Hoca Efendi''nin asırlık kubbelerden akseden billur sesi ile karışan şadırvan şırıltısı, insana ayrı bir huzur vermektedir. Ulu Cami, Bursa''nın o güzel mekânı, teravih namazının en zevkle kılınacağı yerlerden bir tanesidir.
Gerçi, Bursa''nın her tarafında ayrı bir huzur havası hakimdir. Bir büyük Alîm ve örnek; Emir Sultan Hazretleri. Tüm şehre hakim noktadan manevi şualar yaymayı, kalplere merhem olmayı sürdürüyor.
Hazreti Süleyman''ın veziri, "Cennet Bursa" sözünü bilerek söylemiş.
Selçuklu Medeniyeti''nin eserleri ile süslü Kayseri''den sonra; Osmanlı müzesi Bursa''yı ziyaret etmek tam bir moral dopingi oldu. (Gerçi, çok sayıda insanı öpmekten esaslı bir gribi kaptık.) Bursa Sanayici ve İş Adamları Derneği''nin (BUSİAD''ın) misafiri olarak, şehrimizin güzide iş adamları ile birlikte olma şansı bulduk.
Anatolya Otelin harika manzaraya sahip çatısında, Türk mutfağının (ve elbette Bursa''ya ait) güzellikleri ile oruç açmak, her türlü açlığa değer.
Özellikle, her biri Türkiye için büyük ideallere sahip, (vergisiz, algısız ve risksiz repo geliri ile yan gelip yatılabilen bir ülkede) her türlü zahmete ve riske katlanarak yatırıma devam eden, iş adamları ile sohbet etmek de ayrı bir zevk. En önemlisi, onların hâlâ hizmet aşklarının devam ettiğine şahit olmak. Tüm engellemelere rağmen, yurt içinde ve dışında nasıl koştuklarını görmek.
Benim amacım ve görevim karamsar havayı dağıtmaktır. İş adamlarının çoğunun, benden daha iyi bildikleri gerçekleri yüksek sesle dile getirmektir. Mevcut potansiyeli hatırlatmak, rahmetli Özal dönemindeki reformlarla gelinen noktaları hatırlatmaktır. Birtakım (ard niyetli) kesimlerin yaymak istediği kötü havayı önlemektir.
Hastalıklar bellidir. Çareleri de. Yeter ki, iyi niyetli, samimi ve dürüst olunsun. Çıkar hesaplarının yerini ülke çıkarları alsın. Yeter ki, özel sektöre ve mahalli yönetimlere inisiyatif ve imkân verilsin. Devletin bugünkü aşırı merkeziyetçi ve baskıcı tutumu sona ersin.
Problemin kaynağı Ankara yönetiminin vizyon ve misyondan yoksun oluşudur. Gelişmeye, çağa adapte olmaya en büyük engel Ankara zihniyetidir. Bu yüzden, harika bir potansiyel israf edilmektedir.
Bakınız bütün Türkiye''ye. Bakınız Bursa''ya. Özel sektörün ve mahalli idarelerin başarılarını görünüz. Engellere ve aşırı merkeziyetçi tutuma rağmen neler başarılmıştır?
Bursa, 20 yıl içinde nereden nereye gelmiştir? Yatırım, istihdam ve ihracat potansiyeli hangi noktalara ulaşmıştır?
Tekstil-konfeksiyondan, otomotive; elektronikten inşaata; kadar tüm sektörlerde alınan mesafe nedir? Fabrika sayısı kaça ulaşmıştır? Turizm yatırımları hangi seviyeye gelmiştir?
Bursa''da üretilemeyen mal yoktur. Yurt dışında rekabet edemiyecekleri kuruluş kalmamıştır. (Bu kadar yüksek faizlere ve Devletçi ekonomi politikalarına rağmen). Sıfırdan başlamışlar, çok güzel yerlere gelmişlerdir. (Keşke, bu arada verimli tarım toprakları ve yeşil alanlar da korunsaydı.)
BÜSİAD''ın hangi üyesi ile görüşsem, başladıkları nokta ile vardıkları noktayı açıkça izleme imkânı buldum. Hele hele AB ülkelerinin samimi davranmaları, yükümlülüklerini tam anlamı ile yerine getirmeleri halinde, daha neler yapabileceklerini gördüm. (Benim, değerli Özdilek kardeşim, 20 metre kareye ulaşmayan bir havlu satış mekânından bu hale gelmiş, tüm Dünya ile dişe diş mücadele gücüne ulaşmışsa, bundan sonrası çok daha kolay ve hızlı olacaktır.)
Çare, her zaman tekrarladığımız, "beyin reformunda" yatmaktadır.
Gerçek demokrasi. Liberal ekonomi.
Liberal hukuk düzeni.
Oligarşik düzene ve aşırı merkeziyete son.

