Kaydet
a- | +A

Son haftalarda, peş peşe, popüler olmuş kişilerin vefatlarına şahit oluyoruz. Ekranlar, sahifeler bu haberlerle doluyor.

Elbette, ölüm sıra beklemez. Vade dolduğunda, Cenab-ı Hakk''ın emrinin yerine getirilmesini kimse önleyemez. Ne bir salise erken, ne de geç. İlâhi kompüter, kader çizgisi, (lehv-i mahfuz) ne yazmışsa, o olacaktır.

Önemli olan, ölüme daima hazırlıklı olabilmektir. Bize lütfedilen, (sonsuzluk, ebediyet içinde, bir şimşek çakışı kadar bile önemi olmayan) hayat süresini iyi değerlendirebilmektir. Ahiret için gerekli hasılatı sağlayabilmektir.

İnançlı olanlar için asıl hedef ahiret alemidir. Bu dünya amaç değil, araçtır. Onun için hırslı davranmanın, harama tevessül etmenin, kul hakkına el atmanın, kalp kırmanın, hukuka ve ahlâka aykırı davranmanın, cimrilik etmenin, egoist olmanın, hiçbir anlamı yoktur.

Elbette çalışmak esastır. Tembellik yasaktır. Dilencilik iğrençtir. Veren el olmak amaçtır. Ama, önemli olan paylaşmasını bilebilmek, başkalarının derdini de hissedebilmektir.

Zenginlik, etiket, koltuk, rütbe, tümü hizmet etmenin aracıdır. Hepsinin emanet ve geçici olduğu idraki hakimdir. Gurur değil, tevazu esastır. Temel çerçeve; titreyen kalbe, yaşaran göze; paylaşılan servete; işe yarayan ilme; neticede de kabul olunan duaya sahip olabilmektir.

Kabirde, para pulun önemi yoktur. Makam aracı, çevrede fır dönen müstahdemler, korumalar da bulunmaz. Böceklerin ve haşerâtın alkış tutması, dalkavukluk etmesi, ya da Dünyadaki mevkiden dolayı saygı duyması da düşünülemez. Tek sermaye; ömür boyu yapılan iyilikler, hizmetler ve alınan hayır dualardır. Arkada bırakılan hayırlı hizmetler ve güzel evlâtlardır.

Mezarın gösterişli olması, cenaze töreninin haşmeti, gönderilen çelenk sayısı da, anlam ifade etmez. Zira, yerin altı, üstünden bağımsızdır. Ayrı bir protokolü, ayrı bir değerlendirme sistemi hüküm sürmektedir. Zaten, herkes aynı bez parçasına sarılıp, aynı çıplak şekilde gömülmektedir. (Şahsen, cenazemin basit ve seri bir şekilde kabre tevdiini isterim. Alkışlanmayı, bando vb. detayı, şurada burada tören yapılmasını, arzu etmem. Esas olan, samimi kalple yapılacak dualardır. Hayırla anılmaktır.)

Acaba, bu ibret aracından yeterince yararlanıyor muyuz?

Hergün, yakınımızdan veya biraz uzağımızdan birçok insan vefat ediyor. Bu arada, trafik kazaları, deprem vb. afetler durmak bilmiyor. Saniye ile ölçülen süre içinde, şehirler yıkılıp, onbinlerce kardeşimiz hayatını kaybedebiliyor.

Mezarlıklar, unutulmayacağı ve yeri doldurulamıyacağı zannedilen kişilerle dolu. Vade gelince, önlemeye kimsenin gücü yetmiyor. Belirli süre geçince acılar külleniyor, ölenler unutuluyor. Arkasında güzel izler, hayırlı icraatlar, sıcak duygular bırakanlar dışında.

Bütün bunları, hayata boş verilsin, çalışılmasın, ideallere sahip olunmasın, her dakika maksimum değerlendirilmesin diye, yazmadım. Aksine, hiç ölmeyecekmiş gibi çalışılacaktır. Azim, sebat, cesaret esas olacaktır.

Belirtmek istediğim husus, tavsiye edilen, denge faktörünü kaçırmamaktır. Çok çalışmak, ama hayatın geçici olduğunu, ölümün her an hazır olduğunu da idrak etmek. Mevki, servet, koltuk, vb. faktörlerle şımarmamak. Gurura kapılmamak, kendini başkalarının üzerinde görmemek. Detayda, dünyanın boş şatafatında boğulup da; asıl hedef, sonsuzluğu kazandıracak fırsatlar, kaçırılmamalıdır.

Doğru çizgiyi bulanların, ümitsizliğe kapılması, çıkarcı olması, başkalarından korkması, kendinde güç vehmetmesi, Cenab-ı Hakk''ın kudretini idrak etmemesi mümkün değildir.

Evet. Ölüm. Her an çevremizde dolaşan, ne büyük bir ibret vasıtasıdır.