Kaydet
a- | +A

Mâlûm fıkra...

Nasrettin Hoca''nın kadılık günlerinde, vatandaşın biri mahkemeye başvurmuş:

- Efendim komşumdan şikayetçiyim... Tavuklarına hiç sahip çıkmıyor, sürekli bizim bahçede... Ekili, dikili ne varsa haşat ediyorlar... Komşumum cezalandırılmasını istiyorum... Hoca sormuş: "Şahidin var mı?"

-Var efendim... Sizin helâllik!.. Hoca şahit olan eşini dinlemiş ve fikrini açıklamış...

-Hımmm... Mesele ciddi... Siz haklısınız, zararınız, ziyanınız karşılanmalı... Komşun kesinlikle cezalandırılmalı... Adam pek memnun, tam sevinecekken, hocanın sesi yükselmiş... -Ancaaak!.. Bir de karşı tarafı dinlemeli...

Sanık, boynunu bükmüş:

-Efendim, komşum iddiasında haklı... İki bahçe arasında ne duvar var ne de çit... Ben, tavukları bizim bahçeye bırakıyorum. Ama ne buluyorlarsa, hemen komşunun bahçesine geçiyorlar. Bir iki, çekip çevirdim... Ama baş edemedim, cezam neyse razıyım... Hoca... "Mımmmm... Mesele şimdi daha da anlaşıldı... Bu durumda sen haklısın... Kimseyi cezalandıramam" demiş. Duruşmaya şahitlik eden hocanın hanımı dayanamış sormuş: -Efendi... Ne yapıyorsun, bu nasıl kadılık? Her ikisine de haklısın, dedin, kim haklı kim haksız çözemedim!.. Hoca, manalı bir tebessümle hanımını, "Sen de haklısın hanım!" diye cevaplandırmış: -Öyle davalar vardır ki, ben bile işin içinden çıkamam!.. En iyisi, böyle durumlarda kararı, iki tarafın anlayışına bırakmak.  İşte Sakaryaspor, Ankaragücü davası da, Nasrettin Hoca''nın kadılığına muhtaç...

Nitekim, Futbol Federasyonu Hukuk Kurulu''nun 4 avukatı bu işin içinden çıkamadı. "Yeniden müzakere edelim", diye davayı erteledi.

Aslında, Hukuk Kurulu karar makamı değil... Karar makamına bilirkişi olarak yardımcı... Ama, düşünün ki, bilirkişinin işin içinden çıkamadığı bir dava bu...

Nasıl çıksınlar ki?.. "Baraj maçı" diye oynanan karşılaşmanın, ne "Lig" ne de "Kupa statüsü"nde yeri var... Problem, G.Saray''ın hem Türkiye Kupası''nı, hem de lig şampiyonluğunu kazanmasıyla başladı... Bu ihtimali gözönünde bulundurmayan Haluk Ulusoy Federasyonu, böyle bir durumla karşılaşınca, hemen UEFA''ya "Ne yapacağız?" diye sordu. Bu formülü de ortaya UEFA koydu... O halde, gelsin problemi de çözsün demek lâzım ama... Kazın ayağı öyle değil.

Anlayacağınız, aşağı tükürsen sakal, yukarısı bıyık misali... UEFA''ya gitsen, "Amma da problemlisin" diyecekler... Kendi içinde çözmeye kalksan, iş iyice karışacak.  Bütün bu olumsuzluklara rağmen, şöyle sakin bir kafayla olaya bakalım...

Aslında, Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu; bugün toplantıda ne karar verirse versin, kimse yanlış da diyemez, doğru da...

Çünkü, iki kararın da gerekçeleri, gerçeği ifade etmez... Ama, gerekçesine göre doğruluk kazanır. Nasıl mı, anlatalım...

Diyelim ki; gerekçe olarak, "Bu maç özel bir statüye göre oynandı. Türkiye Kupası''nın asla devamı değil" tezi baz alınsın... Bu durumda Ankaragücü''nün galibiyeti tescil edilir ve UEFA''da Türkiye''yi ikinci takım olarak temsil eder.

Sakaryaspor, bağırır çağırır... Tahkim''e gider, ama gittiğiyle kalır...

 Madalyonun çevirelim... Bu defa, gerekçe olarak, "Bu maç Türkiye Kupası''nın devamı" tezini baz alalım... Bu durumda, Ankaragücü, cezalı Baidoo''yu oynattığı için hükmen yenik sayılır ve Sakaryaspor''a UEFA yolu açılır.

Bu defa da Ankaragücü bağırır çağırır... Tahkim''e gider ama gittiyle kalır... Neticede UEFA, iki kararın ortaya çıkardığı temsilciyi de kabul eder. Ama bu iki karar da pek hakkaniyet ölçüsüne uygun olmaz.  Doğrusu, iki kulüpten birinin fedakârlığı olmadığı sürece, bu maçın en kısa zamanda yeniden oynanmasıdır...

Ama takvime göre bu da mümkün değil... Nereden bakarsanız bakın, vaziyet kritik!.. O halde sonucu, 5 yıl boyunca Türk futbolunu puan bakımından etkileyecek olan bu karar öyle verilmeli ki, seçilecek takım, Türkiye''yi hakkıyla temsil edecek güçte olsun.

Aksi takdirde, kaybeden Türk futbolu olur!..

ÖNE ÇIKANLAR