Ali Poyrazoğlu''yla tanışmamızı yıllarla ölçemeyiz; belleğimizin gücü yetmez. Karşılıklı saygı, takdir, dostluk ve inanç gibi değerlerin ölçüsünü de yapamayacağımıza göre bir sayıya varmak mümkün olmaz. Ali Poyrazoğlu''nun Kobay''da çizdiği Mehmet Can''ın kimliğine ve karakteristik yapısına karşı, bir zaafı, bir eğilimi olduğunu sezerdik. Bu kimliğin -benzer görüntülerini- değişik skeçlerde, kısa oyunlarda denemişti. Belki de bütün bunlar, bir gün oynayacağı Mehmet Can rolü için birer provaydı. Ali Poyrazoğlu, güçlü bir sanatçı sezgisiyle, yıllarca sonra oynayacağı ve sanat hayatında bir başka doruğa yükseleceği bir kimliğin benzerlerine bir önsezi çıkmıştır.
Gelelim bu müthiş oyuna... Mehmet Can, bir çiçekçi. Henüz çok genç. Rengârenk bir dünyası var. Hayâl ötesi gibi. Zihinsel Özürlü. Genç, güzel bir öğretmeni de var. Mehmet Can, daha iyi düşünebilmek; düşündüklerini -veya düşüneceklerini- daha mükemmel yapabilmesi için bir hastahaneye getirilir. Basit bir testten sonra, zihnindeki özür kaybolacak. İşte bunun trajedisi yaşanır. Hastahanede iki doktor vardır. Bu alanda çalışmalar yaparlar. Ve yeni geliştirdikleri bir ilacı, Mehmet Can üzerinde deneme kararı verirler. Ve bu da bir başka trajediye vesile olur. Ancak, beklenen -veya ümit edilen- sonuç hüsran olur. Mehmet Can, çizilen yeni bir hayatın boyutları içinde acı çekerek, sonuçsuz bir özlemi yaşar. Bu karşılıksız bir aşktır. Kendini koruyan öğretmene karşı duyduğu -belki kendisinin de- yorumlayamadığı bir aşk, Mehmet Can kendi iç dünyasında belki huzura kavuşmuştur.. Ve bir hastahanenin soğuk duvarları arasında yaşanan bir trajedinin hazin bir görüntüsüdür. Zihin özürlüsü olan Mehmet Can, çok kısa bir süre eski çizgine ulaşır.. Ama sonuç... Zekası bir an, en üst düzeye gelen Mehmet Can, kısa bir süre sonra eski çizgisine dönecektir. Yabancı bir yazarın hikâyesini, kendi anlayış ve inançları doğrultusunda şekilleştiren Ali Poyrazoğlu''na yürekten bir alkış da bizden.
Oynayanlar ve Reji Yorumu da, anlatımı da bir hayli zor bir oyun. Sahnenin dar boyutları içine sığdırılan kocaman bir dünya. Ve bu dünyanın değişik insanları.. Mehmet Can rolünde olağanüstü bir kimlik çizen Ali Poyrazoğlu''nu bu yönden de kutlamak isteriz. Bütün oyun boyunca bir virgüle benzeyen yürüyüşle, bütün oyun süresi bükülmüş parmaklarıyla, olağanüstü bir kimlik çizen sanatçıyı kutlamak isteriz. Diğer rollerde takdirle karşıladığımız oyunlarıyla, hikâyenin özüne bir labirentin, boğuk havasını veren Barış Dinçel''i, düzenlenen ışıkla oyuna güç veren Aymaz''ı da unutmadık. Ve nihayet böyle soğuk bir hastanenin girift dünyasında, emsalsiz bir oyun yöneten Ali Poyrazoğlu''nu bir kera daha kutlamak isteriz.
KOBAY Uyarlayan ve Yöneten: Ali Poyrazoğlu/Dekor: Barış Dinçel/Kostümler: Murat Coşkun/Işık: Yüksel Aymaz/Oynayanlar: Ali Poyrazoğlu, Suzan Aksoy, Özdemir Çiftçioğlu, Özden Ayyıldız, Berrak Yıldırım, Onur Şenay, Ebru Ayyıldız, Zuhâl Öztürk, Koray Onur, Okan Çivilik, Esra Pamukçu, Levent Can. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu-Fındıkzade/Aksaray

