Bölgesel savaşın yayılma tehlikesi her geçen gün artıyor. İçinde bulunduğumuz ekim ayı, İsrail ve ABD seçimleri dolayısıyla çok kritik. Netanyahu ve Trump’ın siyasi ikballeri için yapmayacağı şey yok…
Amerika Hürmüz Boğazı, Bab-ul Mendep ve Kızıldeniz coğrafyasında yeniden yığınak yapmaya başladı… Bölgeye üçüncü uçak gemisi gönderiliyor. Bunun başka gemi ve uçaklarla ne kadar takviye edileceği belli değil. Ancak bölgede zaten uzun zamandır mevcudiyeti bulunan hayli büyük bir ABD askerî gücü var. Hâlihazırda Orta Doğu Bölgesi’nde ABD’nin en az elli bin civarında askeri olduğu tahmin ediliyor… Bu arada Donald Trump “İran’ı sert vuracağız, yok edeceğiz” türünden tehditlerine tekrar başladı. 3 Kasım ara seçimlerinde çok zor bir sınavla karşı karşıya bulunan ABD Başkanı, o bildik kaba ve üstenci diliyle ortalığı germeye devam ediyor. Tam 23 yıl boyunca Irak’ta işgalci güç olarak bataklıkta debelenen Amerika, henüz oradan çekilmeden İran’daki çamura battı ve günbegün batmaya devam ediyor… İran’la savaşa girmek, ABD’nin hiç tahmin etmediği kadar sırtına bir yük bindirdi. Şubat ayından bu tarafa saldırı üstüne saldırı düzenleyen Amerika, beklediği hiçbir sonucu alamadığı gibi, uzmanların yorumlarına göre, çok büyük bir yenilgiye uğramış bulunuyor. Böylece Vietnam, Afganistan ve Irak’tan sonra yeni bir hezimetle yüz yüze kalmış bulunuyor. ABD istediği kadar devasa askerî güç seferber etsin, karşısındaki daha az güçlü ülkelerle bile başa çıkamıyor. Örnek olarak yukarıda saydığımız ülkelerde yaşanan macera ortada. İşin daha da tuhaf tarafı, ABD durduk yerde, kendisi için herhangi bir tehdit teşkil etmeyen İran’a, sırf İsrail istediği için bulaştı… Amerikan halkının vergileriyle alınan silah ve mühimmatı İran’a karşı kullanmaya devam eden Washington Yönetimi, aslında nasıl bir hedef koyacağını da şaşırmış durumda… Ne var ki, Siyonist Lobinin baskısı altında farklı bir karar alma iktidarını da ortaya koyamıyor.
Diğer taraftan İran vekil güçleri üzerinden ABD’ye karşı daha geniş cephelerde mücadele yürütmekten geri durmuyor… Bugüne kadar Hürmüz Boğazı ölçeğinde İran ile didişen Amerika, şimdilerde Husilerle de daha geniş çaplı bir çatışma durumuyla karşı karşıya. Kızıldeniz coğrafyasında İsrail ve ABD unsurlarına karşı hayli etkili saldırılar düzenleyerek yeni cepheler açan Husileri, her iki ülkenin karşı saldırıları durduramadı. Son olarak Husiler Bab-ul Mendep Boğazı'nı kontrol altına aldıklarını duyurdu… Beri tarafta İran, Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına aldığını ilan ediyor. Ancak ABD bunu kabul etmiyor ve Boğaz'ın açık olduğunu ileri sürüyor… Fakat gerçekte Hürmüz Boğazı’nın büyük çapta kapalı olduğu ve geçiş yapan gemi sayısının yüzde onlara kadar düştüğü de bir vakıa… Husilere karşı Yemen Ordusunu destekleyen Suudi Arabistan ve Arap Koalisyonu, son günlerde daha geniş ve etkili hava operasyonlarıyla epeyce kayıp verdirirken, bir taraftan da Mekke Savunma Paktıyla yoğun temaslar içinde. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Org. Selçuk Bayraktaroğlu ikinci defa Riyad’a gittiler. Bu görüşmelerde bir yandan Savunma Paktının kurumsal yapısını tamamlama noktasına ilerlerken, diğer yandan Yemen meselesinde Suud Hükûmetinin destek çağrıları da değerlendiriliyor… Pakistan’ın hâlihazırda S. Arabistan’a askerî danışmanlar yolladığı yolunda bilgiler medyada yer aldı. Bu bilgiler yalanlanmadı. Savunma Paktı ülkeleri iş birliği ve ortak savunma için gerekli altyapıyı geliştirmeye büyük önem veriyor. Mekke Savunma Paktı’nın Orta Doğu’da yepyeni dengelere kapı araladığı bir gerçek…
Bu arada İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimler için durumunu iyi görmeyen Netanyahu ne yapıp edip yeni karışıklıklar çıkarmak için gece gündüz fitne peşinde koşuyor. Daha dün, haydut İsrail’in güya ateşkesin olduğu Gazze’ye yaptığı saldırıda en az altı kişi hayatını kaybetti. İsrail bununla da kalmadı: Suriye topraklarında saldırı ve provokasyonlara devam etti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, Lübnan’daki Hizbullah Örgütüne karşı kullanılan patlayıcılı çağrı cihazını göstererek âdeta dünyayı tehdit eden insan kasabı Netanyahu’nun mutlaka bir karışıklık çıkarmak istediği açık. Soykırım suçlusu haydut, bilhassa Türkiye’ye karşı bir tuzak hazırlama gayretinde. İran, Suriye veya Yemen üzerinden bu tezgâhı kurmaya çalışıyor… Elbette Siyonistlere bu fırsatı vermemek gerekiyor! Türkiye bu konuda yeterince tecrübeli ve devlet aklına sahip bir ülke. Haydut İsrail’in tuzakları akamete uğratılacaktır elbet. Velakin Siyonist haydutların durmayacağı da açıktır.
Dünya barışını tehdit eden bir diğer konu Rusya-Ukrayna savaşı… Beşinci yılına giren savaşın daha geniş bölgeye yayılma tehdidi gün geçtikçe artıyor. Başta Almanya olmak üzere belli başlı Avrupa ülkelerinin liderlerine göre, bir Rus-Avrupa savaşı an meselesi! Her vesileyle Avrupa’ya saldırma niyetinde olmadıklarını duyuran Viladimir Putin, belli bir noktadan sonra da çok kesin bir kararlılık göstermekten geri durmuyor… Son aylarda, Avrupa ülkelerinin Ukrayna ordusuna verdiği uzun menzilli füzelerle Rusya derinliklerindeki kritik hedeflerin vurulması, Rusya’yı fena hâlde kızdırmış bulunuyor! Putin Kaliningrad’a saldırı olması hâlinde nükleer silah kullanmakta tereddüt etmeyeceklerini hatırlatıyor…
Velhasıl dünyanın büyük bir bölümü barut fıçısı gibi. 27 Ekim’deki İsrail ve 3 Kasım’da yapılacak olan Amerikan ara seçimlerine kadar dünya bir tarafa çarpmazsa, belki daha sakin bir dönem mevcut gerilimin yerini tutabilir. Ancak her halükârda durum çok kırılgan ve bir o kadar da tehlikeli!..

