Kaydet
a- | +A

Birçok sıkıntılı olaydan sonra, (başta depremler olmak üzere), geçen hafta sonunda, İstanbul''da üç mutlu gün geçirdim. Önce, İHLAS KOLEJ''lerini denetleyerek moral buldum. Türkiye''nin en güzel ve gelişmiş okullarına sahip olmak, gerçekten büyük mutluluk ve onur. İnşallah, huzur içinde bir eğitim sezonunu idrak ederiz. Ülkeye, kaliteli insanlar yetiştirme gururunu yaşarız. Bir diğer mutluluk kaynağım, TANSAŞ''ın İstanbul mağazalarının açılışını izlemek oldu. Kurucusu olduğum, çok emek verdiğim, gurur duyduğum, (inanıyorum ki, orta ve dar gelirli kesim başta olmak üzere, çok hayır dua aldığım) bu Kurum, şimdi yeni sahiplerinin elinde, daha da güzel gelişmelere doğru gitmektedir. Hafta sonunda, Levent-Arnavutköy ve Kartal mağazaları ile sayı 102''ye ulaşmıştır. (Salı günü Balıkesir, Ekim ayında Beyoğlu mağazaları açılacaktır. Afyon, Mersin, Bursa, Eskişehir, Bornova, Ankara ve Macaristan-Budapeşte mağazalarının fizibiliteleri hazırlanmaktadır.) TANSAŞ; gerçekten Türkiye''de emsali olmayan bir olaydır. Bir belediye olarak emsal alınması gereken bir başarı örneğidir. En büyük özelleştirme timsalidir. (Bu sayede, benim dönemimde 120 milyon dolarlık bir kaynak sağlanmış, Büyük Kanal ve diğer önemli yatırımlara harcanmıştır. Şimdi de, bizim mirasımız olarak, yeni yönetime 12 trilyon TL''lik bir imkan sağlanmaktadır.) Belediye olarak, bizim dönemimizde belirli başarı noktasına gelinmiş, en optimum noktada da özelleştirilmiştir. Bu güzel olaylar içinde, en etkileyici, duygulandırıcı ve sevindirici olanı, Sn. Sakıp Sabancı''nın özürlü evlatlarımıza bir büyük, harika hediyesi olan, "Metin Sabancı-Spastik Özürlüler Eğitim Merkezi" bünyesinde yapılan törendi.

Bu Merkez, Belediye Başkanı iken, bizim de örnek aldığımız, yararlandığımız, elemanlarımızı eğitilmek üzere gönderdiğimiz, bir harika mekândır. Sabancı Ailesinin, tüm ülke sathında gerçekleştirdiği, sayısız hayır kurumlarından bir tanesidir. Gönül ister ki, Türkiye''deki tüm varlıklı insanlar, Sabancıları örnek alsınlar. Paylaşmayı bilsinler. Hayır yaparak fakirleşilmeyeceğini, aksine daha da zengin olunacağını idrak etsinler. "Ya Rabbim. Yaşarmayan gözden, titremeyen kalpten, paylaşılmayan servetten, işe yaramayan ilimden, sana sığınırım" duasının önemini ruhlarında hissetsinler. Bugün, Türk halkının tümüne yakını, niçin "Sakıp Ağayı" sevmektedir? Sağlığı ve işlerinin bereketi için dua etmektedir. Zengin olmasından rahatsız olmamakta, aksine mutlu olmaktadır. Kendine yakın hissetmekte, büyük sempati duymaktadır. Zira, ne tarafa baksa, sağlık-eğitim vb. konularda bir hayırlı icraatı görmektedir. Keşke, tüm zenginlerde bu şuur olsaydı. Ne servet düşmanlığı kalırdı, ne de servet dağılımındaki adaletsizlik bu seviyeye gelirdi. Ne yazık ki, bir kısım zenginler, sadece hamallık etmektedir. Servetin yükünü çekmekte, paylaşmayı düşünmemekte, mezara ne çek defterinin, ne de tapuların gitmeyeceğini idrak edememektedir. Yediklerimiz tuvalete, giydiklerimiz çöpe malzeme olmaktadır. Gerçek tüketim, başkalarını mutlu etmek için yapılan harcamalardır. Ve bize tek yarar sağlayacak olan da budur. Sakıp Sabancı, özürlüler olimpiyatında madalya alanlara ödül verirken ve komplekse ilave edilen spor tesisinin temelini atarken, hep bunları düşündüm. Tüm zenginlerin, kalp gözlerinin açılması, idraklerinin gelişmesi için dua ettim. Cenab-ı Hakk''ın her icraatında bir incelik vardır. Sabancı Ailesini de özürlü çocuk vererek imtihan etmiş, bu sahada çok hayır dua almalarına fırsat tanımıştır. Sağolasın, Sakıp Ağa. Ömrün uzun, işin bereketli olsun, çok daha fazla kazan ki, birçok gariban da bundan istifade etsin. Onların acıları azalsın, senin de hayır dağarcığın dolsun.