Kaydet
a- | +A

8''inci plan TBMM''nin onayından geçti ve Resmi Gazetenin 5 Temmuz mükerrer nüshasında yayınlandı. 8''inci 5 yıllık kalkınma planının ana başlıklarını şöylece sıralamak mümkündür:

1.Son 5 yıllık planın uygulanması sonucu ortaya çıkan ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeler,

2.Uzun vadeli gelişmenin de Cumhuriyetin 100''üncü kuruluş yıldönümü olan 2023 yılı sonuna kadarki dönemin temel amaçları ve stratejisi,

3.8''inci planın maliye, para, kur, özelleştirme, yatırım, dış ticaret ve ödemeler dengesi politikaları,

4.Avrupa Birliği ve diğer yabancı devlet grupları ile ilişkiler,

5.Bölgesel planlama faaliyetleri,

6.Eğitim, sağlık ve diğer sosyal hizmetler,

7.Sosyal refahın arttırılması. Adaletin ve kamu hizmetlerinin en iyi şekilde topluma fayda sağlaması yolları,

8.Bütün ekonomik sektörlerin gelişmesi ve sorunların giderilmesi,

Görülüyor ki, plan metninde Türkiye''nin 5 yıl içinde gerçekleştirebileceği bütün iyileştirmeler ve düzenlemeler yer almış bulunmaktadır. Netice itibariyle insan, plan metnini okuyunca burada yazılı olanların gerçekleşmesi halinde ülkemizin daha iyi bir gelişmişlik düzeyine çıkabileceğine dair büyük bir ümide kapılıyor ve seviniyor. İşte bu noktadan sonra da yazılı olanlar gerçekleşebilir mi diye bir düşünceye de insan ister istemez kapılıyor. Aslında plan mevzuunda nereden nereye geldik diye düşünmek istersek geçmişe bir bakmamız gerekir.

1950 yılında Demokrat Parti''nin iktidara gelişiyle bugünkü modern plan kavramı da kamuoyunun gündeminde yerini aldı. Fakat mevzu zamanla plan-pilav mizahı şekline dönüştü ve 1960 ihtilaline kadar durum böyle devam etti. 1960 ihtilalinden sonra plan kavramı hemen tekrar gündeme geldi ve 1960 Eylül''ünde Devlet Planlama Teşkilatı kuruldu. Bilhassa merhum İsmet İnönü''nün Başbakan olarak plana sahip çıkmasıyla Türk ekonomisi yepyeni bir ekonomik düzene girdi. İnönü''nün başlattığı ve sonra 1965''ten 1971 Mart''ına kadar Süleyman Demirel''in ilk Başbakanlığı döneminde devam ettirdiği büyük bir heyecana dayalı plan faaliyetleri inanıyoruz ki, Türk ekonomisinin önemli bir gelişme hızını kazanmasında temel unsur olmuştur. Fakat 1975''te kurulan Milliyetçi Cephe koalisyonlarından sonra 1980 Ocak kararlarıyla başlayan serbest piyasa düzeni sistemi plan heyecanını söndürdü, onun yerine liberal ekonomi devrinin kendine has havası ülkeyi kapladı. Daha doğrusu plan kavramı kamuoyunda önemini kaybetti.

Yeni dönemde ekonomik alanda plan yerine hükümetlerin programları ön plana geçti. Hükümetlerin Devlet Planlama Teşkilatı''na verdikleri önem de buna paralel olarak azalınca 1960''larda ekonomik dünyamızı ve kamuoyunu dolduran plan heyecanı kayboldu. Bunun yerine enflasyondan kurtulma gayretleri gündeme geldi. Halbuki enflasyon plan anlaşıyının ülkede güç kaybetmesinin sonucudur. Başka bir ifade ile plana riayet edilmemesi ülkede enflasyona yolaçmaştır.

Bu noktadan hareket edersek ülkemizde yeniden bir planlı kalkınma havası oluşturulmasında biz büyük yarar görüyoruz. Ve planın niteliğinin değil, tam uygulanmasının önemini vurgulamak istiyoruz.

Başka bir deyimle hükümetlerin 8''inci planın en iyi şekilde uygulanmasına önem vermelerini temenni ediyoruz. Çünkü böyle olursa ancak planda ön görülen yılda ortalam % 6.7''lik büyüme ve 2005''te de halen 3000 dolar civarında bulunan kişi başına milli gelirin 4300 dolara yükselişi ve enflasyondan kurtulma gerçekleşebilecektir.