Kaydet
a- | +A

Büyük Millet Meclisi''nde 2000 yılı bütçesinin Plan ve Bütçe Komisyonu''nda görüşülmesine Maliye Bakanı Sümer Oral''ın sunuş konuşmasıyla geçen hafta başlandı. Bilindiği gibi her yıl bütçe tasarısıyla birlikte bütçe gerekçesi ve yılın ekonomik raporu da meclise sunulur. Gerek bakanın komisyona sunuş konuşması gerek diğer iki belge bütçe tasarısı ve ülkenin ekonomik durumu hakkında Büyük Millet Meclisi''ne dolayısıyla kamuoyuna verilebilecek bütün bilgileri ihtiva eder. Biz bunlardan Maliye Bakanı''nın sunuş konuşmasından önemli pasajlar nakletmek istiyoruz.

Bu konuşmaya göre 2000 yılı için hedef alınan temel büyüklükler ve bütçeyle ilgili önemli rakamlar şunlardır:

* Gayri Safi Milli Hasıla 124 katrilyon 967 trilyon lira,

* Büyüme Hızı yüzde 5.5,

* Tefe yıl sonu hedefi yüzde 20,

* İhracat 28 milyar 250 milyon dolar,

* İthalat 46 milyar dolardır.

Bu büyüklükler dikkate alınarak 2000 yılı bütçesi için konsolide bütçe harcamaları 46.9 trilyon, 32.5 katrilyon, bütçe açığı 14.3 katrilyon lira olarak belirlenmiştir. 1999 bütçesine göre harcamalar % 73 fazladır. Geçen yılki konsolide bütçe tahminine göre, önümüzdeki yıl % 77 fazla bir gelir beklenmektedir.

2000 yılı bütçesinin hangi eknomik koşullarda hazırlandığını ortaya koymak için sizlere dünyadaki gelişmelerden de kısaca bahsetmek istiyorum diye söze başlayan Maliye Bakanı bu konuda şunları söyledi:

"1998 yılında gelişmiş ekonomilerin ortalama büyüme hızı % 2.2''ye düşmüştür. Son yıllarda % 6 gibi oldukça yüksek bir büyüme performansı gösteren gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızı ise 1998 yılında % 3.2''ye inmiştir. 1997 yılında % 4.2 olan dünya ekonomisi büyüme hızı 1998 yılında % 2.5''e düşmüştür. 1999 yılında ise dünya ekonomisinin tekrar iyileşmeye başladığı gözlenmektedir. Uluslararası piyasalarda yatırımcı güveni yeniden tesis edilmiş durumdadır. Bütün bu gelişmeler sonucunda dünya ekonomisine ilişkin tahminler biraz daha olumlu yönde değişmektedir."

Maliye Bakanımızın vergi gelirleri hakkında sözleri de şöyledir:

"Vergilemede felsefemiz verginin tabana yayılması ve kayıtdışı çalışan vergi vermeyen grupların vergi sistemi kapsamına alınmasıdır. Vergi olayına sadece fiskal açıdan yaklaşmak doğru değildir. Verginin ekonomik ve sosyal boyutu en az fiskal yönü kadar önem taşır. Bir vergi sisteminin başarısının ön koşulu güçlü bir vergi idaresidir. Teknolojik olanaklarla güçlendirilmiş etkin bir vergi idaresi olmadıkça kanunlar çok mükemmel olsa bile sistemin başarılı olma şansı zayıftır.

Özelleştirmede hızlı bir uygulamanın hükümetin önceliklerinin başında geldiğini söyleyen Maliye Bakanı, sağlıklı bir mali sistemin bankacılık ve para sermaye piyasalarının istikrarlı ve güvenli işleyişine bağlı olduğuna ve dolayısıyla buna önem verildiğine değinmiştir.

Maliye Bakanı kamu çalışanlarının, emekli, dul ve yetimlerinin ücretlerinin hedeflenen enflasyon rakamı baz alınarak, fakat hayat pahalılığı artışı daha fazla olursa buna göre saptanacağını beyan eylemiştir. Ancak bu noktada katılmadığımız bir hususa işaret etmek istiyoruz. Bilindiği gibi bizdeki telafi edici ücret zamlarının amacı, geçen yılın enflasyonunun sebep olduğu gelir kaybını gidermektir. Bu itibarla zam bizce 1999''daki gelir kaybı kadar olmalıdır.

Bütün bu özetlediğimiz hususlarda; ücret zamları dışında Maliye Bakanımızdan farklı düşünmek mümkün değildir. Çünkü Maliye Bakanı''nın elindeki ekonomik tablonun ortaya çıkardığı şablonun dışına çıkması düşünülemez. Bu itibarla bilhassa son 7 yılın ortaya çıkardığı ekonomik şartları yok farzedip "bütçe şöyle olmalı, böyle olmalı" demek kabil değildir. Daha doğrusu bu bütçeyi ülkenin ekonomik şartları dikte ettirmiştir.

Mühim olan bundan sonra mevcut duruma göre gelir artırıcı, gider kısıcı bütün tedbir ve kararları alabilmektir. Büyük Millet Meclisi''nin desteği sayesinde yeni akılcı mali tedbirlerle bütçenin gelecek yıl en iyi şekilde uygulanmasını diliyoruz.