Kaydet
a- | +A

Dünyada ve (buna bağlı olarak) Türkiye''de teknoloji her geçen gün daha fazla etkin hale geliyor. Olaylar, ekonomik hayat, gittikçe karmaşık hale geliyor. Netice olarak da, iş sahiplerinin, patronların, ortakların, tüm detaylara vakıf olması, sağlıklı kararları tek başına alması imkânsız hale geliyor. Bu açıdan da, işlerin profesyonel kişilerce, ihtisas sahibi elemanlarca, yürütülmesi zaruret haline geliyor.

Gelişmiş ülkelerde yönetim, nerede ise tümüyle "beyaz yakalıların" eline geçmiştir. Patronlar, sadece yön verici (o da kısmen) pozisyonda kalmışlardır.

Türkiye''de henüz bu seviyeye gelinmemiş olması, ciddi bir eksikliktir. Dünya ile rekabette büyük bir dezavantajdır.

Nedense, bizde, patronlar, her şeyi bildiklerini sanırlar. Tüm kararları bizzat vermek isterler. (Elbette, belli sayıda istisna vardır.) Ancak, ciddi araştırmalara dayanmadıkları, gerekli tekniklere vakıf olmadıkları için, büyük çapta hatalar yaparlar. (Bu arada, çok ciddi sayıda Holdingin oluştuğunu görmekteyiz. Bunların çoğu, yurt dışından gelen sermayeye dayanmaktadır. Her yıl, döviz bazında, fiks oranlarda kâr dağıtmaktadırlar. Ve bu oranda, Türkiye şartlarında dağıtımı mümkün de değildir. Korkulur ki, aynen banker ve Titan olaylarında olduğu gibi, bu mutluluk zinciri durunca, taze para girişi azalınca, sistem çökecek, çok sayıda gurbetçi yine mağdur olacaktır. Az tamah, her zaman olduğu gibi çok zarar verecektir. Elbette, bunların içinde başarılı olanlar, güvenilir bulunanlar da mevcuttur. Ancak, konunun ciddi bir biçimde denetimi şarttır. Aksi halde, yine çok sayıda insan, "Devlet nerede" diye bağırmaya başlayacak, zararların yine Devlet tarafından ödenmesini talep edeceklerdir. Önemli olan, araba devrilmeden çare bulunmasıdır. Toplanan paraların nerelere yatırıldığı, gerçekten ciddi sahalarda faaliyet gösterilip gösterilmediği incelenmelidir.)

1- Kaç firma, profesyonel elemanlardan istifade etmektedir. Yeminli mali müşavir, finans danışmanı, yönetim danışmanı, endüstri mühensidi, vb. yetişmiş elemana sahiptir?

2- Kaç firmanın; stok, satış, tedarik, politikası vardır? Fon akımı, nakit akımı tabloları yapılmaktadır? Sağlıklı muhasebe düzeni mevcuttur? İşgücü plânlaması, verimlilik analizi çalışmaları bulunmaktadır?

3- Üretim için TSE belgesi alınmış mıdır? Firma için İSO 9000''li belgeler var mıdır?

4- Yatırım öncesi, sağlıklı fizibilite etütleri yapılmakta mıdır?

5- Firmada Ar-Ge (Araştırma Geliştirme) bölümü var mıdır? Plânlama kavramına önem verilmekte midir?

6- Hizmet içi eğitime, katılımcı yönetime, dış piyasalar ile rekabet gücüne ulaşılmasına, ihracat potansiyeline, önem veriliyor mu?

Sağlıklı ve başarılı bir tanıtım politikamız mevcut mu? Fuarları, sergileri, tüm gelişmeleri yeterli seviyede takip ediyor muyuz?

7- Personel alımına, kalite, vasıf, firma ihtiyaçları mı yön vermektedir, torpil mekanizması mı?

8- Çalışanlar firmadan memnun, işinde mutlu mudur? Takım ruhu, başarı hevesi, üretim coşkusu var mıdır? Yoksa, herkesin gözü, tüm gün boyunca, saatte midir? Eşit işe eşit ücret prensibi var mıdır, yoksa testiyi kıran ile götüren bir mi tutulmaktadır?

9- Mevzuatı sağlıklı biçimde takip etmekte miyiz? Haklarımızın, mevcut teşviklerin, avantajların farkında mıyız?

10- Teknolojiye ne kadar adapte olduk? Bilgisayarlar süs olarak mı kullanılmaktadır? Tam kapasite var mıdır? İnternet dünyasından yararlanılmakta mıdır? "Barter" vb. kavramlara vakıf olunmuş, nasıl istifade edilebileceği araştırılmış mıdır?

11- Gerekli sigortalar yaptırılmış mıdır? Yoksa işler şansa mı bırakılmıştır? (Eğer, herkes deprem sigortası yaptırmış olsaydı, Türkiye''ye yurt dışından 7-8 milyar dolara yakın para girecekti. Devlete hiç yük binmeyecekti. Kimse açıkta kalmayacaktı. Ekonomi canlanacaktı. Ödemeler dengesi güçlenecekti. Sosyal felâketin, ekonomik zarara sebep olması gündeme gelmeyecekti.)

12- Kriz yönetimi nedir diye hiç merak ettik, bundan nasıl yararlanacağımızı araştırdık mı?

13- Öz sermayemiz yeterli, mali bünyemiz güçlü müdür? Yoksa, devamlı olarak kredi kuruluşları için çalışmakta, her an batma tehlikesi mi yaşamaktayız?

Yönetim kolay değildir. Bilgiyi, araştırmayı, geniş ufku, vizyonu, ihtisası gerektirir. Parası çok olanın ille aklı da çok olamaz. Başarının tek şartı para değildir.

Ekip çalışması, üreten beyinler, ihtisas sahibi kafalar şarttır.

Hayat boyu, gümrük duvarlarının, Devlet himayesinin arkasına sığınmak; ihracat yapmadan, sadece iç piyasaya (düşük kaliteli malı, yüksek fiyata) satarak, yaşamak mümkün değildir.

21. asır, rekabetin çok daha acımasız olacağı bir Asırdır. Lütfen uyanalım, kendimizi hazır hale getirelim.