Giderleri 46.9, vergi gelirleri 32.5, vergi dışı gelirleri 8.5, açığı 14.3 katrilyon olan yeni bütçe TBMM''ye sunuldu. Bütçe sunuldu diye yazarken bu konu ile ilgili olarak Kamu görevlisi iken yaşadığımız günlere ait anılar zihnimizi birden işgal etti. Ve gördük ki geçmişle günümüz arasında şekli bazı farklar var, fakat esas değişmemiş. Değişmeyen esası da (bu ödeneklerle ihtiyaçlar karşılanmaz) sözü ile özetleyebileceğimiz görüşler teşkil etmektedir. Hakikaten her bütçe tasarısı TBMM''ye sunulduğu zaman yapılan tenkitlerin özeti budur. Bütün tasarılarda genelde yapılması arzu edilen yatırımların ve hizmetlerin gerektirdiği ödeneklerin ve Kamu çalışanlarının aylık miktarlarının azlığı tenkitlerin esasını meydana getirir. Ayrıca enflasyonist baskıların bütçe açısından bilhassa arttığı son beş yıl içinde devletin ödediği faizlerin yükünün çok ağırlaştığı da yeni bir tenkit mevzuu haline gelmiştir.
Bugünkü durumda bütçelerimizin istenilen şekilde olamamasının temelinde önce Kamu gelirlerinin yetersizliği, sonra da gereksiz bazı giderlerin varlığı yer almaktadır. Giderlerin fazla oluşundaki hastalık Kamu''nun eskiden beri mevcut baş derdidir. Bakınız, Dr. Feridun Ergin yarım asra yakın bir zaman evvel 19 Aralık 1951''de Cumhuriyet Gazetesi''ne neler yazmış:
"Umumiyetle Devlet dairelerinin mali muvazene mefhumuna kıymet vermeksizin bütçede azamî tahsisat almaya çalıştıklarını söylemek mümkündür. Yalnız Danıştay ve Sayıştay gibi eski bir hukuk ve idare ananesine sahip teşekküllerin hazırladıkları bütçeler tasarruf zihniyetinin ve umumi menfaat endişesinin henüz tamamen silinmediğini gösteren istisnalardır. Diğer amme müesseselerinin istedikleri para ile hakiki ihtiyaçları arasındaki münasebeti teşhis edebilmek güçtür. Amme masraflarına mesnet teşkil eden ihtiyaç vazife sahiplerinin talebi ile tezahür ettiğine, mesul vazife sahiplerinin onbinlerle ifade edilen bir yekun tuttuğuna ve masraf bütçesi bu kadar kalabalık bir kütle tarafından yapılan hizmet ve istihlâk''in muhassalası olduğuna göre bütçenin ne hazırlık ve ne de tatbik safhasında fiili sarfiyatla hakiki ihtiyaçlar arasındaki muadeleti kontrole imkan bulunamamaktadır. Masraf dairelerinin stratejisi tahsisat taleplerinin en yüksek doz üzerinden formüle bağlamaya mütemayildir."
Bu yazı da gösteriyor ki genelde bütçe giderleri, ilgili dairelerce öteden beri yüksek tutulmaya zorlanmaktadır. Bu yüzden bize göre, cari giderlerin mümkün olduğunca en azda tutulmasına çalışılmalıdır. Kamu gelirlerinin yetmezliğine gelince bilindiği gibi bu konu mali bünyemizin temel sorunlarından biridir. Maliye Bakanlığımız yıllardır bu konunun arzu edilir hale gelmesi için elinden gelen gayreti göstermektedir. Fakat unutmamalıdır ki Kamu gelirlerinin toplanmasında rol oynayan iki önemli faktör vardır. Bunlardan biri mevzuat ve maliye teşkilatı, diğeri de vergi mükellefi topluluğudur. Vergi verme bilinci toplumda güçlenmedikçe Maliye Bakanlığımızın gayretlerinin istenilen düzeyde sonuç vermesi oldukça zordur.
Bütçe dolayısıyla bu günlerde, sloganlaşan IMF Bütçesi sözünün de geçersizliğini belirtmeden edemeyeceğiz. IMF stand-by için, kendi düşüncesine göre bir bütçe istemez. IMF''nin istediği Türk ekonomisinin düzelmesi için gereken kararların alınmasıdır. Bu kararların belirlenmesinde Türk ekonomisinin gerekleri rol oynar. Dolayısıyla bugünkü şartlarda yapmamız gereken bütçe ne ise IMF onu ister. Bu itibarla bütçeyi IMF değil Türk ekonomisinin düzelmesi için gereken şartlar belirler.
Bu görüşleri; Hazine Genel Sekreteri iken, IMF''ye muhatap başsorumlu üst düzey bürokrat olarak 1965-1972 arasında geçirdiğimiz çalışma dönemimizde başımızdan geçenlere dayandırdığımızı da ifade etmek isteriz.
Bütün dileğimiz, tasarının TBMM''ce bugünkü ortamda yapılabilecek en iyi bütçe haline getirilmesidir.

