Kaydet
a- | +A

Golf, dünyanın en varlıklı; Tiger Woods, Arnold Palmer ve Phil Mickelson, ülkemizde Murat Ülker, Ferit Şahenk, efsane Hüsnü Özyeğin, Mehmet Sinan Tara, Erman Ilıcak gibi zenginlerin prestij, networking ve boş zamanın sembol oyunu olarak bilinir.

Golf sahaları; Gloria Golf Club, Cornelia Golf Club, Kemer Country, Regnum Carya Golf gibi geniş araziler, özel bakım ve yüksek üyelik ücretleri gerektirir.

Golf kulüpleri, milyon dolarlık anlaşmaların yapıldığı iş dünyasına bağlantı için seçkin bir sosyal ortam sunar.

Bilardo öyle mi? Hayır!
Semih Saygıner, Tayfun Taşdemir, Murat Naci Çoklu, Adnan Yüksel, Lütfi Çenet neredeyse pür amatör hepsi.

O bakımdan…

Bilardo, sadece “topları cebe sokma oyunu” gibi görünse de, hayata dair en keskin metaforlardan biridir aslında. Çoğu insanın ilk bakışta fark etmediği zihnî, fizikî, psikolojik ve sosyal anlamda derin katmanları vardır.

OYUN DEĞİL İMTİHAN

Hayat bir imtihan ve bilardo topların sessiz dansında, kaderin ince çizgilerinde en anlamlı oyunudur.

Bilardonun çoğu insanın ilk bakışta fark etmediği derin katmanları vardır:
Her vuruş bir karar, her temas bir imtihan, Ve her hata, ömrün kırılma noktasıdır.
Bilardo yalan söylemez!

Sadece ne kadar hazır, ne kadar sabırlı, ne kadar güçlü olduğunu yüzüne vurur.

Ve bunu yaparken seni küçültmez, sadece gerçeği gösterir.

O yüzden bilardo, masanın üzerinde dönen toplardan ibaret değildir; hayatın en keskin aynasıdır.
Her vuruş bir sonraki hamlenin habercisidir.

Zihnin sınavı: Sabırla beklemek, stratejiyle görmek, Geometriyle hesaplamak, zekâyla çözmek.
Zira bir anlık dalgınlık, bir ömürlük pişmanlık olabilir.

Konsantrasyon, strateji, analitik zekâ ve sabır olmadan masada da hayatta da yol alınmaz.
Bedenin sınavı: Elinle gözün birleşir, ince motor şarkı söyler. Dayanıklılık, uzun gecelerin sessiz kahramanıdır. Bir damla ter, bir milim açı, bir ömürlük zaferi doğurur.

Topların hassas kontrolü için El-göz koordinasyonu, küçük hareketlerle büyük sonuçlar elde edildiğinden ince hassas motor becerileri ve dayanıklılık olmadan topa hükmedemezsin.
Ruhun sınavı: Soğukkanlılık, fırtınada dingin bir limandır. Rekabet ateşi, içindeki savaşçıyı uyandırır. Üretkenlik, sıradan vuruşları olağanüstü hâle dönüştürür. Soğukkanlılık, rekabetçi ruh ve üretkenlik olmadan başarı sadece bir hayaldir.

Hayatın sırrı: Pozisyonla başlar, pozisyonla biter. Bir tek yanlış temas, bir tek yanlış güven, bir tek yanlış karar, bütün seriyi bitirir, bütün ömrü değiştirir.

Hayat da bilardo gibidir: her şey pozisyonla başlar ve biter.

Sosyal imtihan: Disiplin, saygı ve paylaşım olmadan ustalık eksik kalır. Rakip masada değil, rakip aslında sensin. Sabırsızlığın, korkuların ve aşırı güvenin.

Zaferin önündeki en büyük engeldir.

Uzun süreli dikkat ve detaylara odaklanabilmek için konsantrasyon gücü. Bir sonraki hamle için planlama yeteneği, stratejik düşünme. Geometri ve fizik bilgisiyle açıları, hızları ve çarpışmaları hesaplama becerisi için analitik zekâ. Temposuz oyunda hata yapmaya yatkın olanlar için sabır.
Rekabetçi ruh: mücadeleci kişilik. Özellikle üç bant bilardoda sıra dışı vuruş teknikleri. Disiplin, saygı, bilardo kültürünün önemli bir parçasıdır.

HAYAT HAYALDİR

Özetle; bilardo, hayatın en keskin aynasıdır.

Çok şık bir seri yaparsın ama son topu kötü bırakırsın ve hayatında da “iyi bir iş, iyi bir ilişki, iyi bir dönem” sonrası yanlış bir karar her şeyi mahvedebilir.
Çünkü imtihan dünyasında hata yapma hakkı neredeyse yoktur.
Satrançta birkaç hamle kötü olsa toparlarsın.
Futbolda 3-4 gol yersin yine maçı çevirirsin.
Bilardoda ise tek bir kötü temas bütün seriyi bitirebilir.
Hayatın bazı dönemleri de böyledir: tek bir yanlış evlilik, tek bir yanlış ortaklık, tek bir borç, tek bir güven… geri dönüşü çok zor olur.
Misal mi, o kadar çok ki.

KONTROL SENDE DEĞİLDİR

Istaka elinde olsa da kontrol edebildiğin çok az şey vardır. Masanın kumaşı, şans, doğduğun çevre, ekonomik durum. Bitti mi, hayır.
- Topların dizilişi; sana gelen fırsatlar.
- Beyaz topun konumu; o anki ruh halin, enerjin.
Sen sadece elindeki sopayı, duruşunu ve açıyı kontrol edersin.
Geri kalan her şey “verilmiş”tir.

BOY AYNASI

Bilardo masası deyip geçme... Ne kadar kudretli, bilge ve tecrübeli olursan ol; zaferin önündeki en büyük rakip aslında sensin.
Karşındaki oyuncu çok iyi olabilir ama asıl seni yenen kendi sabırsızlığın, korkun, acele edişin, kendine olan güven eksikliğin veya aşırı güvenindir.

İNSAN ACİZ

Hayatın en gerçekçi vakit kavramı.
“Biraz daha çalışsam bu seri 50 olurdu” diye düşünürsün ama masa temizlenmiştir.
Hayat da öyle: “Biraz daha vakit olsaydı, biraz daha cesaret olsaydı, biraz daha para olsaydı…” cümleleri masadan kalkarken duyduğun son iç sestir.
Acı gerçek; dünya fani. İnsan aciz.

GAME OVER DERKEN…

Tam “Her şey bitti” derken aslında yeni başladığını fark edersin.
Geri dönüşün en zor olduğu, psikolojik olarak bitmiş bir oyunda; 0-8 gerideysen bile hâlâ kazanma ihtimalin matematiksel olarak mümkün olduğunu fark eder yeniden tutunursun hayata.
Başkaları 8-0 geride olduğunu fark ettiği anda pes ederken bilardo ustaları tam o anda sakinleşmeyi öğrenir.
Bilir ki... Şu alemde her şey geçicidir!
Yani; ne kadar yükselirsen yüksel, her yeni ilişki, her yeni iş, her yeni hedef yeni bir “masa açılışı”dır.
150 sayı yaptın, dünya şampiyonu oldun… ,
Masa hep sıfırlanır; ertesi gün başka bir salonda yine 0’dan başlarsın.

Hasan Sarıçiçek'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR