Türkiye gündemi gereksiz konularla işgal edilirken, çok güzel işler de yapılmaktadır. Keşke, medyamız bu tür konuları ön plana çıkarsa da, her gün tekrarlanan karamsarlık senaryoları sona erse. Halkımıza, iş adamımıza, velhasıl hepimize moral aşılansa. Yeni hükümet kurulalı üç aya yaklaştı. Önce, Merve, sonra tele-kulak; daha sonra da F. Gülen olayı ile gündemler dolduruldu. Halbuki, bütün dünya 21. asırda daha üst sıralarda yer almanın, ekonomisini güçlendirmenin gayreti içindedir. Ve Türkiye''yi bu yarışta çok ciddi bir rakip gördükleri için, her türlü engellemeyi yapmakta, ne hukuk, ne de insanlık prensiplerine önem vermektedirler. Keşke, bu gücümüzü, bir de kendimiz, tam anlamı ile idrak edebilsek. Kendisine rağmen kalkınan, gölgesinden korkan bir ülke durumundan kurtulsak. Bu kadar engellemelere, dış güçlerin koordine ettiği terör problemine rağmen, dünyanın 16. Avrupa''nın da 6. zengin ülkesi olduğumuzu sık sık hatırlayabilsek. Rahmetli Özal''dan sonra yaptığımız sıçramayı unuttuk. Halbuki, hız azalmış olsa da, Türkiye''nin dünyaya açılışı devam etmektedir. Bakınız, Türk Cumhuriyetlerine. Kaç bin iş adamımız oralarda iş yapmakta, yatırımları milyar dolarlar ile ifade edilmektedir. Bakınız, Almanya''ya. 60 binden fazla işveren durumunda Türk vardır. Yanlarında 130 bin Alman çalışmaktadır. Yatırım tutarları 20 milyar markın üzerindedir. Bakınız, tüm dünyaya, binlerce Türk genci, (hepsi iyi yetişmiş, pırıl pırıl) her tarafı karış karış gezmekte, yatırım yapmakta, mal satmaktadırlar. Bunun için, (bizi sevse de, sevmese de) yabancı otoriteler, Türkiye''yi, 21. Asrın 10 devi içinde saymaktadırlar. Önemli olan, kendimize güvenmektir. Milli birlik ve dayanışma içinde çok çalışmaktır. Hiçbir engelden yılmamaktır. Geniş ufuklu ve cesur olmaktır. İşte, o zaman, IMF''yi umursamazsınız. Bilirsiniz ki, bu tür kuruluşlar, başta ABD olmak üzere, gelişmiş ülkelerin çıkarını korumak için vardırlar. Tavsiyelerinin gelişmekte olan ülkelere pek yararı olmamıştır. Kredi vermeleri için de, bu ülkelerde yatırımlarının olması, riske girmesi (Brezilya, Meksika, Kore gibi) şarttır. Türkiye''de böyle bir yatırım yoksa, mali destek sözü de geçersizdir. Bu durumda, AB ülkelerinin (tümü teröre destek veren, binlerce kişinin katilini korumak için her türlü densizliği yapan) müzaheretine de ihtiyaç yoktur. Onlar sizi, (hukuka ve anlaşmalara rağmen) ne kadar dışlarlarsa, dışlasınlar, ekonomik olarak, topluluğa girersiniz. Nasıl mı? Oyunu kurallarına göre oynayarak. Geçen hafta, çarşamba ve perşembe günleri Budapeşte''de idik. Asırlardır Gül Baba''nın manevi etkinliğinin sürdüğü, Estergon kalesinde hâlâ türkülerimizin hissedildiği; halkının bize sempati duyduğu, dilinde yüzlerce Türkçe kelimenin yaşadığı, Macaristan''da, bir harika temel atma törenine iştirak ettik.
Sayın Devlet Bakanımız E. Safter Gaydalı; (eski bakanlarımız) Yücel Seçkiner ve Murat Karayalçın, Büyükelçimiz Ender Arat ve sayın eşi. (Bu değerli hariciyecinin, çok kısa sürede gösterdiği performans ile gurur duyduk.) Macar Belediye Başkanları, yurt içinden ve dışından (özellikle Almanya''dan) çok sayıda değerli misafir. Macar yetkililer, velhasıl, çok kalabalık bir topluluk. En önemlisi, Budapeşte''deki en büyük yatırımın üzerinde, şanlı bayrağımız. (Vatanını seven, ülkesi ile gurur duyan bir insan, başka ne isteyebilir?) Mülkiyeti iktisap edilmiş 30 bin metre karelik (ulaşım imkanlarının kesiştiği bir noktadaki) arsa üzerinde, 448 adet iş yerini muhtevi, 35 bin metre karelik bir ticaret merkezi. Yanında 8 bin metre karelik bir otel. Ve hayırlısı ile 31.12. 2000 tarihinde açılış. Daha proje üzerinden 96 iş yeri satılmış durumda. Zira, herkes biliyor ki, proje güzel, yatırım kârlı, işi yapan güvenilirdir. Macaristan, NATO''ya girmiştir. AB''ye de (muhtemelen) 2001 yılında girecektir. Bu açıdan, fevkalade önem arzetmektedir. AB''den dışlanan Türkiye için, bu bölgeye çok güzel bir giriş kapısıdır. Ve "İhlas Ticaret Merkezi", bu ülkedeki 700''e yakın Türk iş adamının sayısını binlere ulaştıracaktır. Genç ve başarılı iş adamlarımız; Osman Şahbaz''ların, İsmail Koçkaya''ların, Nuri Deniz''lerin, velhasıl çok değerli insanların sayısı artacaktır. Şu anda, orada eğitim gören çok kapasiteli evlatlarımızın etkinliği yükselecektir. Akşam yemeğinde, yanımda oturan, (Türkiye, eski Ortak Pazar Büyükelçisi) Michael Lake''in, "Siz çok yüksek kapasiteli bir devletsiniz. Bu kadar büyük bir yatırıma da, ancak sizler cesaret edebilir ve başarabilirsiniz" sözleri, Ankara penceresi ile dünya penceresinden yapılan analizlerin ne kadar farklı olduğunu göstermektedir. Türkiye''nin önü açıktır. Bu tür yatırımlar dünyaya daha hızlı açılmamızı ve 21. asra damgamızı vurmamızı sağlayacaktır.

