Kaydet
a- | +A

Zaman zaman özlediğimiz Ortaoyunu''nun, güzel, zarif bir uygulamasını memnuniyetle izledik. Ortaoyunu''nun değişmez ikilisini Kavuklu ile Pişekâr''ı, bu oyunda İnsaf Hanım''la kızı Gülsün''ün varlıklarında bulduk. Her oyun Kavuklu ile Pişekâr''ın azbarıyla (karşılıklı konuşma) başlar, arada, küçük bir saz heyeti eşlik ederdi. Ana-kız bu girişi başarıyla uyguladılar. Orhan Aydın, Oktay Arayıcı''nın toplumsal bir hicvi, aşikâr taşlaması olan bu güçlü oyunu ustaca sahneye koymuş. Oyunun diğer karakterleri de, tıpkı Ortaoyunu''nda olduğu gibi, sahneye girerken "ben oyunda....taklidini yapacağım.." Ve ifade ettiğimiz gibi, Ortaoyunu''nun başarılı bir uygulamasını yaşadık. Gelelim bu oyuna.. Yaşadığımız bu bencil, bu aşırı çıkar ve menfaatin ön planda tutulduğu günümüzde, toplumumuzdan -gerçek olan- bir kesit izledik. Bu duygusuz dönemde, yaşamak için mücadele veren, ana-kızın hazin yaşantısı, komik davranış ve diyaloglarına rağmen, örtülmeye çalışılan bir dramın hikâyesiydi. Gülsün, genç, güzel, sevimli yüreğinde insancıl duygular taşıyan bir genç kızdır. Annesi İnsaf Hanım da öyle... Kentin fakir bir semtinde, küçük bir evde otururlar.. Evde küçük bir odayı -geçime yardım olsun diye- genç bir delikanlıya vermişlerdir. Bu iki kişilik minik ailenin tek endişesi, Gülsün''ün "evde kalmak" korkusudur. Tek kurtuluş gazetelere ilan vermektir. Oyunun hareket noktası da budur. İlanla koca bulmak.. Mektuplar yazılır, randevu mahalleri tesbit edilir. Her namzedi görmek için, aralarında iş bölümü yaparlar. Oktay Arayıcı''nın müşahede gücü bu noktadan sonra daha da güçleniyor. Ortaya çıkan şahısların bazıları, toplumumuzun birer utanç veren kişileridir. Toplumumuzda yaşanan nice gerçek dramın temsilcileridir. Fikret''in söylediği gibi, "güleriz ağlanacak hâlimize" diyerek, bu oyunda bol bol güldük. Zaman zaman kahkahalarımıza karışan nice burukluklar.

OYNAYANLAR VE REJİ Girişte belirttiğimiz gibi, Orhan Aydın, klasik tiyatronun çerçevesinden sıyrılarak Ortaoyu''muzun ögelerini -başarıyla- kullanarak, Gülsün''le, İnsaf Hanım''ın yaşadıkları serencâmı anlatmış. Nurhayat Atasoy, cerbezeli, becerikli, yüreği ana sevgisiyle dolu, İhsan Hanım''ın inanç ve düşündüklerini çok iyi bir yorumla, abartmaya kalkışmadan seyirciye tanıttı. Munis Düşenkalkar genç yüreğinin çarpıntılarını, ümit ve heyecanını abartmadan, sade bir yorumla bize de duyurdu. Güzel anneyle, en az annesi kadar güzel olan genç kızı inanç ve duygularımız içinde bulduk. Yerimiz yeterli olsaydı, rol alan herkesin adını yazmak isterdik. Bir başka güzellik de finaldi. Hocaları Müşfik Kenter''i sahneye davet etmeleriydi. Güzel -hikâyenin yapısına uygun- bir dekor, kimliklere uygun bir kostüm, hikâyeye yardımcı olan ışık düzeni ve efektler. Oyunu belirli bir noktaya getiren güçlü unsurlardı. Timur Selçuk müziği de bir başka güzellikte.

Yazan: Oktay Arayıcı/Yöneten: Orhan Aydın/Müzik: Timur Selçuk/Dekor: Ali Yenel/Kostüm: Gönül Sipahioğlu/Işık: Kâzım Yüksel/Efekt: Bora Nakipoğlu/Yön. Yar: Yonca Cevher/Oynayanlar: Genç Sanatçılar. Yunus Emre Kültür Merkezi-ATAKÖY