“Merhaba kolay gelsin. Bir sene önce, insanlara paylaşımlı yolculuk imkânı sağlayan bir uygulamada organizasyonunda sürücü olarak çalışmaya başladım. Aracımı da bu işe göre hesap ederek ve borç ile almıştım. Borcumu ödemeye devam ediyorum. Bu süreçte 30 Kasım gecesi üç kişi aracıma bindi. Aracı çağıran kişi yarı yolda indi. Kalan 2 kişiyi varış noktasına götürürken yolda beni durdurup dediler ki: 'Burada bizi bekle bir şey alıp geleceğiz.' Ben de onların yapacakları alışverişten tedirgin oldum. Bu tedirginlik ve endişeyle onlar arabadan inince bıraktım gittim. Herhangi bir yol ücreti de almamıştım. Sonra bu kişiler beni bu uygulamaya şikâyet etmiş. Bunun üzerine bu uygulama benim çalıştığım hesabı kapattı. Müşteri hizmetleri sözlerimi ciddiye almıyor. Yetkililere sesimi iletemiyorum. Bu amaçla araç aldığım için aracımın borcunu ödemekte de zorlanmaya başladım. Zor durumda kaldım. Benim sesimi bu yetkililere duyurur musunuz? Teşekkür ederim” diyen Hasan Yılmaz isimli değerli okuyucumuz. Anlattıklarınızdan anlaşılan şu ki sizin yaptığınız eylem, tahmin üzerine oluşmuş. Bu ise karşıdakilerin “nereden biliyorsun?” sorusunu beraberinde getirir ve ispat edemezsiniz. Kurum tarafından yolcuların şikâyetini bu şekilde değerlendirmek de belki prosedür gereğidir. Yani “tahmin ederek yolcuyu bırakmak kabul edilemez bir durum” olarak görülmüş. Çalışma anlaşmanızda ihtar alma iş akdi feshetme gibi kademeler var mıydı bilemiyoruz. Eğer bu tür bir şikâyette iş akdi feshi gerekmiyor ise ve bu durumu yetkililere arama şeklinde sözlü iletemiyorsanız yazışma yöntemi ile derdinizi anlatmayı hatta bu konuda profesyonel bir yardım alarak müracaat etmeyi deneyebilirsiniz. F.A.
Ulaştırma alanında ülkemiz için yapılmış en güzel hizmetlerden birisi
Feridun Ağabey, on gün önce bir yakınımın cenazesi için Samsun’a gittim. Ancak yolculuğum bayağı meşakkatli oldu. Akşamüzeri ölüm haberini aldım. Cenaze, ertesi gün öğleyin kılınacak namazdan sonra kalkacaktı. Yani ertesi gün öğleden önce Samsun’da olmam gerekiyordu. İlk olarak aklıma gece yarısı Balıkesir’den geçen Ankara’ya gidecek tren geldi. Ancak trende yer olmadığını öğrendim. Otobüsleri sordum hiç birisinin ertesi gün öğleden önce Samsun’a varamayacağını söylediler. Tek seçenek olarak uçak vardı, “eğer onda yer bulursam ancak ulaşabilirim” diye düşündüm. Neyse ki şansım varmış ertesi gün sabah saat 06.30'da Sabiha Gökçen Havaalanından kalkacak uçakta bir yer bulabildim.
(Bu arada bizim Balıkesir’e yapılan havaalanı öylesine kendi hâline terk edildi duruyor, kocaman yeri ve binası, boş yere hizmet eden personeli, yazık değil mi biz illaki uçak için İstanbul, İzmir ya da Edremit’e mi gitmemiz gerekiyor? Neyse, bu ayrı bir yazı konusudur.)
Gece otobüsle önce İzmit’e sonra da havaalanı servisiyle Sabiha Gökçen havaalanına sabahleyin 00.5'te vardım. Uçağımız hava biraz yağmurlu olduğu için ertelemeli saat 00.8'de ancak kalkabildi ve Samsun’a varabildik. Cenazeyi defnettikten sonra gece Samsun’dan hareket edip Ankara’ya geldim. İstanbul’a gidecek hızlı trende ancak saat 13.00’e yer bulabildim. Hızlı tren adı da üstünde olduğu gibi gerçekten çok yüksek hızla gidiyor. Belki de Ulaştırma alanında ülkemiz için yapılmış en güzel hizmetlerden birisi. Keşke ülkemizin her tarafına gitme imkânı olsa. Her şeyden önce her yere zamanında varıyor. Öyle eskisi gibi duraklarda fazla bekleme yok, insanları istifleyip doldurmuyorlar, herkes koltuklarında rahat rahat oturup seyahat ediyorlar. Tren yazın serin, kışın sıcak tam mevsimine göre çok güzel ayarlanmış. Bazı yerlerde hızı saatte 260 km’ye çıkıyor ama çok güvenli bir yolculuk yapılabiliyor. Saat 16.00’da yani 3 saatte İstanbul’a vardık, çok güzel bir yolculuk oldu.
Ben zaten tren yolculuğunu çok seviyorum. Daha önce de hem hızlı trene hem normal trene çok binmiştim.
Yüksek Hızlı Tren böyle güzel hizmetler yaparken bazı eksikler ve aksayan şeyler de yok değil. En başta hiçbir trende namaz kılmak için ufak bir bölme veya yer yok. Ben yolculuk yaparken öğle ve ikindi namazlarını oturduğum koltukta kılmak zorunda kaldım. Ne yapayım kazaya kalmaktansa o şekilde kılmak en iyisi diye düşündüm. Trende görevliye “namaz kılmak için yer var mı?” diye sorduğumda olmadığını söyledi. Yetkililer buna bir el atarsa iyi olur. Ufak bir yeri mescit olarak düzenleyebilirler...
Bir diğer önemli husus acil sağlık hizmetleri. Bunu da yetkiliye sordum. Trende bir ilk yardım çantası olduğunu, görevlilerin de ilk yardım eğitimini aldığını söyledi. Bu iyi bir şey ama yine de yeterli olmadığını düşünüyorum. Trenlerde bir doktor veya bir sağlık elemanı bulunursa iyi olur. Ben geçen yıl Kars’tan Ankara’ya gelirken bir sıkıntı yaşamıştım da trende bir tansiyon aletinin bile olmadığını söylemişlerdi. Benim tansiyonumu ölçmek için Erzurum garına ambulans çağırmışlardı. Tekrar hatırlatıyorum bu duruma da bir el atılırsa iyi olur...
Bir diğer çok önemli husus da tren kantinlerindeki fiyatların yüksek oluşu. Yola çıktıktan bir süre sonra “gideyim kantinde ufak bir tost yiyip bir bardak çay içeyim” dedim. Kantine varınca önce çayın fiyatını sordum 30 TL olduğunu söylediler. Aynı şekilde en ufak suyun fiyatı da aynıydı. Hem de o karton bardakların en küçüğü. Öyle olunca tostun fiyatını hiç sormadım hepsinden vazgeçtim. Garson çocuğa “Neden bu fiyatlar böyle yüksek?” diye sorduğumda çocuk boynunu büktü ve fiyatların ihaleyle belirlendiğini elinden bir şey gelmeyeceğini söyledi.
Yetkiler buna da bir el atıp fiyat ayarlaması yaparlarsa iyi olur. Ben her şeye rağmen yine de tren yolculuğunu çok seviyorum ve şartlar uygun olduğunda trenle yolculuk yapıyorum. Herkese güzel kazasız belasız yolculuklar diliyorum. Sağlık ve esenlik dileklerimle...
Aslan Torun

