Türkiye''nin en büyük eksikliklerinden bir tanesi, tanıtım yetersizliğidir. Ne yazık ki, yurt dışında, aleyhimizde yapılan propagandalar, lehte yaptıklarımızın çok, ama pek çok önündedir. Bir yandan bölücüler, diğer tarafatan Rum-Ermeni (kısacası ortodoks) lobileri, devamlı olarak Türkiye aleyhine beyinleri yıkamaktadır. Sahip oldukları para gücünün, medya imkânlarının da vediği avantajla, (zaten bilgisi kıt; Dünyayı, hele hele Türkiye''yi pek tanımıyan) kitleleri, istedikleri gibi yönlerdirmektedirler. "Gece Yarısı Ekspresi" gibi filmler; uydurma haberler; (bizi devamlı olarak gelişmemiş, acımasız, barbar gibi gösteren) TV dizileri; kin ve husumet dolu düşüncelerle yazılmış kitap ve broşürler; bol bol kullanılmaktadır. Şüphesiz, Türkiye''nin gelişmesini, lider ülke olmasını istemeyen; rekabetimizden, mevcut potansiyelimizden, Türk Dünyasındaki önderliğimizden ürken; mihrakların gayretlerini de ihmal etmemek gerekir. Meselâ, AB ülkeleri bir taraftan topluluğa katılma edebiyatı yaparken, diğer taraftan da her türlü ihaneti yapmayı mubah sayabilmektedirler. Teröre destek vermekte, açık veya gizli ambargolar uygulamakta, komşularımızı tahrik etmek, (bu arada bol bol silah ve cephane satmakta), aleyhimize senaryorlar uygulamaktadırlar.
Devamlı olarak, Osmanlı düşmanlığı işlenmekte, Haçlı Ruhu bilenmektedir. Tarih tahrif edilmekte, Türk ve Müslüman düşmanlığı (özellikle genç beyinlere) aşılanmaktadır. Ne yazık ki, bu faaliyetler için, içimizden bol bol işbirlikçi de bulabilmektedirler. Bazı derneklerin, partilerin, kuruluşların, kesimlerin, kişilerin ve örgütlerin tüm icraatı, devamlı olarak Türkiye''yi yurt dışına jurnal etmektir. Türkiye''yi kötülemektir. Yabancı medyaya, aleyhte yazılar yazmak, beyanatlar vermektir. (Nitekim, yurt dışından kimlere ödüller verildiğine iyi bakmak gerekir. Hiçbiri gerçek sanat olayı için ödül alamaz. Türkiye aleyhine yaptıkları çalışmaların karşılığını alırlar. Bu arada bol bol reklâmları yapılır. Hak etmedikleri ve sahip olmadıkları övgüler düzenlenir.)
Bu kesimlere göre,"aydın ve sanatçı" olmanın yolu, milli ve manevi değerlere karşı çıkmaktan; her türlü ahlâksızlığı mubah saymaktan; Türkiye''yi devamlı olarak kötüleyip, jurnallemekten; bölücülük ve mezhep istismarı yapmaktan geçmektedir. Mevcut ortamda, ülkesini seven herkese önemli görevler düşmektedir. Herşeyi Devletten beklemek (hele bugünkü basiretsiz, başarısız ve ağır çalışan, aşırı merkeziyetçi yönetimlerden ummak) hatadır. Tüm sivil toplum örgütleri, belediyeler, yurt dışında çalışanlar, tüm özel sektör, meslek kuruluşları, en geniş biçimde devreye girmelidir. Türkiye''yi geçek yönüyle tanıtmak için azami gayret sarfetmeli, bu konuda ciddi harcamalar yapmayı da göze almalıdır. Yurt dışında çalışan kardeşlerimiz, örnek davranışlar göstermeli; ülke aleyhine fikirlere sebep olacak hareketlerden kaçınmalıdırlar. Tüm tanıdıklarına, komşularına Türkiye''yi tanıtmalı, onların turist olarak ülkemize gelmelerine gayret sarfetmelidirler. Tüm Türk halkı yabancı medyayı titiz biçimde, günü gününe takip etmelidir. Aleyhteki haber ve filmlere hemen tepki göstermeli, çok sayıda telgraf-faks mektup gönderilmelidir. YÖK, gerçekleri dile getiren, aleyhteki propagandaları çürüten, ilmî çalışmalar yapmalıdır. Türk arşivleri titiz ve sağlıklı biçimde incelenmelidir. Yurt dışındaki üniversitelere, araştırma merkezlerine, medya gruplarına bol bol doküman gönderilmelidir. Bu konudaki uzmanlar Türkiye''ye davet edilmeli, en geniş çalışma imkânları sağlanmalıdır. Başta Türk Dünyasından gelenler olmak üzere, Türkiye''de eğitim gören yabancı öğrencilere özel ilgi gösterilmelidir. Belediyeler, özel sektör ve meslek odaları, bol bol davet yapmalı, çok sayıda yabancının Türkiye''yi görmesini ve Türkleri tanımasını sağlamalıdır. (Bizi bir kere tanıyan, mutlaka sevmektedir.) Belediyeler, bol bol öğrenci davet etmeli, yabancı gençliğe Türkiye''yi tanıtmalıdırlar. Kardeş şehir ilişkilerine önem vermeli, beynelmilel toplantıları iyi değerlendirmelidirler. Türkiye''ye mal satan, ihale kazanan yabancı firmalardan, tanıtıma destek vermeleri istenmelidir. Bir örnek vermek isterim; İzmir''de, "Sivil Düşünce ve Demokrasi Hareketi Derneği"ni kurduk. Mayıs ayında, "İnanç Turizminde Ege''nin önemi" konulu bir toplantı düzenledik. Tüm dinlerin ve mezheplerin üst düzey temsilcileri ile çok sayıda yabancı gazeteci iştirak etti. Çok güzel sonuçlar elde ettik. Eylül ayında da, Dışişleri ve İçişleri müsteşarlarımızın da desteği ile , OECD ülkeleri Büyükelçilerini ve eşlerini 4 gün süre ile Ege''de misafir ettik.
İnanıyorum ki, Sayın Büyükelçiler ve eşleri, bu seyahati, her zaman güzel bir hatıra olarak hatırlayacaklardır. Türkiye''yi ve Türk halkını daha iyi tanımış olacaklardır. Bizi, her yerde savunacaklardır. Başarı, sorumluluğun herkes tarafından paylaşılması ile mümkündür.

