Kaydet
a- | +A

Bir haftadır güreş camiasının içinde kaynayan kazanın meğer perde arkasında neler varmış neler... Bazı gazetelerde yer alan irtica güreşi ele geçirmiş demeçlerine sayın Başkan "hayır demedim" dedi. İçimizde provakatör başlıklar atan,Türk güreşini kamplara bölme gayreti içinde olan birileri mi var?... O gazeteci çıkıp bu yalan başlığı neden attığını açıklamalıdır. Eğer Güreş Federasyonu Başkanı Sayın Ahmet Ayık''ın demediği gibi Türk güreşinin içine irtica faaliyetler, devlet ve cumhuriyet düşmanlığı girmişse, güreşçilerimiz kaynağı dışarda olan emperyalist güçlerin içerdeki bazı mihrakları tarafından bir örgütlenmeyle karşı karşıyaysa durum çok vahim. Çünkü biz, bir kısım medya tarafından oluşturulan havadan bunu çıkardık... En kısa sürede tedbir almak zorundayız. Ama birileri peşin hükümlerle inançlı bir güreşciyi sırf inançlı olduğu için bu devletin sporculuğuna yakıştıramıyorlarsa, akıllarına ve ruhlarına sığdıramadıkları için cumhuriyet düşmanlığı ile suçluyorlarsa durum yine çok vahim. Bu da ayrı bir irticai zihniyet.. Buna da çok acele tedbir almalıyız. Çünkü laik devlet; inançlı inançsız, toplumun bütün katmanlarını ortak bir hedefe Türkiye Cumhuriyeti Devleti''nin ekonomik, politik, demokratik, sosyal değerlerde yücelmesine yönlendirmekle görevlidir. Devletin idarecileri de inançlı inançsız her vatandaşa, eşit muamele yaparak hukukun üstünlüğünü hakim kılarak yüce Atatürk''ün gösterdiği "muasır medeniyetler" hedefine uygun davranmış olurlar. Laik düzen ancak böyle korunabilir.

Aksi halde inançlı vatandaşı hatta Dünya ve Avrupa Şampiyonu bir güreşciyi bile devlete, devleti de inançlı vatandaşa hatta bir Dünya ve Avrupa Şampiyonu güreşciye düşman göstermek gibi bir tablo çıkıyor karşımıza...

Bu zihniyet; sporcu psikolojisini bilmeyen, öküz altında buzağı arayan, sporcunun hedeflediği başarıya nasıl motive olduğunu, nasıl konsantre olduğunu farkedemeyen ve dini yüzünden insanları hedef alan tehlikeli bir zihniyete benziyor.! Ben size anlatayım; Harun Doğan Olimpiyat şampiyonluğuna kilitlenmişti. Bütün motor güçlerini buna ayarlamıştı. Gurubundaki 4 güreşci birbirlerini yenmişlerdi. Ve aralarındaki yenişlere göre grub birincisi tayin edilecekti...

Özbek güreşci Moldovalı''yla yaptığı maçta son 20 saniyesinde tuş olmasaydı, yani Moldovalı''ya sayıyla kaybetseydi Harun Doğan grup birincisi çıkacaktı. Bunu gören Harun yıkıldı, kahroldu... O anda bütün motivasyonu bitti. Bir anda yüklendiği motor güçleri kaybedivermişti...Belki de elini kolunu sallayacak hali kalmamıştı. Zaten Olimpiyat şampiyonluğunu hedefleyen bir güreşçi ancak böyle olur... Bu psikolojiyi yaşayanlar bilir. Spor psikologları da çok iyi bilir.

Büyük hedeflere büyük motivasyonlar gerekir, büyük motivasyonların kaybı da büyük olur... Üstüne üstlük bir de Türk güreşini teslim ettiğimiz bir başkanın şampiyonluk azmi bir anda kırılmış güreşcisine, "Şerefsiz" diyebilecek kadar aklını hırs örtmüş birisi olduğu iddialarına katılmıyorum, düşünmek bile istemiyorum. Halbuki başkan orada "Haklısın aslanım güreşe çıkacak halin yok. Seni anlıyorum" deseydi. Kendisine minnettar bir şampiyon kazanacaktı... Ayrıca, sadece olimpiyata katılmak için gidenler her zaman yaptıkları gibi sadece katılır gelirler... Genelde hep olduğu gibi. Sayın yetkililerimiz böyle sporcu istedikleri için hedefledikleri 20 altın da 4''te kaldı. "Olimpiyat şampiyonluğunu kaçırdım" diye kahrolan bir sporcu bulmuşsunuz daha ne istiyorsunuz?. Kaldı ki, yetkililerin bir fırsat bulmuş, bir açık bulmuş gibi bir noktaya kilitlenmeleri, feryadı figan eylemeleri Türk Devlet İdareciliği geleneğine hiç yakışmadı. Ortalığı velveleye vererek ne kazanıldı? Yine huzur ve güven ortamına çomak sokulmadı mı? Ayrıca, konuyu net kelimelerle ifade etmeye dilim varmıyor. Güreş Milli Takımı''nda bazı sakat beyinlerin için için inanç farklılığına dayalı temel ayrılıkları ateşledikleri ve adeta bu camiayı cadı kazanına soktukları söyleniyor... Çünkü biz ne başkanlar gördük. Bizzat ben yaşadım. Şampiyon olan sporcusu olay anında şükür manasına gayri ihtiyarı eline yüzüne sürdü diye "Lan...... dini propaganda mı yapıyorsun?" diyerek içlerindeki kini ve bağnazlığı kusmuştur...

Halbuki o sporcu, birkaç dakika önce İstikla Marşı''nı çaldırmış, Türk bayrağını, Yunanistan''ın göbeğinde göndere çektirmiştir... Hatta bazı başkanlar yurt dışında yemeklerde domuz eti yemeyen bazı sporcularına, "O gazozu da içme, o domuz gazozudur" şeklinde zaman zaman azarlamışlardır.

Hatta bazılarını yine yakınen tanıdık. Hiç unutmayız; milli müsabaka kampında Bulgaristan''da birgün Bulgaristan Türk''ü bir ahçı geldi ve bizi ikaz etti; "Sizin başkan geldi, ''Bu kafileye özellikle domuz eti vereceksiniz problem yok'' dedi, haberiniz olsun" demiştir... Bu tür davranışlar sporda olduğu gibi ülke çapında müslümanları, bölücülerin tezgahlarına iteklemiyor mu? Bir başka gedik ise güreşin ileri gelen antrenörlerinin belirttiklerine göre güreşteki fiyaskoda antrenman bilimi kusurunun varlığıdır.

Uzmanlık alanı atletizm olan bir kondisyonere, güreş milli takımını teslim eden Sayın Ayık ne kadar doğru yaptı acaba? Her iki fitne de enine boyuna araştırılmalıdır. Ama, sayın Ayık''ın dikkat çektiği gibi Türk güreşinin içinde devlet düşmanlığı örgütlenmişse, eğer bazı güreşciler, bu örgütlenmelerin içindeyse, falan partiye oy vermediği için müslümanları kafir ilan eden zihniyet güreşin içinde yuvalanmışsa ve bazı hareketleri bilerek, kasıtlı yapıyorlarsa Ahmet Ayık çok haklı... Bunlar bilsinler ki; bölücülere, Türkiye''nin huzurunu bozmak için kan dökenlere hizmet ediyorlar. Harun Doğan yarın yurdumuzu emperyalist çizmelerin ayakları altından kurtaran büyük kurtarıcının meftun olduğu Anıtkabir''i ziyaret etmeli, ona olan saygı ve sevgisini özellikle kendisini suçlayan bir kısım medyaya göstermelidir. Cumhuriyet devletinin inaçlı, müslüman Türk bir Dünya şampiyonuna da bu yakışır. Harun hiç durma!