Kaydet
a- | +A

Sahnede genç bir aktör, yapısına uygun bir ses tonuyla oynuyordu.. Zaman zaman, kısa bir öyküyü anlatır gibiydi. Bazan, içinde duyduğu heyecan yüzünde ışıldıyor; bazan bir hüzünle gölgeleniyordu... Bu sahnede, NEYZEN TEVFİK''in hayatını yaşıyordu. Ve birden eğildi, perde arasına sıkışmış bir köpek çıkardı.. Küçük, yapma bir köpek.. Büyük şair, bu minik hayvanın kimliğinde, bazan bir "insan ayıbını" bazan "insan onurunu" anlatıyordu.. Birden, yaşadığımız bu atmosferden koparak yıllar öncesine döndük. Fatih''te Reşadiye Oteli''nin küçük bir odasına sığmaya çalışan, yaklaşık 10 genç üniversiteliydik. Ve NEYZEN TEVFİK''i bekliyorduk. Bu küçük otel odası, insanlığa, şiire, güzelliğe açılan bir büyük dergâhın, sanki bekleme odasıydı. Haftada bazan, iki, bazan üç defa bu odada bir araya gelir, bir ustanın ney''iyle hayata bir başka türlü bakardık.. Tıpkı o gece gibi. O gece biraz geç geldi NEYZEN.. Islanmıştı, pardesünün üst tarafında bir şişkinlik vardı. Düğmelerini açtı, küçük bir yavru köpek gördük. Uzattı, bir arkadaş hamle ederek aldı, küçük bir sehpanın üzerine koydu. NEYZEN USTA, o kendine özgü tebessümüyle bir müjde verdi.. "Bu gece bu küçük yavrunuz olacak.. Biz karnını doyurduk." Sonra bir nısfiye aldı duvardan. Hepimiz taş kesilmiş gibiydik. Olduğumuz yere çöktük.. Lâhûti bir ses, hepimizi aldı götürdü. Uykuya benzer bu halden ayrıldığım zaman, sahnede Burak Sergen, o mahale sığmayacak kadar yücelmişti. Salonu dolduran seyirciler, bazan hafifçe gülerek; ama çoğu kez, gene hafifçe ağlayarak bir gerçek insanın hayatını yaşıyordu: Burak Sergen, abartmada, duygu sömürüsü yapmada, bazan hüzünle, bazan hafif tebessümle, devasa bir Şairin, bir Neyzen''in, velhâsıl gerçek bir insanın portresini çiziyordu. Oyun bittiği an, salonda bir an sessizlik oldu. Bu bitişi, oyun gereği bir sükût olarak karşılandı. Birkaç saniye sonra çılgın bir alkış ve nice takdir avazı yükseldi.. Bütün salon BURAK SERGEN''in kimliği içinde NEYZEN TEVFİK''i alkışlıyordu. Ve bu dakikalar sürdü... Oynayan ve reji Neyzen Tevfik''in bu otobiyografik oyununda, Burak Sergen''in büyük bir başarı kazandığını, gururla söyleyebiliriz. Hikâyenin, anlattıklarının karakteristik yapısına göre, bazan mütebessim, bazan hüzünlü bir üslub içinde, evvelâ NEYZEN''i, kendisi yüreğinde yaşattı.. Sonra bize de yaşattı.. Yürekten kutlamak gerekir.. Yönetmen Işıl Kasapoğlu küçük bir sahnede, dar mekân sıkıntısına rağmen bize NEYZEN''i her yönüyle tanıttı. Dekor ve aksesuar güzel, müzik yeterliydi.. Ve tabii bütün bu güzellikleri evvelâ yüreğinde duyan, sonra bize anlatan Tuncer Cücenoğlu''nu da kutlarız.

Yazan: Tuncer Cücenoğlu

Yöneten: Işıl Kasapoğlu

Sahne Tasarımı: Ali Yenel

Müzik: Joel Simo Oynayan: Burak Sergen

Tiyatro Kare (Şişli)