Mübarek üç aylara girdik. Regaip Kandilini kutladık. Huzur, kardeşlik, hoşgörü, yardımlaşma ile dolu bir dönemi idrak etmekteyiz. Bu güzel dönemde, Cenab-ı Hakk''ın herkese sağlık, huzur ve mutluluk lütfetmesini, gönülden diliyorum. İnşallah, hepimiz bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirme imkânını buluruz. Gereken idrak ve feraset içinde davranır, asıl mutluluğun nerede olduğunu keşfederiz. Nedir bu, hayatımıza hakim olan hırs? Nedir bu, herkesi mutsuz eden kargaşa, incir çekirdeğini doldurmayan konulardaki ihtilâflar? Nedir bu, devamlı olarak ülkemizin üzerine pompalanmak istenen karamsarlık, sun''i gümdemler, çıkar hesapları, politik çekişmeler? Nedir bu, servet hırsı, doymak bilmeyen iştihalar, haram-helâl gözetmeden ve saçı bitmiş yetim hakkını düşünmeden yürütülen çıkar kavgaları? Niçin, ölümden ibret almıyoruz? Hangimizin ömrü nihayetsizdir? Öbür tarafa, çek defterini, banka hesaplarını, tapularını, dövizlerini, bırakın, bir kirli çorabını götüren olmuş mudur? Yediklerimiz tuvalete, giydiklerimiz çöpe gitmiyor mu? Asıl tüketim, başkalarının mutluluğu için yaptığımız harcamalar, hayırlar değil midir? Kaç fakir öğrenciye, kaç gariban aileye destek olmaktayız? Yanımızda çalışanların haklarını ödüyor, onlara normal bir geçim ortamı sağlıyor muyuz? Hastaneleri, hapishaneleri, huzur evlerini, yetiştirme yurtlarını ziyaret ediyor, buralardakilere yardımcı oluyor muyuz? Cenab-ı Hakk''ın bize lütfettiklerinin şükrünü, cömert davranarak ödüyor muyuz? Şişmiş bir karınla, aşırı doymuş bir mide ile yatağa girerken, komşularımızın aç olup olmadığını düşünüyor muyuz? Bu konuda üzerimize düşen sorumluluğu idrak ediyor, her gece vicdan muhasebesi yapıyor ve davranışlarımızı denetliyor muyuz? Sözümüz senet, midir? Yüzümüzde güller mi açıyor, yoksa sirke me satıyoruz? Özellikle, mağdurlara, fakirlere, yanımızdakilere, yetimlere, komşulara karşı; nazik, cömert ve ilgili miyiz? Yaşaran bir göze, merhametle titreyen bir kalbe, başkaları ile paylaşabildiğimiz bir servete veya (işe yarayan) ilme sahip miyiz? Bunlara sahip isek, elbette kabul edilen dualara da sahip olma şansımız olacaktır.
Bakınız, gelir dağılımında, en kötü sıralarda yer alıyoruz. Gelişmiş Afrika ülkelerindeki tablonun aynını yaşamaktayız. Milli gelirin büyük bölümü, küçük bir oranın elinde toplanmaktadır. Türk ekonomisi, 100 ailenin çıkarlarına hizmet eder hale gelmiştir.
Bu tablo bizi mutsuz etmiyor, endişelendirmiyor mu? Toplumun büyük bölümü huzursuz ise, sıkıntı çekiyorsa, biz mutlu olabilir miyiz? Kendimizi emniyette sayabilir miyiz? Sahip olduğumuz servet sayesinde, kaç kişi ekmek yemektedir? Devlete katkımız nedir? Zekat, yardım, karz-ı hasen (sıkıntıda olanlara faizsiz borç vermek) vb. kavramların günlük hayatımızda yeri var mıdır? Çevremizle paylaşmayı, muhtaçlara destek olmayı biliyor muyuz? İnsanlar, bize hasetle mi, sevgiyle mi bakmaktadırlar? Cimriliğin niçin ahmaklık olarak nitelendirildiğini, yasaklandığını, kötülendiğini; cömertliğin ise övüldüğünü, tavsiye edildiğini ve Cenab-ı Hakk''ın sıfatları arasında yer aldığını; hiç düşündük mü? Hayır yaparak, başkalarını mutlu ederek, egoist davranmayıp paylaşıcı olarak, hiç fakirleşeni gördük mü? Yöneticilerin, (başta belediye başkanları olmak üzere) asıl hedefi, insana hizmet etmek, insana yatırım yapmak değil midir? Bu açıdan, fakirlere, hastalara, öğrencilere, yetimlere, dullara, yaşlılara, yardımcı olmak, diğer bütün icraatların önünde yer almalıdır. Aşevleri, burslar, sağlık yardımları, huzur evleri, vb. hizmetler en geniş biçimde ön plâna çıkmalıdır.
Cenab-ı Hakk''ın cömertliğinin ölçüsü yoktur. Verdikleri için günün 24 saatini şükür ile geçirsek, yine yeterli olmaz. Peki, biz niye cimrilik yapmakta, egoist davranmaktayız? Kimin malını kimden kıskanmaktayız? Önümüzde, harika bir üç ay durmaktadır. Bunu iyi değerlendirir, gereğini ifa edersek, gerçek Bayramlara kavuşuruz. Bakınız, o zaman, ülkenin tümüne de nasıl huzur ve mutluluk gelecek, işlerde bereket artacak, mevcut karamsar tablo kalkacak, gereksiz ihtilâflar da sona erecektir.
Lütfen aklımızı ve vicdanımızı iyi kullanalım.

