, mevcut bir dağıtım firmasından koparıp, kendi kurdukları dağıtım ağına (Uzunca bir süredir ulusal dağıtım ağının dışında üçüncü bir şirket olarak kendi dağıtımlarını kendileri yapıyorlar ve büyük ihtimalle de yeni yayın organlarına ihtiyaçları var) bağlamak gibi bir niyete bağlansa da hoş değil. Her ne kadar Doğan grubu, Hürriyet gazetesinde bir açıklama yapıp, kendilerinin yargı organı olmadıklarını ve yasalar çerçevesinde, Yaysat vasıtası ile böyle bir tasarrufta bulunamayacaklarını izah etmeye çalıştıysa da, kimi kalem erbabının Star''ın "sattırmama" önerisine balıklama atlayarak bir anlamda savunmalarını anlamak da bizim için oldukça güç. Bakalım cemiyetimizin ve basın konseyinin bu konudaki tepkileri nasıl olacak.

Kanal 6''da yeni dönem Korkmaz Yiğit''in yaklaşık 18 milyon dolarlık borcu karşılığında Bilgin grubu ile Türker İnanoğlu''na Kanal 6''yı 49 yıllığına kiraladığının açıklanmasından sonra gözler bu talihsiz kanala çevrildi. Kiralama olayının ardından Hakan Aygün de kanalın haber dairesinin başına getirilmişti. Aynı şekilde Atv kadrosundan bir başka isim Mahmut Övür de Kanal 6''nın haber müdürlüğü görevine getirilmiş. Daha önce Atv bünyesinde yer alan Kiss TV''nin ise bütünüyle Türker İnanoğlu''na geçtiği belirtiliyor.