Ekonomik Rapor gazetesinde ilk yazmaya başladığım 1977 yılından bu yana, 20 yılı aşan bir süredir, ısrarla ve ümitle, hep aynı konuyu savunuyorum: "Devlet, adalet-emniyet-savunma ve dışişleri dışında, her konudan elini çekmelidir. Eğitim ve sağlık dahil, tüm sahalar, mahalli idarelere ve bilhassa özel sektöre devredilmelidir..."
Kader çizgisi, bize (Türkiye''nin 2. Atatürk''ü) Rahmetli Özal ile birlikte çalışmak, ona danışmanlık yapmak, bu vesile ile de geniş ufkun-cesaretin-geleceğe yönelmenin ne olduğunu öğrenmek, şansını nasip etti.
24 Ocak kararları ve 1983 yılı reformları, Türkiye için çok önemlidir. Birçok zinciri kırmış, ufuk açmış, potansiyelin ortaya çıkmasına imkan tanımıştır. Daha sonraki, aşırı merkeziyetçi, dar görüşlü, zihniyetlerin geri döndürme çabalarına; Ankara merkezli uygulamlarına
rağmen, hâlâ bir canlılık varsa, Özal reformlarına borçluyuz.
Bugün; eğitim, sağlık, turizm, tekstil-konfeksiyon, inşaat, vb sektörlerde bir gelişme olmuşsa, getirilen teşvikler ve kolaylıklar sayesindedir.
Bazıları nedense, teşvik olayının, bir "fiktif fedakarlık" olduğunu bir türlü kabul etmek istemez. Teşvik olmasa, o yatırımın zaten yapılmayacağını, devletin de herhangi bir geliri olmayacağını idrak etmez. Teşvik ile, belki görünüşte bir vergi fedakarlığı vardır. Gerçekte ise, istihdama ve ihracaat potansiyeline yapılan büyük katkının yanı sıra, stopaj yoluyla ve KDV olarak ciddi gelirler de elde edilmektedir. Kaldı ki, bir süre sonra, devlet küçük küçük hamsi avlamak yerine, gelişmiş, irileşmiş torikleri avlamak şansına sahip olmaktadır.
Eğitim ve sağlık sektörlerinde, işin bir de alternatif girdisi vardır. Devletin görevini özel sektör üstlenmektedir. Dünyanın en pahalı, buna mukabil kalitesiz hizmeti olarak sunulan eğitim ve sağlıkta, devlete hiç yük getirmeden, sözkonusu hizmetler, hem de kaliteli olarak sunulmaktadır.
Bugün, devlet okulları ile özel sektörlere ait okulları mukayese etmeye gerek bile yoktur. Kalite farkı, eğitim seviyesi, sunulan imkanlar, dershanelerdeki öğrenci sayısı (devlet okullarında üst üste yığılma vardır, özel okullarda ise 20-25 kişi arasındadır), laboratuvar, spor, yabancı dil imkanları, vs velhasıl, hangi açıdan bakılsa, özel okullar çok daha üstünlük arzetmektedir. Yurtdışı ve içi yarışmalarda, olimpiyatlarda da (birer özel okul gibi mütalaa edilmesi gereken fen liseleri dışında) kimin başarı kazandığı da ortadadır.
Bu açık tabloya rağmen, hâlâ devletçilikte ısrar edilmektedir. Gençlerin yıllarının, geleceklerinin israf edilmesine sebep olunmaktadır. Tek tip üretimi amaçlayan, gençlere müteşebbis olma ruhu aşılamayan, sadece devlete BİT''lere ve KİT''lere kapağı atmayı öğreten, çağ dışı eğitime devam edilmektedir. Çarpıcı bir eğitim reformundan ürkülmektedir. (Zira, o takdirde, bugünkü çıkar düzeni yıkılacaktır. Gerçek demokrasi gelecektir. Sorgulayan bir nesil olacaktır.) Aksine, hayali senaryolar üretilerek, 8 yıllık eğitim bahanesi ile) mevcut sistem daha verimsiz hale getirilmektedir.
Yapılması gereken icraatların özeti bellidir. Biraz mantığın ve vicdanın sesini dinlemek kafidir:
1- Eğitimde, özel sektöre ve mahalli idarelere en geniş inisiyatif tanınmalıdır. Devlet çerçeveyi çizmeli ve denetim yapmalıdır. Bunun için, başta Anayasa olmak üzere, tüm mevzuat değişiklikleri acilen yapılmalıdır.
2- Devlet eğitimi tümüyle (ilköğretimden üniversite sonuna kadar) paralı olmalıdır. Orta ve dar gelirli ailelerin çocukları için çok geniş, sağlıklı ve ciddi bir kredi ve vakıf desteği uygulaması getirilmelidir. (Kimse devlete yük olmamalı, hayata atılınca, aldığını geri ödemelidir. Bugünkü popülist politika terkedilmeli, komik karne paralarının bile medyada manşet olma dönemi kapanmalıdır.) Bu uygulama, devlet eğitiminin de kalitesini yükseltecektir.
3- Öğretmen okullarına en yüksek puanla öğrenci alınmalıdır.
4- Mevcut devletçi sistem, YÖK''ün kati tutumu izale edilmeli, özel üniversitelere en geniş imkan ve destekler verilmelidir.
5- Yeni açılan eğitim kurumları en az 5 yıl vergiden muaf olmalı, eğitimde KDV % 1''e inmeli; en geniş yatırım indirimi, -hızlandırılmış amortisman- yeniden değerleme oranı vb uygulamaları getirilmeli, inşaat sırasında vergi istisnaları uygulanmalıdır.
6- Belediyelerin eğitim kurumu açıp işletmeleri mümkün ve mecbur hale getirilmelidir. Mevcut sistemde, vilayet yanında, belediyelerin de yetkisi ve inisiyatifi olmalıdır.
Daha birçok tedbirler düşünülebilir. Yeter ki, ciddi, samimi ve geniş ufuklu olmak kabul edilsin.
Türkiye için bir numaralı hayati konu olan eğitim mevzuuna, yarınki yazımızla devam etmek istiyoruz.

