“Saygıdeğer Feridun Ağabey, kiraya verdiğimiz dairemiz, kiracının açtığı zararlar, duvarların kırılması evde gürültü kapıları vurarak kapatmaları... Üst katta oturmaktayız. Geç saatlerde inatla yapılıyor. Defalarca ikaz ettik umurlarında değil. Sabrım tükendi.
Kendilerinin evleri var kirada. Kiracıların hakları olduğu gibi kiraya veren insanın hakkı yokmuş. Avukat aradım ‘sorayım’ diye. Çıkmaları lazım eve tadilat yapılması gerekiyor. Fiyatın “üç yüz bini geçeceği söylendi. 'Çıkaramazsınız kira sözleşmesi sonunda mümkün olabilir' denildi. Sizden rica ediyorum. Yetkili kurumlar neresi? Saygılarımla. Sağlıklı neşeli günler dilerim” diyen Zeki Vapur isimli değerli okuyucumuz konuya danıştığımız bir hukukçu şöyle bir yorum getirdi:
“Eve zarar veriyorlarsa mahkemeden bu hususun tespitini yaptırmaları gerekiyor. Tabii bu masraflı bir yoldur. Tespit yaptırdı eve zarar verdiklerini mahkeme kanalıyla tespit etti ise evdeki zarar evin sağlamlığı ile ilgili olup evi güçlendirmek gerektiğine karar verilirse o zaman tahliye davası açılabilir. Ancak verilen zararın bu nedene dayalı olduğunun ispatı gerekecektir. Diğer zararlar ancak evin tahliyesinden sonra 'zararın tazmini' davasına gerekçe olur. Gürültü için de karakola şikâyette bulunabilir ancak bu konuda da gürültünün belli bir frekansın üzerinde olması gerekiyor. Bu durumda da idari para cezası ve adli para cezası söz konusu olacaktır. Apartmandaki diğer komşular da şikâyetçi olursa ve resmî ikaz görürlerse daha dikkatli davranılması sağlanmış olabilir.”
Elbette bu hukuki görüş kesin olarak bu böyledir anlamına gelmez. Farklı görüşler de olabilecektir. Yine bu vesileyle hukukçu okurlarımızdan herhangi bir yorum ve öneri gelirse onu da sizinle paylaşırız... Bu arada özel durumunuzu bilmemekle birlikte genel olarak insanlara “sorun yerine çözüme odaklanması” tavsiye edilmektedir. Örnek olarak kiracıdaki bu inadın ve öfkenin sebebi ne olabilir? Niye böyle davranılmaktadır? Bundan vazgeçmeleri için ne yapılmasını bekliyor olabilirler? Böylesi durumlarda bir kiracı ve aynı zamanda komşu ile nasıl sağlıklı iletişim kurulabilir? Bu konularda fikir yürütmek, gerekirse bu anlamda profesyonel yardım almak bile mümkün olabilir. Doğru teşhis tedavide nasıl çok önemli ise sorunun doğru tespiti de çözüm için o kadar önemlidir. Bir sorun varsa sorunun ne olduğu -öfke kontrolü yaparak ve sağlıklı bir zihinle- anlaşılırsa çözüm bulmak daha kolay olur düşüncesindeyiz. Saygılarımla. F.A.
Karanlıkta reflektör bant
Feridun Ağabey, kış aylarını yaşadığımız şu günlerde insanlar çalışmaya öğrenciler de okullarına sabah güneş doğmadan gidiyorlar. Normalde zifirî karanlıkta evden çıkılıyor. Toplu taşıma araçlarına giderken karanlıkta araçların arasında karşıdan karşıya geçerken bir de üzerlerinde koyu renk kıyafet olunca fark edilmesi zor oluyor. Sizin aracılığınızla diyorum ki öğrencilerin ve çalışanların kıyafetlerine de uygun şekilde kollara ve pantolonların ayak kısımlarına reflektör bantlardan yapıştırırlarsa hem sürücüler için hem kendileri için hem öğrencilerimiz için sağlıklı bir uygulama olur diye düşünüyorum. Saygılarımla.
Murat Cubul
Vasat öğretmenler eğitimi çürütür mü?
“36 yıldır öğretmenlik yapıyorum. 15 yıllık öğrencilik dönemimi de sayarsam yarım asırdır sınıf ortamındayım. Bu süreçte binlerce öğretmen ile tanıştım. Edirne, Tokat, Manisa, Bolu, Artvin, Lefkoşa, Zonguldak illerindeki okullarda çalıştım. Hâlen Ankara’da çalışıyorum. 36 yıl boyunca MEB beni hiç tetkik etmedi, bilimsel/mesleki düzeyimi ölçmedi. Yeterli olup olmadığımı değerlendirmedi. Böyle bir eğitim uygulaması kabul edilebilir mi?
MEB bünyesinde 1 milyondan fazla öğretmen görev yapıyor. Bunların hepsi bilimsel/mesleki/teknik testlere tabi tutulmuş olsa on binlerce eğitimci mesleği bırakmak zorunda kalır.
50 yıllık süreçte; Dilekçe yazamayan, Slayt hazırlayamayan, e-Posta gönderemeyen, Metin yazamayan, Düzgün Türkçe konuşamayan, Kulakları işitmeyen, Gözleri görmeyen, Kitap, dergi, makale, gazete okumayan, Mesleki kurslara hiç katılmayan, Sınıfta disiplini sağlayamayan, Bipolar, OKB, şizofreni sorunları olan, Verdiği derslerle ilgisi olmayan, Şişirme notlar veren vb. nice öğretmen ile karşılaştım.
36 yıllık mesleki hayatımın 7 yılını okul müdürü olarak geçirdim. Sürekli sağlık raporu alan, görevini yapmayan, kendi öğrencilerine özel ders vermekten utanmayan, sağlık sorunları olan öğretmenleri sistemin dışına atmak için resmî girişimlerde bulundum. Ancak hemen her defasında araya birilerini sokup girişimlerimin engellenmesini başardılar. Hakkında inceleme/soruşturma başlattıklarım hemen tetikçi yerel medyada yalan haberler yaptırıp isimsiz-imzasız ihbar/şikâyet mektuplarını üst makamlara yolladılar. 2021 yılında bu sisteme daha fazla tahammül edemeyerek emekli oldum. 5 yıldır sadece başarılı/nitelikli/azimli/projeci/idealist öğretmenlerin çoğunlukta olduğu özel bir eğitim kurumunda çalışıyorum. Ve diyorum ki: MEB istihdam ettiği öğretmenleri 3-5 yılda bir bilimsel, teknik, psikolojik taramadan geçirmelidir.
Ali Özdemir/Eğitimci-Yazar-Yayıncı

