Süper Lig'de temposu beklentilerin uzağında kalsa da bir şekilde kazanmasını bilen Galatasaray, kadro planlama ve takım savunması defolarını Şampiyonlar Ligi sahnesine taşımaya kalkınca Avrupa yolculuğuna hayal kırıklığıyla başladı.
Kaçınılmaz son
Barış Alper Yılmaz ve Leroy Sane'nin haftalardır süren formsuzluğuna ilk 11'den Osimhen ve Lemina gibi 2 önemli eksik de eklenince; Portekiz'den puanla dönmek, maç öncesi Okan Buruk'un rahatlıkla kabul edeceği sonuç olurdu.
Tüm bu olumsuzluklara karşın Sporting'e şok etkisi yaşatan 6'ncı dakikadaki gol ve ilk yarım saatteki üst düzey oyun, herkese "Neden 3 puan olmasın" dedirtti. Temsilcimiz, bu süreçte Sane ile karşı karşıya bir de gol kaçırdı. İkinci yarıda ise her şey tersine döndü. Gireni çıkanıyla koca takımda tek ayakta kalan Torreira olunca mağlubiyet kaçınılmaz hale geldi.
Bir yıl sonra dejavu
Yine, yeniden bir Devler Ligi ilk hafta müsabakasında benzer sonuç ortaya çıktı.
356 gün önce, 18 Eylül 2025'te Almanya'da Eintracht Frankfurt sınavına da Osimhen'siz çıkan sarı-kırmızılılar, tıpkı Sporting'e yaptığı gibi maçın başında Yunus Akgün'le öne geçmiş, Barış Alper'le rakibin gardını düşürecek şansı bulmuş, ilk yarının sonunda 2 dakikada yediği gollerle dağılmıştı. Deutsche Bank Park'ın tabelasında yazan 5-1, Galatasaray açısından aynı zamanda geceyle gündüz arasında farkı gösteriyordu.
Hakemi değil gerçekleri konuşalım
Buruk'un takımı, "Nasıl başladı, nasıl bitti" tadında bir geceyi bu defa Portekiz'de sundu. İkinci yarı, hatalar silsilesini anlatması bakımından önemli. Hakem Espen Eskas'ın es geçtiği kırmızı kart veya "ucuz penaltı" kararları yerine üzerinde durulması gereken gerçekler var. Bu noktada ders çıkarmak değerli. Yoksa Frankfurt, Sporting gibi şaşkınlıklar devam eder.
Hızlı hücumculara karşı kalesini koruyamayan, kapanan savunmaları aşamayan, her geçen an kondisyonu düşen, temposunu hemen kaybeden bir Galatasaray izledik. Sezon içinde benzer sakatlıkları olan Osimhen'siz anlardaki "çaresizlik" ve süper yıldızdan yoksun her karşılaşmada ileride top tutamama hali tekrarlandı. Rakibin ceza alanında topla buluştuğu ilk anda tehlike oluşturması ve kaleyi bulan ilk şutta gol bulması "çözülmesi gereken sorunlar" listesinin ilk sırasında yer alıyor.
Cevap bekleyen sorular
Ligde bir aydır silik kalan Sane, ilk 45'te her çalım denemesinde top kaptırmasına rağmen ikinci yarıya neden başladı? Deniz Gül hamlesi için neden rakibin 3'üncü golü bulması beklendi? Hoca, ana planında yer almayan İlkay Gündoğan'ı "kurtarıcı" gibi neden oyuna aldı? 30 milyon euronun üzerinde bonservis ödenen, 5 milyon euroya yakın maaş alan Singo, en kritik anlarda neden hep sakat? Sorular, sorular...
Galatasaray'ın Sporting maçı 11'i, yaz transfer döneminin ne denli başarısız geçirildiğinin de en net kanıtı. Sezonu neredeyse ağustos ortasında açan takım, sol stoperde sol bek, forvette kanat oyuncusu ile galibiyet kovaladı. Yeni transferlerin 4'ü "hazır olmadıkları" gerekçesiyle kulübede başladı, biri (El Chadaille Bitshiabu) oyuna bile alınmadı.
Kırılganlık sorunu
Okan Buruk, maç sonu yayıncı kuruluşa röportajında, "Güle oynaya kazanabilirdik" dedi.
Evet, bilindik yanlışlar tekrarlanmasa, Avrupa'nın bir numaralı turnuvasında "başa bela kırılganlık" engellenebilse; çok kıymetli bir galibiyet, en azından beraberlikle yurda dönülürdü. Heyecanla daha ilk maçtan puan hesapları başlardı.

