Kaydet
a- | +A

Önceki akşam, D.Zagrep karşısında G.Saray yedekleriyle sezonun ilk kupasını aldı. Kupa aynı zamanda bir "çan"dı. "Fribourg Kupası" tam bir "çan" şeklindeydi. Maç sonrasında TGRT Spor Muhabiri Haluk Ürekli, Lucescu''ya "İlk kupa" dediği anda teknik direktör, sevincinin boyutunu bütün hatları ile gösterivermişti. Kolay sevinmek saf bir doğallık olduğu kadar küçük başarılarla olduğu zaman, bize büyük hedeflerin adamı olmadığınız imajını verir.

Lucescu''yu maç boyunca kenardan "Marcio ileri" derken sık sık gözledik. Bunu o kadar sık söyledi ki, aynı zamanda otorite boşluğuydu sanki bu... Marcio bir türlü ileri gitmiyordu çünkü... Zaten bu Marcio adam olmayacak. Bazen gol atıyor ama G.Saray gibi orta sahası çok güçlü bir takımda "Gol pozisyonunu ben de bulup ben de atarım" diyesim geliyor. Gelip defanstan çıkardığı hava toplarına bakarak forvette de yüksek toplarda başarılı olacağını umuyorsunuz ama nafile. Şöyle topu göğsü ile indirip kaleye dönerek bir şut bekliyorsunuz; ama çok beklersiniz.

Tolunay nedense G.Saray''ın oyun düzenine bir türlü alışamadı. Bir de nizami şarj yapamıyor, rakibine yakın koşmakta zorlanıyor... Yetişemeyince basıyor tekmeyi... Hakemlerin gözüne, G.Saraylı''nın kalbine batıyor. Saffet de takım oyununa uyum zorluğu içinde. Kendi alanında hep kendi kendine... Oyuna geniş açı ile bakamıyor. Emre Aşık, iyi yer tutuyor doğrusu... Yüksek toplarda da çok başarılı... Ama kazandığı topları pozitif değerlendirmede zorlukları var. Sakatlar arasına katılmasına ise bir yorumum var; ona Hakan Şükür''ün tatil anlayışını öneriyorum.

Emre Belözoğlu''na gelince; maça önem vermedi, kendini yormadı, ikinci yarıda ise arasıra öyle uzun ve derinlemesine toplar attı ki, bir ara sahaya Hagi geldi sandık. Ama bir aması var Emre''nin... Bu yaşta erkenden büyük yıldız havalarına girmemesi gerekiyor. Böyle sıradan maçlarda kendini korumasıysa, "IQ"sunun yüksekliğini gösteriyor.

Fatih Akyel, fizik kondisyonu ve akıllı oyunu ile göz dolduruyor. Nizami şarjda da çok başarılı. Adama öyle yakın ve sıkı giriyor ki, bazen bu presten rakip kendi kendine havalanıveriyor.. Faul, ama tekmesiz, zekice... Nizami şarj...

Faruk Atalay, G.Saray''ın yeni ümitlerinden. Sahaya geniş açı ile bakıp, topu en uygun adama vermeye başlarsa ve takımda daha çok şans bulursa G.Saray''ın kazanabileceği bir adam. Kaleci Kerem, kaleyi öyle dolduruyor ki, rakip şut atarken sanki boşluk göremiyor. Nitekim penaltılarda da gelecek için büyük mesajlar vedi. Kerem''in aması; altı pas üzerindeki yan topları seyretmesi...

Bu yedek takıma bakarak sarı-kırmızılıları yorumlamak değil tabii konu... Ama, bir kuşkumuz var... Forvette Jardel olmazsa bu sene Cimbom, booom... Yeni sezonda G.Saray sahaya Jardel''le çıkamazsa golü çok özleyecek gibi.

Kampa dönersek; futbolcuların yakınmalarını da gözönüne aldığımızda 8 günde 8 sakat Lucuscu''nun antrenman medotunu sorgulatıyor. Aslında sezona girerken oluşan sakatlıklar futbolcuların bireysel hazırlıkları ile ilgili. Avrupa Şampiyonu olmuş bir takımın futbolcularına Lucescu''dan antrenmana nasıl hazır gelineceğini öğretmesini bekleyemeyiz. Futbolcular, tatilde de sezon içinde kazanmış oldukları kondisyon değerlerini koruyucu idman yapmak zorundadırlar. Yapmazlarsa işte böyle ard arda sakatlanırlar.

Ancak başka bir gerçek de önümüze dikiliyor; Lucuscu''nun metodoloji anlayışı... Bu dönemde futbolda genel ve aerobik kondisyon ağırlıklı çalışmalar önce gelir. Toplu çalışmalar çok azdır, yok gibidir. Bu çalışmaların ardından toplu ve özel kondisyon ile taktik kondisyon ağırlıklı çalışmalar inşa edilir. Fatih Terim böyle yapıyordu. Ama Lucescu, sırayı şaşırdı.. Toplu ve özel kondisyon çalışmalarını birinci sıraya yerleştirdi. Antrenman bilimine göre; bu sıra hatası, antrenman literatüründe çok iyi bilinen sakatlıkları getirir...

İnsafsız olmak beni çok üzer. Avrupa Şampiyonu bir takım, backgroundu çok iyi bir teknik adama teslim edilmeliydi. Basit bir kupaya sevinerek "Çok mutluyum" diyen bir teknik adam var karşımızda. Yanılmayı ve mahçup olmayı tercih edelim. Yeter ki, G.Saray doğru olsun. Ancak yukarıda sıraladığımız gerçek, G.Saray için çalan ilk "çan"dır...