Kaydet
a- | +A

Yazan: Toygun Orbay/ Reji ve Koreografi: Ayşe Emel Mesçi/ Dekor-Kostüm: Medine Yavuz/ Işık: François Raison/ Satranç Oyuncusu: Zühtü Erkan/ Dansçılar: 1. Beyaz Kadın: Leman Giritli-1. Siyah Erkek-Tan Temel-2. Beyaz Kadın: Ece Özgenel-2. Beyaz Kadın: Nurhan Nebioğlu-Siyah Kadın: Sernaz Demirel-Joker: Zeynep Bilgin. Aziz Nesin (AKM)

Hayatta öğrenmediğim nice "oyun" vardır. Buna karşılık, öğrenmeyi çok istediğim iki "oyun" da vardır. Biri Briç, diğeri Satranç. Bu yaşa kadar öğrenemedim, bu yaştan sonra nâfile... Gelelim bu oyuna... Tek kişilik bir oyun... Oynayan gerçekte bir kişi. Yalnız yazar ve yönetmen oyuna dans/müzik/slayt gibi yardımcılarla destek olmuşlar... Oyunda adı telaffuz edilmeyen bir adam var. Belki yazarın kendisi veya oyunda O''nu temsil eden biri... ADAM, oyunu kendisine karşı oynar. Yenen de, yenilen de kendisidir. Bir başka deyişle, "MAT olan da kendisidir, MAT etmek isteyen de"... ADAM, bir satranç tahtasının siyah-beyaz karelerinde oluşan bir dünya kurmuştur. Kendi geleceğiyle oynar. Sevincini -topluma ve herkese- inancına, inançsızlığa kadar; velhâsıl insan yüreğini dolduran ne varsa... Ve kendi canlandırdığı küçük dünyada mağrurken... Kişiyi yücelten, tıpkı bu oyunda olduğu gibi, hayatını yeni bir uyanış gibi yorumlayan bir film aklımıza geldi. Spartakus... Bir köledir ve bir gün arkadaşlarıyla bir isyan başlatır. Yakalanır ve ortaya bir şart konur. İstediği biriyle vuruşacak. Sağ kalan, çıplak olarak bir direğe bağlanacak. Ve yavaş bir ölüme terkedilecek. (Kirk Douglas) eski bir arkadaşıyla eşleşir bu (Tony Curtos''tir.) Ve ilginç bir diyalog başlar... "Bırak seni öldüreyim." Ölüm kurtuluştur. Satranç oyuncusu delikanlı, MAT''ı çoktan kabullenmiştir. Yenen de kendisidir; yenilecek olan da. Bu duygusal bir idealizmin silinmeyen belirtisidir... Ve nâm-ı diğer yazarın kendisidir... Duygusal ve başarılı bir hikâye.

Oynayanlar ve reji Zühtü Erkan, oyun finale yaklaştıkça, oyuna hakimiyeti de güçlendi. İyi bir oyun verdi. Rejiye gelince Ayşe Emel Mesçi, olayları "sağlam bir zemine" yerleştirmiş. Yalnız dansçıların varlık sebebini pek anlayamadık. Bağışlasınlar. Bütün dansçılar maskeli... Giysilerinin siyah-beyaz olması doğal. Yüzleri maskelenmiş; günümüzün toplumsal yorumlarına ve de şartlarına göre bu da doğal. Maskelerin hepsi güzel çizgilerle dolu...Hepsi güler yüz. Mesçi, günümüzün yaşam şartlarını çok iyi bilir... Bunun için sadece, "güzelliği" yansıtmak istemiş... Buna da "peki"... Bu da iyi. Oyuna 10 tane müzik eşlik etti. Bunu da saygıyla karşılıyoruz. Bir de sahnenin tam arkasına isabet eden mahalde, bir perdede, "geriden sunulan" görüntülerin hemen hemen hepsi yetersizdi; pek farkedilmedi. Yalnız salyangozların aşk oyunları biraz daha netti... Yaşadığımız sümüklü böcek misali bir ortamda, bunu da sineye çektik. Herkesi kutlamak isteriz.