Sevgili belediye başkanı kardeşlerime, hasbelkâder sahip olduğumuz tecrübeleri, etap etap aktarmaya gayret ediyorum. (Bu arada, finans ve yönetim danışmanı olarak görev yaptığım İHLAS HOLDİNG''e ait tüm birimlerin, başkanlara her türlü desteğe hazır olduğunu da belirtmek isterim. Sigorta, barter, sağlık, inşaat, eğitim, bankacılık, pazarlama, medya, velhasıl tüm sahalarda başkanlarımızın önceliği ve özel yeri olacaktır. Sayın Enver ve Mücahid Ören, ülkeye hizmet veren başkanlara gerekli tüm desteklerin sağlanması için özel talimat vermişlerdir.) 1- Başkanlarımız, profesyonel futbol kulübü yönetimi işine kesinlikle soyunmamalıdırlar. Bu işin, çıkar yol olmadığını, kendilerini çok zor durumlara düşüreceğini, ileride hukuki problemler doğuracağını, prestij kazandırmaktan ziyade kaybettireceğini bilmelidirler. Çıkar yol, tüm kulüplerin şirket haline gelmesidir. Bugünkü gibi, amatör yönetimlerle profesyonel kulüpler idare edilemez. Başarı sağlanamaz.
Arzulanan, belediye başkanlarının yetkilerini kullanarak, devamlı para bulmasıdır. Bu açıdan, imar rezaletlerine göz yumulmakta, belediyeye iş yapanlardan zorla yardım alınmakta, (istihkaklardan kesinti yapılmakta), otopark, benzin istasyonu, büfe vb. yerler peşkeş çekilmektedir. Aslında bu çalışmaların oy potansiyeline bir etkisi yoktur. Bir avuç amigo ile medya baskısından, (bir de yükü başkanların sırtına yüklemek isteyen mülki amirlerin ayak oyunlarından) başka anlamı yoktur. Takım mağlup olunca tüm fatura başkana çıkarılmakta, tribünler aleyhte slogan ve hakaretlerle inlemektedir. Her tarafından alkol kokusu fışkıran amigoların şımarık davranışları ile karşılaşılmaktadır. Belediye başkanının görevi, alt yapı yapmak, amatörlere ve gençlere spor imkanları sağlamak, spor okulları açmak, milli eğitime ve spor teşkilatına destek vermektir. Önemli olan, başta çocuklar ve gençler olmak üzere, halkın tümüne hizmet vermektir. On-onbeş profesyonele tüm kaynakları aktarmak, yanlıştır, haksızlıktır. 2- Başkanlarımız, başta KOBİ''ler olmak üzere, tüm esnafa ve iş alemine her türlü desteği vermeli, bir araya getirip güçlendirmeli, kısacası her açıdan lokomotif görevi üstlenmelidirler. Yabancı yatırımcılarla özel olarak ilgilenmeli, onlara cesaret vermelidirler. (İnşaat, tekstil-konfeksiyon gibi istihdam ve ihracat açısından öncü sektörlere özel önem verilmelidir.) 3- Tüm hizmetler (ulaşım, temizlik, su dağıtımı, dahil) özelleştirilmelidir. Hem daha ucuz, hem de daha kaliteli hizmet sağlanacaktır. Zira, bugünkü toplu sözleşme düzeni ve sendika anlayışı ile iflas etmemek imkansızdır. Devamlı zam yapılmakta, kadrolar şişmekte, ama hizmet verimi alınmamaktadır. İşi yapanlar, şirket işçileri ve geçici elemanlar olmakta, sendikalı işçilerin de yükünü çekmektedirler. Böylece, partilerin ve herkesin devamlı olarak işe adam yerleştirme baskılarından da kurtulunmuş olunur. 4- Başta itfaiye ve zabıta olmak üzere, kritik personele hayat sigortası yapılmalıdır. (Bu konuda, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü''ne başvurup, fikir almakta; hatta Belediyeler Birlikleri olarak Sayıştay''a müracaat etmekte yarar vardır.) Gerekirse, yapılması icap eden ödemeler şirketlerden karşılanmalıdır. 5- Tüm başkanlar, mutlaka, bölgesinin Belediyeler Birliğine üye olmalı, çok sıkı bir dayanışmaya girmelidirler. Birlikten güç doğacak, başkanlar layık olduğu güce kavuşacaklar, günah keçisi olmaktan kurtulacaklardır. Aynı ilgi, Türkiye Belediyecilik Derneği''ne de gösterilmelidir. Bu arada, bizim dönemimizde kurulan, ancak bir türlü Ankara barajını aşamayan "Türkiye Belediyeler Birliği"nin çalışmaları devam ettirilmelidir. İl İdare Kurulları, devamlı başkanların aleyhine olarak lüzum-u muhakeme kararları vermekte, tam anlamı ile merkeziyetçi yönetimin ajanı olarak görev yapmaktadırlar. Bu açıdan, gün dayanışma günüdür. Mahkemeye düşen başkanlara tam destek verilmeli, dava günü çok sayıda başkan hazır bulunmalı, manevi dayanışma sağlanmalıdır. Türkiye''nin kurtuluşu, bugünkü aşırı merkeziyetçi yönetimin sona ermesi ile mümkündür. 21. Asrın lokomotifleri özel sektör ve mahalli idareler olacaktır. Bunu (şu an geciktirilse de, ebediyen) önlemeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

