Kaydet
a- | +A

İki hafta süresince, Macaristan, Avusturya ve Almanya''nın değişik şehirlerindeki toplantılara iştirak ettim. Moral vermek için çıktığım bu seyahatten bol bol moral depolayarak döndüm.

Galip geldiğimiz her maçtan sonra, "Avrupa duy sesimizi" diye bağırmanın hiç anlamı kalmamıştır. Zira, sesimiz, zaten gür bir şekilde, tüm Avrupa''da çınlamaktadır. Yıllar önce vasıfsız işçi olarak giden kardeşlerimizin evlâtları, şimdi başarılı birer işadamı olma yolundadırlar. Artık, her Avrupa şehrinde çok sayıda Türk işveren mevcuttur. Yanlarında da onbinlerce Avrupalı, işçi olarak çalışmaktadır.

Büyükelçilerimiz, artık birer işadamı gibi hareket etmekte, klâsik görevlerin çok çok dışına taşmaktadırlar. (Macaristan''da Ender Arat; Avusturya''da Ömer Akbel; Almanya''da Tugay Uluçevik; fevkalade başarılı hizmetler vermektedirler.)

Budapeşte, tarihi bağlarımızın olduğu Macar başkenti. Şimdi de, İhlas grubunun (ülkedeki en büyük Türk yatırımı olan) Ticaret Merkezi ile daha sıkı ekonomik bağların kurulmasında, Türk işadamlarının AB''ye sıçramasında, rol almaktadır. Asırlar önce, Budapeşte''nin en hakim tepesinde damgasını vuran Gül Baba''dan sonra; şimdi de Türk işadamları bu bağları güçlendirmektedir.

Avrupa''nın tüm önemli merkezlerine kolayca ulaşabilen Macaristan; özelleştirmesini bitirmiş (ne yazık ki, bu konudaki eğitimi zamanında biz vermiştik. Ama, kendimiz hâlâ yerimizde saymaktayız), Alman mevzuatını ulgulamaya koymuş, tamamen liberal ekonomik sisteme geçmiş, bir ülke. (Şu anda, 14 beş yıldızlı otelin inşa edildiğini bilmek bile, yabancı yatırımcıların, özellikle ABD ve Alman firmalarının, ülkeye ne kadar değer verdiğinin bir göstergesi olmaktadır.)

Kısmetse, (Sayın Büyükelçinin ciddi gayretleri ile) Macaristan Başbakanı, kısa bir süre sonra, Türkiye''ye gelecek. Bu arada, iki ülke işadamları arasında da toplantılar yapılacak.

Bu mevsimde, Avrupa''yı gezmek, (hele zaman zaman tren ve oto ile seyahat) büyük zevk. Her taraf yemyeşil, bakımlı, düzenli. (Darısı ülkemizin başına). Viyana''yı, Kahlenberg''den; Budapeşte''yi Kaleden, Münih, Köln ve Frankfurt''u havadan seyretmek büyük zevk.

Şehircilik açısından disiplin ve estetik hakim. (Bizim gibi, önce üst yapı, sonra alt yapı oluşmamış. Arsa yağması, gecekondu faciası yaşanmamış.)

Şüphesiz, mevcut dinamizm, genç nüfus potansiyeli, geniş ufuklu ve yürekli genç işadamları, en büyük avantajlarımızdır. 21. asra damgamızı vuracaklardır.

17. asırda durdurulduğumuz Viyana kapıları çoktan geçilmiştir. Ekonomik ve sosyal olarak etkilerimiz artmaktadır. Dünyada eşi bulunmayan mutfak kültürümüz dahil (bu arada, Budapeşte''de Sahara lokantasında; Viyana''da Lale''de, Münih''te, Kandil''de, Frankfurt''ta Kervansaray''da yediğim yemeklerin tadı, hâlâ damağımda durmaktadır), özellik ve güzelliklerimizi Avrupa''ya tanıtmaktayız.

Üniversitelerde (o ülkelerin yönetimlerinin birçok engellemelerine rağmen) onbinlerce gencimiz eğitim görmektedirler. (Elbette, Ankara yönetiminin daha fazla ilgi göstermesi, özellikle anne ve babaların çok daha fazla sorumluluk duyması, evlâtları ile yakından ilgilenmesi, şarttır.)

Din derslerinin Almanca verilmesi projesinin ne getirip, ne götüreceği çok iyi etüd edilmeli, oldu bittilere mahal verilmemelidir.

Bu arada; "pembe kart" uygulamasındaki aksaklıklar incelenmeli ve önlenmelidir. Vatandaşlık değiştirme işlemlerindeki sıkıntılar sona ermelidir.

Hükümet, bu ülkelere daha kaliteli ve ideolojik saplantılardan uzak öğretmenleri ve görevlileri yollamayı tercih etmelidir.

Ayrıca, 40''tan fazla (çoğu adı sanı duyulmamış) holdingin, işçilerimizden, yıllık (mark üzerinden) % 30 faizle para toplaması; birtakım partilerin ve camilerin (komisyon karşılığında) bu işlere alet edilmesi, önlenmelidir. Zira, çok yakında, bu holdinglerin çoğu batacak, gurbetçilerimiz çok büyük tutarlarda dolandırılmış olacaktır. (Bu konuda, Diyanet''e ve cemaatlere ait, ibadet yerlerinin; yaptığı güzel hizmetleri, birleştirici fonkisyonları, gençleri kötülüklerden -uyuşturucu dahil- korumak için, gösterdikleri gayretleri teşekkürle dile getirmek bir görevdir.)

Velhasıl, Avrupa''da yaşayan (işveren, işçi, öğrenci, vb.) kardeşlerimizle ona yakın sohbet toplantısı yaptık. Moral verdik, moral aldık. Hasret giderdik. Geleceğe yönelik müspet tahminlerimizde yanılmadığımızı anladık.

21. asrın en gür sesleri, Anadolu''dan ve yurt dışındaki evlâtlarından yükselecektir. Cenab-ı Hakk''a ve kendimize güvenelim. Hiçbir zaman karamsar olmayalım. Ve elbette, çok çalışalım.

Not: Macaristan, dilinde yüzlerce Türkçe kelime bulunan ve en fazla Türkoloji eğitimi veren bir ülke. Buraya, bol bol kitap yollamamız şart. Bilhassa; Türk tarihi, Türk edebiyatı, Türk dili ile ilgili kitaplar gerekmektedir. Türkçe Dil Bilgisi ve Gramer kitaplarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu konuda, yardımcı olmak isteyenler, benim İstanbul''daki, Türkiye Gazetesi''nin ve İhlas Holding Merkezi''nin bulunduğu, Yenibosna adresime yollayabilirler. Ben, sayın Büyükelçimize iletebilirim.