Kaydet
a- | +A

İstanbul’da yapraklar dökülürken bu güzün

İçimizi kapladı nihayetsiz bir hüzün

Ayrılık saatiydi gece ile gündüzün

Veda edercesine son defa bakıp gittin

Koca bir aileyi yetim bırakıp gittin…

 

Seçilmiştin, özeldin, ne güzeldi kaderin

Sen gittin tadın kaldı, ne yapsak dolmaz yerin

İçimizdeki boşluk ummanlar kadar derin

Girdiğin gönülleri inceden yakıp gittin

Bizleri gözü yaşlı sensiz bırakıp gittin…

 

Hem öğretmen, hem abi, hem de müşfik babaydın

İlmin bir derya idi, sendin hakiki aydın

Onca hastalık çektin, hepsini nimet saydın

Ne mutlu ki ismini zirveye çakıp gittin

Bu kubbede tatlı bir seda bırakıp gittin…

 

İncelik ve zarafet hayat tarzın olmuştu

Hassasiyet, nezaket sende vücut bulmuştu

Büyüklerin aşkıyla yüreğin kavrulmuştu

Şehadet nişanını göğsüne takıp gittin

Ahlakını bizlere miras bırakıp gittin…

 

Bulmacayı çözerken kırılıp düştü kalem

Kelimeler tükendi, dilde kalmadı kelam

Sana layık olmakta işimiz zor vesselam

Kimse hazır değilken, bir anda çıkıp gittin

İki göz bebeğini mahzun bırakıp gittin…

            Hanefi Söztutan/Kasım 2016

 

 

İş arayan bir gazetecilik bölümü mezunuyum

 

Merhaba ben Gaziantep Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu, gazetecilik mesleğine âşık bir gencim. Gerek lise yıllarında, gerekse üniversite yıllarında mesleki anlamda hep aktif olmaya çalıştım. Lise yıllarında memleketim olan Aksaray'da yerel gazetelerde haber ve köşe yazıları yazdım. Gaziantep'te yine bazı yerel internet sitesi, gazete ve TV'lerde çalıştım. Yine memleketimde yerel bir haber sitesini yönettim ve dergi yayınladım. Yani henüz yeni mezun olmuş birisi olarak onlarca canlı yayın, yüzlerce haber ve köşe yazarlığı tecrübem var. Şu an ise askerliğimi bitirdim ve hâliyle çok ciddi bir şekilde iş arıyorum. Memleketimde yerel bir gazete kurmak daha kolay ve zahmetsiz olmasına karşı hayallerimi gerçekleştirmek için İstanbul şıkkını denemeyi çok istiyorum. Gerektiğinde CV bilgilerimi de size gönderiyorum. Bana olumlu ya da olumsuz dönüş yaparsanız inanın çok mutlu olacağım, iyi günler...

           Mehmet Emin Öztürk-Aksaray

 

 

Aramızda İstanbullu olan var mı?

 

Fatih-Edirnekapı sur girişi, akşamları trafik sıkışıklığı yaşanan bir bölge biliyorsunuz. Burada Haliç istikametinden gelip Fatih istikametine gidecek olan araçlar, Edirnekapı’dan Demirkapı istikametine gidecek araçların önünü kesmiş durumda. Ne kendileri ilerleyebiliyor, ne de Demirkapı istikameti araçlarının hareket etme şansı oluyor.

O ara bir lüks arabada otuzlu yaşlarda bir şoför, elinde sigarası cam açık, yolu kesmiş vaziyette bekliyor. İndim arabadan dedim ki kibarca: “Kardeşim görüyorsunuz sizin yolunuz kapalı. Şöyle yola girmeyip burada bekleseniz de biz önümüz açık olan Demirkapı’ya doğru ilerlemiş olsak.”

Verdiği cevap: “Benim de acelem var.”  Sonra da gözlerini yola kilitleyip kendi yolu açılana kadar bizim önümüzde hem kendisi beş dakika bekledi, hem bizi bekletti. İnsanlardan anlayış beklemek şöyle dursun, rica etseniz bile artık kimse umursamıyor.

İstanbul beyefendiliği, hanımefendiliği görmüş bir eski İstanbullu olarak bu değişik insan tiplerini gördükçe sormadan edemiyorum. Gerçekten biz bu kentte yaşayan hepimiz İstanbullu muyuz? Ya da İstanbullu olabilen kaldı mı aramızda?

          Şevket Turgut-İstanbul

 

 

Bozuk yol, kazaya davetiye çıkarıyor

 

Bahçelievler ilçesi Yenibosna semtinde; 29 Ekim Caddesi Üzerinde, İTO Bilim ve Sanat Merkezi binasının ön kısmına denk gelen yerde asfalt yolda bir otomobil büyüklüğünde toprağa kadar oyulmuş ve yama gerektiren bir bölüm var. Burası sürücüler için trafiği aksatacak derecede engel oluşturmaktadır. Gece burayı fark edemeyen sürücülerin kaza yapmaması imkânsız gibi. Çünkü 30 km hızla giren bir aracın direksiyon hâkimiyeti kaybolacak derecede sarsıntı yaşanıyor. Yetkililerin bir an önce bu yol çalışmasını yapmalarını bekliyoruz. Selamlar.

           Samet Demirci-İstanbul