Yıllardır tartışması yapılan bir konu. Bir hastanın belirli şartlar karşısında, tedavisi mümkün olmayan bir hastalık dolayısıyla bireyin -hastanın- kendi rızasıyla ölümü seçmesi. Bazı dergilerde bazı gazetelerde, meselâ ömür boyu mefluç olarak, beyninden başka hiçbir organının görevini yapamadığı bir durumda, bir başkasının yardımıyla, vereceği ilaçlarla yaşamak zorunda kalan bir hastanın hür iradesi kabûl edilmeli mi? Bir süre evvel hayranlıkla izlediğimiz bu oyunu yüreğimizde sakladık. Çok yakın bir tanıdığımız, uzun süredir yatağa mahkûmdu. Tıpkı bu oyunda hasta olan Kay Harrison gibi. Bu hastanın da bir ötanazi talebi olamadı. Aldığı dinsel eğitim bu inanca karşıydı. Yaptığı tek hareket verilen ilaçları, fırsatını bularak dökmek oldu. Ve onbeş gün evvel de vefat etti. Ailesi, eşi ve çocukları, garip bir vicdan azabı içindeler. Ama çaresizdiler... Ve nihayet hasta kurtuldu.. Oyun, uzaktan tanık olduğum bu hastayla paralellik kurmamı sağladı. Oyun, seyirciye bir tercih hakkı göstermiyor.. Hastanın kendi rızasıyla ölümü istemesi sadece bir düşünce hakkı veriyor. Hasta haklı mıdır? Son nefesine kadar, başkasının yardımıyla yaşamaya mecbur mudur? Oyun, bu düşüncenin mükemmel bir hikâyesidir. Hasta Kay Harrison sadece düşünebilen, konuşabilen canlı bir heykel gibidir. Sonuç.. Tıp ve hukuk bilimi, bazen aynı noktada, bazen ayrı köşelerdeki inançları bazen aynı yönde; bazen karşıtıdır. Son derece başarılı bir yaşam tablosu Key Harrison''da, Tayfun Erarslan zirveye çıkan bir oyun sundu.. Bütün sanatçılar da öyle.. Biz bu yaşam trajedisinin tablosunu çizen yönetmen Mustafa Kurt''u, emeği geçen herkesi kutlamak isteriz.
Karar kimin? Yazan: Brian Clark Çeviren: Nüvit Özdoğru Rejisör: Mustafa Kurt Dekor: Behlül Tor Işık: İbrahim Karahan Oynayanlar: Tayfun Erarslan, Funda Uzun, Tolga Tekin, Hikmet Çam, Şeret Gökkaya, Savaş Özdemir, Şirin Çetinel, Demet İyigün, Murat Özben, Arif Yavuz, Gökhan Doğan, Müge Şagır.
Adana Devlet Tiyatrosu

