Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Çocukların sosyal medyanın kötülüklerinden korunma...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Dünyanın farklı yerlerinde 16 yaş altının sosyal medyaya erişimini sınırlamaya dönük düzenlemeler yapılmakta. Bu çabada iki meşru kaygı çarpışıyor: Çocuğun korunması ve ifade ve bilgiye erişim özgürlüğü. Örneğin Avustralya 16 yaş altına belirli sosyal medya platformlarında hesap açmayı yasaklayan bir “asgari yaş” düzenlemesini 2024’te kabul etti. Bu modelde ebeveyn izni de yaş sınırını geçersizleştirmiyor. İspanya ise 16 yaş altına sosyal medya yasağı getirmeye dönük bir hazırlık ve yaş doğrulamasını “etkin” kılma hedefini kamuoyuna duyurdu. Fransa’da 15 yaş altı için ebeveyn onayı ve yaş doğrulaması yaklaşımı uzun süredir gündemde.

İnsan hakları açısından bakıldığında, çocukların “hak öznesi” olduğu açık bir gerçek Çocukların da ifade özgürlüğü var ve onlar da bilgiye erişebilir. Aynı zamanda devletler, çocukları istismar, zorbalık, manipülasyon ve psikolojik zarar gibi risklerden korumakla yükümlü. Bu iki hat, hukuken genellikle “meşru amaç + kanunilik + gereklilik + orantılılık” ilkeleriyle uzlaştırılır. Yani “çocukları koruyoruz” gerekçesi tek başına her yasağı otomatik olarak meşru kılmaz; çocukların sosyal medyaya erişimine müdahalenin gerçekten gerekli olup olmadığının ve daha az sınırlayıcı araçlarla aynı hedeflere ulaşılıp ulaşılamayacağının sorgulanması gerekir.

16 yaş sınırı gibi “sert” eşikler, pratikte kolay anlaşılır ve sembolik olarak güçlüdür; fakat haklar bakımından iki risk taşır. Birincisi, tüm çocukları aynı kefeye koyma tehlikesidir: 15 yaşındaki iki çocuğun olgunluğu, aile desteği ve dijital okuryazarlığı çok farklı olabilir. İkincisi, ifade özgürlüğünü yalnızca “konuşma” değil, kamusal tartışmaya katılma, haber alma, kültüre erişim ve hatta eğitimsel içerikten yararlanma imkânı olarak düşünürsek, geniş kapsamlı yasaklar çocukların kamusal alanla bağlarını zayıflatabilir. Bu yüzden, sırf yaş yasağı yerine platform tasarımı ve risk yönetimi temelli yaklaşımlar (zararlı muhteva ile temas riskini azaltma yükümlülükleri) bazı ülkelerde daha “amaca yönelik” bir yol olarak görülüyor. Mesela Birleşik Krallık’ın Online Safety Act yaklaşımı, platformlara çocuk güvenliği için sistem kurma ve risk azaltma ödevleri getiriyor; yaş güvencesi/yaş doğrulama tartışmaları da bu çerçevede ele alınıyor.

Bununla birlikte “çocuğun korunması” argümanını da hafife alamayız. Sosyal medya, yalnızca muhteva değil, çoğu zaman bağımlılık oluşturan tasarım (sonsuz kaydırma, bildirim mimarisi), algoritmik yükseltme ve hedefli reklam gibi mekanizmalarla çalışıyor. Avrupa Komisyonu, özellikle küçüklerin korunması, yüksek gizlilik ve güvenlik standartları ve bazı tür hedefli reklamcılığın sınırlandırılması gibi başlıklara vurgu yapıyor. Bu, “yasak mı düzenleme mi” tartışmasından ziyade, platformların çocuklar için daha az riskli hâle getirilmesi fikrini güçlendiriyor.

Ailenin rolü ise üçüncü bir eksen. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme hakkı ve sorumluluğu var; ancak dijital ekosistemin karmaşıklığı, ebeveyn denetimini tek başına yeterli olmaktan çıkarabiliyor. Öte yandan, her şeyi devlete devreden bir yaklaşım da ailenin rolünü ve çocuğun kademeli olarak özerkleşmesini zedeleyebilir. Bu nedenle dengeli bir politika seti, genellikle üçlü bir kombinasyonu gerektirir: (1) Platformlara güçlü çocuk koruma yükümlülükleri, (2) eğitim ve dijital okuryazarlık, (3) aileyi destekleyici araçlar.

Son olarak, yaş sınırı düzenlemelerinin “nasıl uygulanacağı” da hak tartışmasının merkezinde. Etkin yaş doğrulama çoğu zaman kimlik/veri işlemesini artırır; bu da çocukların mahremiyeti ve veri güvenliği açısından yeni riskler doğurabilir. Dolayısıyla, iyi tasarlanmış bir rejim, yalnızca erişimi kısıtlamayı değil, doğrulama süreçlerini veri minimizasyonu ve mahremiyet gözetimiyle kurmayı gözetmelidir. Ayrıca, daha az kısıtlayıcı alternatifleri (çocuk hesaplarında varsayılan güvenlik ayarları, reklam kısıtları, algoritmik şeffaflık, temas sınırlamaları) öncelemeyi hedeflemelidir. Böylece hem çocukların korunması hem de ifade ve bilgiye erişim hakları aynı anda ciddiye alınmış olur.

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR