Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Sosyal devletin veda borcu: Ölüm yardımı ve cenaze...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Mukaddes kitabımız Kur’ân-ı kerîmdeki o sarsıcı hatırlatma, mezarlık girişlerinden zihnimize kazınmıştır: “Her nefis muhakkak ölümü tadacaktır.”

Statü, makam, servet veya ünvan fark etmeksizin herkesin eşitlendiği o mutlak son, cumhuriyet tarihimiz boyunca ne yazık ki modern bürokrasinin ve sosyal güvenlik mevzuatının labirentlerinde aynı "eşitlikle" karşılanmıyor. Ölümün manevi ağırlığı herkes için bir olsa da, geride kalanların omuzlarına binen "cenaze faturası" sosyal güvenlik statüsüne göre derin bir adaletsizliğin aynası hâline gelmiş durumda.

Halkın Başmüfettişi olarak Türkiye gazetesindeki yazılarımda sıkça vurguladığım üzere, ülkemizdeki sosyal güvenlik sistemi "norm ve standart birliği" hedefinden henüz oldukça uzaktır. Özellikle ölüm yardımı tutarlarındaki uçurum, sistemin içindeki eşitsizliği en acı hâliyle gözler önüne sermektedir.

Mevzuatın penceresinden ölüm yardımı

Devlet Memurları Kanunu’nun 208. maddesi, memurlar için ölüm yardımı ödeneğini açıkça tanımlar. Mevzuata göre bu yardım, memurun sağlığında bildirdiği kişiye, bildirim yoksa eş ve çocuklarına, onlar da yoksa anne ve babasına ödenir. Memur olmayan eşin veya çocuğun ölümü hâlinde ise memura ödeme yapılır.

Buradaki hesaplama yöntemi, "En Yüksek Devlet Memuru Aylığı" göstergesi olan 9500 rakamına endekslidir. Mevcut maaş katsayıları ile yapılan hesaplamada (9500 x 1,387871), bir memurun eşi veya çocuğu vefat ettiğinde ödenen tutar 13.184,77 TL olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğer vefat eden memurun kendisi ise, bu tutar iki katına çıkarak 26.369,54 TL seviyesine ulaşmaktadır.

Milletvekilleri ve "Özel" mevzuat

Mesele halkın temsilcileri olan milletvekillerine geldiğinde ise 2919 sayılı TBMM Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanun devreye girer. Bu kanun, ölüm yardımını memur katsayısının tam 12 katı olarak belirlemiştir. Rakamlarla ifade etmek gerekirse, bir milletvekilinin vefatı durumunda ailesine ödenen tutar 158.217,24 TL’dir.

Bu noktada akla şu soru gelmektedir: Cenaze masrafları ve taziye yükü, vefat edenin statüsüne göre mi değişmektedir? Elbette hayır. Ancak mevzuatın sunduğu bu farklılık, kamu vicdanında "ölümde bile eşit değiliz" algısını pekiştirmektedir.

Sigortalının "Cenaze Ödeneği" mağduriyeti

Madalyonun diğer yüzünde ise SGK (5510 s.) Kanun kapsamında olan 4/1-a (SSK) ve 4/1-b (Bağ-Kur) sigortalıları bulunmaktadır. Memurlar için "yardım" olarak nitelendirilen bu kalem, işçi ve esnaf için "cenaze ödeneği" adını alır.

2026 yılı Ocak ayı itibarıyla sigortalılar için belirlenen cenaze ödeneği tutarı sadece 6.398 TL’dir. Bir yanda 158 bin TL, diğer yanda 26 bin TL, en dipte ise 6 bin TL...

Modern bir defin işleminin, mezar yerinin ve taziye masraflarının bugünkü ekonomik şartlarda 6 bin lira ile karşılanmasının mümkün olmadığı aşikârdır. Sigortalı çalışan veya emekli vefat ettiğinde, ailesine verilen bu sembolik rakam, ne yazık ki defin masraflarının yarısını dahi karşılamaktan çok uzaktır.

Adalet bunun neresinde?

Analizlerimizde altını çizdiğimiz temel sorun, bu ödeneklerin belirlenme usulündeki farklılıktır. Memur yardımları maaş katsayısına bağlı olarak her 6 ayda bir otomatik olarak artarken, sigortalıların cenaze ödeneği her yıl TÜFE oranında artırılmaktadır. Ancak bu artış, memur maaş artışlarının ve gerçek hayat pahalılığının gerisinde kalmaktadır.

En Yüksek Devlet Memuru aylığı üzerinden yapılan hesaplamalar, devletin üst düzey bürokratlarını koruyan bir zırh gibi görünürken; asgari ücretliyi, esnafı ve emekliyi kapsayan cenaze ödeneği, sosyal devletin "sosyal" kısmını zayıflatmaktadır.

Halkın Başmüfettişi olarak diyorum ki:

Ölüm, her canlının tadacağı ortak bir son iken, bu sonun maddi yükünün karşılanmasında vatandaşlar arasında devasa uçurumlar olması kabul edilebilir değildir. Sosyal güvenlik sisteminin amacı, bireyleri hayatın risklerine karşı korumaktır. Ölüm de bu risklerin en büyüğüdür.

Hasılıkelam; cenaze masrafları her vatandaş için aynı piyasa şartlarında oluşmaktadır. Mezar taşı da, kefen bezi de, taziye yemeği de milletvekili için neyse, asgari ücretli işçi için de odur. Bu nedenle; ölüm yardımı ve cenaze ödeneği arasındaki bu "uçurumlu" farklar giderilmeli, tüm vatandaşlar için insani bir defin işlemini karşılayacak tek ve adil bir standart getirilmelidir. Ölümde dahi sınıf ayrımı yapan bir sistem, sosyal barışı yaralar.

İsa Karakaş'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR