1999 yılı Mayıs ayının ilk günlerinde, Mayıs ayının mali hukuk açısından muhtemel gelişmelerine bu yazımızda şöyle bir bakmak ve değerlendirmek istiyoruz.
Kurumlar Vergisi mükellefleri ve özellikle sermaye şirketleri, bu ayın 20. günü akşamına kadar, 1998 yılı kazançları üzerinden gelir vergisi stopajı yapacaklar ve muhtasar beyanname ile beyan edeceklerdir. Hesaplanan verginin, kâr dağıtmıyorlarsa üçte birini, dağıtıyorlarsa tamamını ödeyeceklerdir.
Gelir vergisi mükelleflerinden ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek sahipleri, bu yıl 1 Ocak-31 Mart arası elde ettikleri kazançların % 15''ini, kurumlar vergisi mükellefleri ve özellikle sermaye şirketleri ise aynı döneme ilişkin kazançlarının % 25''ini bu ayın 15. günü akşamına kadar, geçici vergi adı altında beyan ederek ödeyeceklerdir.
Geçici verginin hesaplanmasına ilişkin onlarca, yüzlerce sorun vardır. Yöntemin ilk uygulama yılıdır. Yasal düzenleme ise, adaletsizliklere yol açabilecek nitelikte ve pek çok yerde yoruma mütehammildir. Teknik sorunları burada sıralamak istemiyoruz. Maliye Bakanlığı ise, her şeyin söylendiği görünümünü veren ancak hiçbir şey söylemeyen bir Genel Tebliğ ile uygulamayı yönlendirdiği kanaati içerisindedir.
Bu ay, 1998 yılı emlâk vergisinin 1. taksidi ödenecektir. Emlâk Vergisi Kanunu''na göre, geçen yıl emlâk vergisi beyannamesi verenler, bu yıl vergilerini, beyan ettikleri değerin yeniden değerleme oranı kadar artırılmış tutarı üzerinden ödeyeceklerdir. 1998 yılı Yeniden Değerleme Oranı, 267 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ile % 77.8 olarak açıklamıştır. Dolayısıyla, gayri menkulün geçen yıl beyan edilen değerinin % 77.8''i üzerinden yeni oranlara göre vergi hesaplanarak ödenecektir.
Bu ay içerisinde muhtemelen yeni hükümet kurulacaktır. Bütün partiler vergi reformu ve vergi kanunlarında değişiklikler vaad ettiğine göre, koalisyonun bileşimi nasıl olursa olsun, Maliye Bakanı kim olursa olsun, herhalde ilk beyanlarından biri vergi kanunlarında değişiklikler yapılacağı yönünde olacaktır.
Yanlış hatırlamıyorsam, biz geçen sene, vergi reformu yapmadık mı? Bugüne kadarki her Maliye Bakanı''nın söyleminde vergi reformu yer almadı mı? Bugüne kadar her hükümet döneminde vergi kanunlarında muhtelif değişiklikler yapılıp, kamuoyuna vergi reformu olarak tanıtılmadı mı?
Türkiye''nin vergi sorununun çözümü, vergi kanunlarında reform niteliğinde olsun veya olmasın, muhtelif değişiklikler yapılmak suretiyle çözülemez. Bugün vergi kanunları, içerisinde muhtelif açıkları ve boşlukları barındıran, olmayan maddelere atıflar yapan, asıl maddeleri kadar geçici ve mükerrer maddeleri olan, çelişik düzenlemeleri bulunan bir mevzuat kümesi halindedir. Vergi kanunları vardır, ancak bütçe kanunları sonucu farklı uygulanmaktadır. Halk arasındaki deyişle, yama tutmaz haldedir. Bu nedenle neresi, nasıl değiştirilirse değiştirilsin, başarılı bir sonuç alınması mümkün değildir.
Ne yapılmalıdır. Vergi kanunlarımız, A''dan Z''ye, belirlenecek ilkeler ve politikalar ışığında bir bütünlük ve tutarlılık içerisinde yeniden düzenlenmeli ve yazılmalıdır. Bunu kim yapacaktır, yöntemi ne olacaktır. Yöntemi bellidir. Demokratik olmak zorundadır. Bir başka deyişle, bu güne kadar olduğu gibi, kapalı kapılar ardında olmamalıdır. Maliye Bakanlığı temsilcileri, DPT, DİE, TOBB, TÜRMOB, İMKB ve benzeri bütün ilgili kurumların temsilcilerinin ve konuya ilişkin bilim adamlarının bulunduğu bir komisyon, ancak bunu hazırlayabilir. Hazırlanan tasarı, belli süre kamuoyunun tartışmasına açılır. Ve yasalaşır. Kalıcı da bir yasa olur. Bunu gerçekleştirecek bakan da, tarihe geçer.

