Kamuoyunda enflasyon, gelir dağılımındaki bozukluk, kamu çalışanlarının ücretlerinin düşüklüğü gibi sorunlar devamlı olarak mevcut bulunmaktadır. Bu sorunların ana sebebi devlet teşkilatının istenildiği şekilde çalışamamasıdır. Biz inanıyoruz ki, devlet teşkilatı amacına uygun şekilde çalışır halde bulunsa sözkonusu sıkıntılar da zaman içinde kaybolur.
Bilindiği gibi, devlet idaresi iki temel unsura dayanır. Bunlardan birini, kamu çalışanları diğerini de siyasetçiler teşkil etmektedir. 1. grub, bir insan vücudunun ellerine ve ayaklarına benzer. 2. grup da bir beyin fonksiyonu yapar gibidir. Meseleyi böyle ele aldığımız zaman bir memleketin geleceğini siyasetçiler tayin ediyor demektir. Kamu çalışanları ise, siyasi organın emrindedir ve onun emrettiklerini yerine getirmekle görevlidir. Durum böyle olunca, devletin idaresinde siyasetçiler ne kadar önemliyse kamu çalışanları da aynı ehemmiyet derecesine sahipler demektir. Tek parti döneminde başka bir deyimle 1950''lerden evvel siyasi kadroyla, memurlar arasındaki ilişkiler en iyi düzeydeydi ve kamuda çalışanlarla, devleti idare edenler arasında hissi değil, objektif bir ilişki vardı. Bu alaka çerçevesinde memurlar, kendilerini siyasetçilerin değil, devletin ya da milletin hizmetkarı gibi görüyorlardı. Fakat, 1950''lerden sonra oluşan çok partili dönem başladıktan sonra durum değişmeye başladı ve 1970''lerden itibaren daha doğrusu, 1974''deki Milli Selamet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi koalisyonundan sonra memurlar, milletin değil, sempatizanı oldukları partilerin mensubu gibi hareket etmeye ve tavır takınmaya başladılar. Kanaatimizce bu nokta çok önemlidir. Devletin bürokratik yapısı objektif kurallara göre şekillenecek bir hale mutlaka getirilmelidir. Bu ihtiyaç, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması adıyla 9. Cumhurbaşkanı Sn. Süleyman Demirel tarafından kamuoyuna sunulmuştu. Geçmişte, Sn. Demirel''in gayretleri ile bu konuda çok önemli gelişmeler oluşmuştu. Bize göre, devletin yönetim açısından en büyük ihtiyacı devlet teşkilatının yeniden objektif bir şekilde fonksiyon yapar hale getirilmesidir. Cumhurbaşkanımız Sn. Ahmet Necdet Sezer, bu mevzuda geçmişte yapılan çalışmaları bir bütün olarak ele alıp, bunun sonuca ulaşması için gerekenleri yaparsa devlet, çarkının en iyi şekilde vazife görmesini sağlamış olur. Bu vesile ile, kamu hizmetinde çalışanların partilerle ilişkisinin filizlendiği 1950 başlarında konuyla ilgili olarak daha evvelki bir yazımızda bahsettiğimiz Cumhuriyet Gazetesi''nde yayınlanan bir yazıyı tekrar aynen sunuyoruz:
"İstanbul hamallar arasında, 700-800 hatta bazen 1000 TL. maaşlı bir gedik usülünün devam ettiğini biliyor musunuz? Meclisi İdare Azalığı, Murakıplık gibi İstanbul''da hamalbaşılık o kadar kârlı bir iştir ve talipleri o kadar çoktur ki partiler iktidara gelir gelmez bu işlere derhal kendi adamlarını tayin ederler. Bu hamalbaşılık bilhassa son zamanlarda cazip bir iş haline gelmiştir. Partiler değiştikçe bu şahıslar da değişir. Düne kadar bu işlerde Halk Partisi''nin adamları mevki almışlardır."
Mizahi yönü, ağır basan bu yazıdan da anlaşılacağı gibi iktidarda bulunan partilerin adam ayrımı yapma dolayısıyla objektiflikten sapma bakımından devlet teşkilatı üzerindeki olumsuz etkileri 50 yıldan beri mevcuttur ve bu hal 1974''lerden sonra ülkemiz için çok tehlikeli bir hale gelmiştir. Bu durum, devlet hizmetlerinin istenilen seviyede gerçekleşmesi açısından büyük bir engel oluşturmaktadır. Bu vesile ile Sn. Demirel''in önemle üzerinde durduğu ve hayli olgunlaşmış bir safhada bulunan devletin yeniden yapılanması çalışmalarının bir an önce tamamlanmasında ve devlet bünyesinin parti menfaatlerinin etkisinden uzak ve objektif kurallara göre faaliyette bulunur hale gelmesinde büyük bir yarar hatta zaruret gördüğümüzü belirtmek isteriz.

