“Nasıl bir devirdir ki bu; insanlar arasında olmak hayvanlar arasında olmaktan daha tehlikeli" demiş ya Friedrich Nietzsche, işte tam da o zamandayız… Mazi, zamanın ruhunda saklı bir hazine gibi; eskiden hani çok da eskide değil yani, böyle miydi?
Ah eskiden, eskiden…Televizyon karıncalı, insan netti. Dertlinin derdi, dertsize dertti. Evcilik oyunu, oyundan ibaretti;
Eskiden hayat daha güzeldi...
Herkesin evi, herkesin eviydi. Veresiye defteri fukaranın cebiydi. Her semtte yalnız ‘bir kişi’ deliydi;
Eskiden hayat daha güzeldi...
Büyüklere saygı çok büyüktü. Şimdi büyükler boynunu büktü. Elmalar elma, erikler erikti;
Eskiden hayat daha güzeldi...
Köyler, şehirlerden farklıydı. Gelinler utangaç, duvaklıydı. Damlar üzümlü, sokak kavaklıydı;
Eskiden hayat daha güzeldi...
Her kapıda ikram edilen su vardı. Kavunun, karpuzun kokusu vardı. Çocuklarda bile Allah korkusu vardı;
Eskiden hayat daha güzeldi...
Doyardık, ekmeğe sürülen salçayla. Kumaşçı teyzeler gezerdi bohçayla. Yastık altını değişmemiştik bankayla;
Eskiden hayat daha güzeldi...
Eksik olmazdı yatılı misafir, hasta etmezdi ne çamur, ne kir. Zenginden daha çok gülerdi fakir;
Eskiden hayat daha güzeldi...
Nineler göz nuru kazaklar örerdi. Abiler eskitir, kardeşler giyerdi. Mahalle dünya kadar bir yerdi;
Eskiden hayat daha güzeldi…
Diziler bile mahalleyi anlatırdı. Dönmeyen asker mahalleyi ağlatırdı. Jeton sarı sarı, mektup satır satırdı;
Eskiden hayat daha güzeldi...
Kavgalar nadir, küslükler günlüktü. Ev sobalı, merdiven altı kömürlüktü. Pantolon yamalı, nikâhlar ömürlüktü;
Eskiden hayat daha güzeldi vesselam…
Ninem diyor ki; Dün, bugünün öğretmenidir...

